Ekrem İmamoğlu Financial Times’a yazdı: Türkiye’nin demokratik geleceği dünyayı ilgilendiriyor

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Financial Times’ta yayımlanan yazısıyla uluslararası kamuoyuna önemli mesajlar verdi. Silivri Cezaevi’nden kaleme aldığı yazısında İmamoğlu, hem kendi tutukluluğunu hem de Türkiye’deki demokratik gerilemeyi anlatarak, bu sürecin Avrupa’dan Ortadoğu’ya kadar geniş bir bölgeyi etkileyen sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

23 Mart’ta tutuklanarak cezaevine gönderilen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Coğrafi konumumuz, ekonomik potansiyelimiz ve tarihsel bağlarımız Türkiye’yi sadece kendi iç meseleleriyle sınırlı olmayan bir ülke yapıyor,” diyerek Türkiye’nin küresel düzenin istikrarı için kilit bir ülke olduğuna dikkat çekti.

“Demokratik Türkiye”, Avrupa için vazgeçilmez

Yazısında, Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğunu, Avrupa Konseyi üyesi olduğunu ve Avrupa Birliği adaylığı bulunduğunu hatırlatan İmamoğlu, “Demokratik bir Türkiye, Avrupa’nın güvenliği ve bölgesel istikrar için vazgeçilmezdir” cümleleriyle ülkenin demokratik geleceğinin önemine dikkat çekti.

AB’nin her alanda maruz kaldığı zorlukların her birinde “demokratik ve laik bir Türkiye sadece yardımcı değil, aynı zamanda elzemdir” diyen İmamoğlu, gençlerini susturan ve muhalefeti ezen ve korkuyla yöneten bir rejimin sadece bölgesel istikrarsızlığı derinleştireceğini vurguladı.

İmamoğlu, “Küresel tedarik zincirleri yeniden şekillenirken, coğrafyamız ve sanayi tabanımız bizi doğal bir ortak haline getirmektedir. Ancak bu potansiyel ancak ülkenin güvenilir, şeffaf ve kurallara dayalı ekonomi politikalarıyla yönetilmesi halinde hayata geçirilebilir.” ifadelerini kullandı.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden bu yana “çoğunluğu Müslüman, laik, demokratik bir cumhuriyet” olarak Türkiye’nin ilgi çekici bir model sunduğunu belirtti. Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 yıllık iktidarında bu modelin yitirildiğini belirten siyasetçi, demokratik kurumlar aşındığını, muhalefetin kriminalize edildiğini ve yargının silah haline dönüştürüldüğünü aktardı. Bu durumun, ekonomik krize ve halk içinde umutsuzluğa yol açtığını söyledi.

“Siyasi Tutukluyum, Hakkımda Hüküm Yok”

Yazıyı “başka birçok seçilmiş yetkili, akademisyen, gazeteci ve aktivistin de tutulduğu Silivri Cezaevi’ndeki bir hücreden” yazdığını ifade eden İmamoğlu kendisini doğrudan “siyasi tutuklu” olarak tanımladı. Hakkında herhangi bir mahkumiyet kararı bulunmadığını belirten İmamoğlu, “Suçlamalar yalnızca birkaç ‘gizli tanığın’ dedikodularına dayanıyor. Ben siyasi bir tutsağım” dedi.

İmamoğlu, 2024 yerel seçimlerinde üçüncü kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan ettiğini hatırlattı. Ancak bu sürecin hemen ardından hükümetin kapsamlı bir baskı kampanyası başlattığını belirtti: “Yönetimimize soruşturmalar ve tehditlerle baskı kurdular. Otuz yıl önce aldığım üniversite diplomam keyfi şekilde iptal edildi. Ardından evimi yüzlerce polis bastı. Dört gün sonra adaylığım açıklanacaktı.”

“Bu Kriz Yapaydır, Bedeli Büyük”

Yazısında, yaşananların yalnızca bir siyasi hesaplaşma değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik ve diplomatik istikrarını da zedeleyen bir süreç olduğunu vurgulayan İmamoğlu, hükümetin kendisini devre dışı bırakma çabasının yapay bir kriz yarattığını söyledi: “Bu kriz, Merkez Bankası’nı rezervleri tüketmeye zorladı. 2023’te söz verilen ‘rasyonel ekonomi’ politikası yerini tekrar siyasi hayatta kalma çabasına bıraktı.”

“Otoriterlik Kaderimiz Değil”

İmamoğlu, Türkiye halkının demokrasiye olan inancını koruduğunu ve mücadelenin devam ettiğini vurguladı. CHP’nin ön seçimlerine 15 milyondan fazla vatandaşın katıldığını belirterek, bunun halkın kolektif kararlılığını gösterdiğini ifade etti.

“Türkiye’de son iki yüzyıldır anayasal yönetim, temsil ve adalet için mücadele ediliyor. Otoriterliğin bu topraklara ait olduğu tezi bir mittir,” dedi.

İmamoğlu’nun mesajı, yalnızca Türkiye’ye değil, demokratik değerlere inanan tüm dünyaya çağrı niteliği taşıyor: “Demokratik dayanışma artık bir seçenek değil, zorunluluktur. Küresel otoriterleşme dalgası belki Türkiye’de başladı, ama geri dönüş de burada başlayacak.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin