İnsan Hakları İzleme Örgütü: Ankara ve Pekin ilişkileri geliştikçe Türkiye’de Uygurlara baskı artıyor

(Photo by JUSTIN TALLIS / AFP)

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Türkiye’nin Uygur mültecilerini keyfi biçimde güvenlik tehdidi olarak damgaladığını, gözaltına aldığını ve bazılarını Çin’e geri gönderilme riskiyle karşı karşıya oldukları üçüncü ülkelere sınır dışı ettiğini, bu uygulamanın giderek yoğunlaştığını açıkladı.

HRW’ye göre Türk makamları, somut kanıt olmaksızın ‘Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’ kapsamında, Uygur mültecilerini kamu güvenliği riski olarak etiketlemek için “tahdit kodları” kullanıyor.

Bu kodlar herhangi bir kişi tarafından yapılan ve sonradan asılsız olduğu ortaya çıkan bir şikâyet neticesinde bile uygulanabiliyor. Bu kod bir kez uygulandığında; kişilere oturma izni ve diğer yasal statüler verilmeyebiliyor, sınır dışı merkezlerinde tutulabiliyor ve Uygurlar ülkeden çıkarılmalarına neden olabilecek şekilde “düzensiz göçmen” muamelesi görebiliyorlar.

HRW ayrıca Çinli yetkililerin “terörist” olarak nitelendirdikleri kişilerin listelerini Türk yetkililere sunduğunu; bu listelerde yer alan bazı kişilere daha sonra Türkiye’de tahdit kodları verildiğini belirtti.

Mahkemeler, temel hukuk ilkesini Uygurlara uygulamıyor

HRW, incelediği çok sayıda mahkeme kararında Türk yargıçların, ciddi zarar görme riski bulunan yerlere geri göndermeyi yasaklayan ilkenin, Çin’e geri gönderilen Uygurların maruz kaldığı ağır ihlallere dair kapsamlı belgeler bulunmasına rağmen, Uygurlar için geçerli olmadığına hükmettiğini belirtti.

Raporda, 2019 yılında Türkiye’den Çin ile iade anlaşması bulunan Birleşik Arap Emirlikleri’ne sınır dışı edilen bir Uygur erkeğin vakasına da yer verildi. HRW’ye göre söz konusu kişi daha sonra BAE’den ayrılıp güvenliğe ulaşmak için birkaç ülkeden geçti; ancak Çinli yetkililerin yerel makamlar üzerindeki baskısı sonucu iki transit ülkede gözaltına alındı ve Çin’e geri gönderilme riskiyle karşı karşıya kaldı.

Rapora göre, 2016’nın sonlarından bu yana Çin’in kuzeybatısındaki Sincan bölgesinde Uygurlar ve diğer Türkî Müslümanlar, insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler uzmanlarının “insanlığa karşı suçlar” olarak tanımladığı şekilde, kitlesel ve keyfi gözaltı, işkence ve diğer ağır ihlallere maruz kalıyor. Türkiye ise ortak dilsel ve kültürel bağlar nedeniyle uzun süredir Uygurlar için bir sığınak işlevi görüyor.

Zorla belge imzalatılıyor

HRW, Türk göç idaresinin Uygur tutuklulara “gönüllü geri dönüş”ü kabul ettiklerine dair belgeleri imzalatmak için baskı uyguladığını, bazı durumlarda ise buna zorladığını; bu uygulamanın Suriyeli ve Afgan tutuklular arasında da rapor edildiğini söyledi.

Türkiye hukukuna göre kişiler sınır dışı kararlarına itiraz edebiliyor. Ancak HRW’ye konuşan bir avukata göre, dosyalarda tahdit kodu bulunduğunda altta yatan delillerden bağımsız olarak yargıçlar sıklıkla başvurucular aleyhine karar veriyor.

HRW, Türk yetkililere güvenlik kodlarının keyfi kullanımına son verme, Uygurları Çin’e geri gönderilme riskiyle karşı karşıya bırakan sınır dışı işlemlerini durdurma ve mültecileri geri göndermeme ilkesine ilişkin uluslararası yükümlülükleri yerine getirme çağrısında bulundu.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin