1996 yılında İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra dövülerek öldürülen gazeteci Metin Göktepe, basın tarihinde ifade ve basın özgürlüğü açısından bir dönüm noktasını simgelemeye devam ediyor.
Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe, 8 Ocak 1996’da, Ümraniye E Tipi Cezaevinde öldürülen tutuklular Orhan Özen ile Rıza Boybaş’ın cenaze törenini izlemek için Alibeyköy’e gitmiş, basın kartı olmadığı gerekçesiyle ilçeye sokulmayan Göktepe yüzlerce insanla birlikte gözaltına alınmıştı. Eyüp Kapalı Spor Salonu’na götürülen Göktepe, burada polislerin şiddetine maruz kalmış ve dövülerek öldürülmüştü.
Olay, kamuoyunda büyük yankı uyandırmış; gazetecilerin çalışma koşulları ve gözaltında yaşanan hak ihlalleri uzun süre tartışılmıştı.
Aradan geçen 30 yıla rağmen Türkiye’de gazetecilerin güvenliği ve çalışma koşulları hâlâ ciddi tartışma konusu. Meslek örgütleri ve insan hakları savunucuları, gazetecilerin gözaltı, tutuklama, fiziksel şiddet ve yargı baskısı gibi risklerle karşı karşıya olduğunu vurguluyor.
Bu durum, Metin Göktepe’nin ölümünün yalnızca geçmişte kalmış bir vaka olmadığını, güncel sorunlara da ışık tuttuğunu gösteriyor.
