TR724 Washington Temsilcisi Adem Yavuz Arslan, Okyanus Ötesi programında Halkbank davasında kritik bir eşikte olunduğunu söyledi. Washington’da, Halkbank’ın ceza ödeyip savcılıkla uzlaştığı ve davanın bu yolla kapanması konusunda anlaşma yapıldığı konuşuluyor. Ancak şu ana kadar açıklanmış kesin bir karar yok.
Erdoğan’ın bu dava dosyasını düşürmek için uzun süredir yoğun çaba sarf ettiğini hatırlatan Arslan, Trump’ın da bu konuda sıcak bir tutum içinde göründüğünü söyledi. Bu nedenle çıkacak olası bir uzlaşma kararının Erdoğan açısından sadece hukuki değil, aynı zamanda siyasi olarak da büyük bir rahatlama anlamına geleceğini ifade etti.
Arslan, “bugün ya da yarın” yeni bir karar ya da somut bir adım gelebileceğini belirtirken, henüz ortada kesinleşmiş bir sonuç bulunmadığının da altını çizdi. Bu yüzden şu aşamada “dava düştü” ya da “anlaşma tamamlandı” demek mümkün değil. Ancak konuşulan tablo, Washington’da uzlaşma ihtimalinin ciddi biçimde güçlendiğine işaret ediyor.
Yayında çizilen çerçeveye göre, eğer Türkiye tarafı ile New York Güney Bölge Savcılığı Halkbank dosyasında bir uzlaşmaya varırsa, dava kapanabilecek. Bu da Erdoğan’ın yıllardır en fazla önem verdiği ve ABD temaslarının merkezine yerleştirdiği dosyalardan birinin gündemden çıkması anlamına gelecek.

Adem Yavuz Arslan’ın Okyanus Ötesi’nde anlattığı tablo özetle şu: Erdoğan Halkbank davasını düşürmek istiyor, Washington’da bunun için bir formül aranıyor ve bu formülün adı da büyük ihtimalle ceza karşılığı uzlaşma. Şimdilik ortada kesinleşmiş bir karar değil, kritik bir eşikte beklenen sonuç var.
Ne olmuştu?
Halkbank davası, ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımların delinmesi iddialarına dayanıyor. ABD’li savcılara göre, İran’ın petrol ve doğalgaz satışından elde ettiği milyarlarca dolarlık gelir, uluslararası finans sistemine Halkbank üzerinden sokuldu. Bu süreçte paravan şirketler, sahte ticaret işlemleri ve özellikle “altın ticareti” üzerinden kurulan bir finans ağı kullanıldığı iddia edildi.
Dosya ilk kez 2016 yılında İranlı Reza Zarrab’ın ABD’de tutuklanmasıyla uluslararası gündeme geldi. Zarrab, daha sonra savcılıkla işbirliği yaparak itirafçı oldu ve 17-25 Aralık dosyalarındaki tüm belegeleri doğruladı. İran yaptırımlarını delmek için kurulan sistemin ayrıntılarını mahkemede tek tek anlattı.
2017’de ise Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla New York’ta yargılandı ve Halkbank’a yönelik suçlamalardan ceza aldı.
ABD Adalet Bakanlığı, 2019 yılında New York Güney Bölgesi Savcılığı üzerinden Halkbank hakkında resmi iddianame hazırladı. İddianamede bankaya;
ABD yaptırımlarını delmek,
banka dolandırıcılığı,
kara para aklama,
komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Halkbank ise tüm suçlamaları reddetti. Banka ayrıca bir devlet bankası olduğu için ABD mahkemelerinde yargılanamayacağını, yani “yabancı devlet dokunulmazlığı” bulunduğunu savundu. Bu tartışma davanın en önemli hukuki başlıklarından biri haline geldi.
Dosya 2023 yılında ABD Yüksek Mahkemesi’ne kadar gitti. Mahkeme, yabancı devlet dokunulmazlığının ceza davalarında otomatik koruma sağlamadığına hükmetti ancak bazı hukuki değerlendirmelerin yeniden yapılması için dosyayı alt mahkemeye geri gönderdi. Böylece dava tamamen kapanmadı ve süreç devam etti.
Halkbank davası yıllar içinde yalnızca hukuki bir dosya olmaktan çıkıp Türkiye-ABD ilişkilerinde siyasi bir başlık haline geldi. Ankara, suçlamaları siyasi olarak nitelendirirken, Washington’da dava uzun süre iki ülke arasındaki en kritik dosyalardan biri olarak görüldü.
Washington kulislerinde, Halkbank’ın para cezası ödeyerek savcılıkla uzlaşması ve dosyanın bu şekilde kapanması ihtimali konuşuluyor. Eğer böyle bir uzlaşma gerçekleşirse, yıllardır süren Halkbank davası hukuki olarak sona erebilecek.
Ülkenin ve milletin menfaatini kendi kıçını kurtarmak için harcamıştır.