NECİP F. BAHADIR | YORUM
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ‘normalleşme’ siyasetine rest çekmesi sürpriz değil ama AKP – MHP ilişkilerini işaretlemesi açısından önemli. Hatta dönüm noktası olacak kadar mühim. Özellikle 31 Mart’tan sonra Cumhur İttifakı’nda işlerin yolunda gitmediğini anlatmaya, Ankara’dan yükselen ‘çatırtı’ seslerine dikkat çekmeye çalışıyorum. Siyasette ayrılık ‘al mektuplarını, ver mektuplarımı’ gibi kolay olmaz. Evladü ıyal, yani ‘siyasi menfaatler’ uğruna şiddetli geçimsizliğe katlanılır.
31 Mart’tan sonra normalleşme adımını kim attı? Erdoğan… Muhalefetin yüzüne bakmazken CHP Lideri Özgür Özel’e kapıları ardına kadar açtı. ‘Boş koltuklu’ zirve sonuç bile verdi. 28 Şubat’ın yaşlı ve hasta tutukluları serbest bırakıldı. Gece yarısı atılan bu imza Özel’e bir jest ve normalleşmenin işaret fişeklerinden biriydi. ‘Yumuşama’ diyen de bizzat Erdoğan. “Türkiye’nin buna ihtiyacı var!” dedi; “(Özel görüşmesiyle) siyasetin ülkemizde çok daha yumuşama dönemine girdiğini görüyoruz. Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyoruz.”
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!
Erdoğan’ın mesajı yorumlanmaya ihtiyaç bırakmayacak kadar net. Tabii bu hamlesini ülkenin hayrına olduğu için yaptığını sanmıyorum. Kendisinin ve AKP’nin çıkarlarının normalleşmeden geçtiğini düşündüğü için ‘yumuşama’ dediğine inanıyorum. 31 Mart’tan sonra ‘eski hal muhal’, yeni dengeler oluştu. MHP ile ortaklığın geleceğinin olmadığını en iyi gören AKP kadroları. 31 Mart hezimetinin asıl sorumlusu MHP’nin ipoteği altındaki AKP politikaları. Erdoğan, bu yüzden MHP’siz iktidar arayışına başladı. Bahçeli’nin bunu görmemesi mümkün mü? Değil elbette.
MHP lideri grup toplantısında hiç kimse için sürpriz olmayan ‘o sözleri’ söyledi. Bu yazıyı o cümlelerin altını çizmek için yazıyorum. Bahçeli ne mi dedi? Özgür Özel’e söyler gibi yaptı. ‘Sinan Ateş cinayeti’ nedeniyle CHP ile MHP liderleri birbirlerine karşılıklı salvolar gönderiyor. Bahçeli ‘kelime oyunları’ yaptıktan sonra, “Hiç kimse boşuna çabalamasın, bizim böylesi uçuk kaçık ve garabet yumuşamaya karnımız tok, yüzümüz de dönüktür.”
Bu sözlerin gerçek adresi Özgür Özel olabilir mi? DEM ile ilişkiler falan da dese boşuna.
Devlet Bahçeli ‘yumuşama ve normalleşme’ isteyen ve bu yönde politikalar üretmeye başlayan Erdoğan’a sınır çizdi. Hem de kırmızı renkle. Rest çekti. Bir uyarı veya ikaz olarak okumak bile mümkün. Hatta ben daha ileri giderek ‘ültimatom’ verdiğini düşünüyorum. Erdoğan’a, ‘Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!’ makamında, “Normalleşme veya yumuşama yok!” dedi ve kendince iktidara ayar verdi.
Bize sürpriz olmayan Erdoğan’a da sürpriz olmaz. MHP’nin nerede durduğunu ve politikalarını esnetmediğini bilmemesi mümkün mü? Değil.
OHAL ikliminden faydalanan tek parti; MHP!
MHP’siz iktidar arayışlarına boşuna mı girdi? MHP ile ortaklık AKP’nin aleyhine, MHP’nin ise lehine işliyor. Olağanüstü hal ikliminden nemalanan tek parti var; MHP… Bahçeli beslendiği bu kaynağın kurumasını ister mi? Tabii ayrılık kolay değil. 31 Mart’ta AKP ve MHP denize düştü. Çare birbirlerine sarılmak ve dibi boylamak değil. Sağ salim yüzeye çıkmak. Yüzme bilmeyenler gibi panik ve pür telaş birlikte boğulmayla karşı karşıya iki partide. MHP’nin AKP’yi kendi haline bırakması mümkün değil. Tam bir çıkmaz.
Erdoğan, Bahçeli’ye cevap verebilecek mi? Söz olarak ‘hayır’ vermez, vermek istemez. Ama politika olarak MHP’siz iktidar arayışlarını hızlandırır. Partisi üzerindeki MHP ipoteğini kaldırıp atmak için yeni çareler arar. MHP daha fazla taşınamaz bir yük artık. AKP ve MHP’nin iktidar güneşi batmakta. Ve siyasette yeni sabah olmakta. Tan yeri ağardı. Erdoğan’ın çıkış arayışları boşuna mı? Değil.
Deneyimli bir gazeteci CHP kaynaklarına dayandırarak bir ‘AKP – CHP koalisyonunun gelişmekte olduğunu’ dillendirdi. Erdoğan’ın iki bakanlık dışında CHP’ye 4-5 bakanlık vermeye hazır olduğu bilgisini CHP cephesinden aktardı. MHP ile ortaklığı kafasında bitirdiğini de özellikle vurguladı. Doğru olabilir mi? CHP ile yakınlaşma koalisyon kurmaya kadar varır mı? ‘Evet’ demek zor ama ‘hayır’ da diyemiyorum. Çünkü siyasette her türlü sürprize gebe öyle bir iklim hüküm sürüyor ki… Erdoğan’ın masasında bütün seçeneklerin olduğunu düşünmek yanlış olmaz. Buna CHP ile ortaklık dahil.
Bir haftadır zihnimi kurcalayan bir husus var. Erdoğan’ın CHP’ye iade-i ziyareti neden ağırdan aldığı… Özel’le buluşma Mayıs’ın başında gerçekleşti. Ayın sonuna geldik. Erdoğan ve Özel’in ziyarete fırsat vermeyecek kadar yoğun bir programı da yok. Olsa ne olur? Hemen boşaltılır. Yurtdışı seyahatleri belki bahane olabilir. Ama Erdoğan bu süre içinde yurt dışında fazla zaman geçirmedi. İade-i ziyaret için harekete geçmedi? Beklediği bir şeyler mi var? Yoksa arka planda gözlerden ırak, kamuoyundan habersiz bir şeyler mi pişiyor?
AKP, CHP’yi sorunlara ortak etmek istiyor!
Zihnim bu düşüncelerle meşgulken gazetecinin kulis haberi beni heyecanlandırdı. O yüzden ‘Hayır, olamaz’ demedim. Ve duygularımı sizinle paylaşma gereği duydum. En azından bir soru işareti koymakta fayda var. Ankara’da sorunlar ağırlaşınca hep ‘büyük koalisyon’ beklentisi seslendirilir. İki büyük parti elini taşın altına koyarsa devasa iç ve dış problemlerin çözümü daha kolay olur. Türkiye bugün adı konmamış veya itiraf edilmemiş ekonomik, politik krizlerle boğuşuyor. Vatandaşın ekonomisi hiç bu kadar kötü olmamıştı. AKP’nin sözleri, vaatleri gerçekleşmedi. Umutsuzluk diz boyu.
AKP, CHP’yi yanına çekmek ve sorunlara ortak etmek ister. Yeni dönem şekillenirken Erdoğan, CHP ile iş tutmanın kendisi için avantajlı olacağını iyi bilir. Güç merkezi CHP’ye kaydı. Siyasetin sihirli asası Özel’in elinde. Erdoğan CHP ile koalisyon ister de CHP, ‘evet’ der mi? Ülke menfaatleri falan derse belki. Parti ve siyasi çıkarı öncelerse AKP’den uzak durur. Çünkü birlikte boğulma riski var. CHP kurmaylarının bu tehlikeyi sezmemesi ve görmemesi mümkün değil.
Evet, Ankara’da ‘hiçbir şey olmasa bile çok şeyler oluyor.’ Geciken ‘iade-i ziyaret’ acaba bir şeylere mi gebe? 31 Mart’tan sonra boşuna ‘Siyasetsiz günler bitti, klasik siyaset yeni başlıyor!’ demiyorum. Belli ki yakında ‘çok şeyler’ göreceğiz.
Nehrin kenarından ayrılmayın.

Vay geldi CHP nin başına.Bahçeli= Özel olmaya az mı kaldı ne?Tayyip Özeli iyice ketenpeleye getirmek için yalandan biriki yerin bombalamayı hatta 3-5 kişinin de ölmesi tezgahlanırsa şaşmayacağım..Tipik sosyal demokrat dönekliği.