İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Biz bu eşitsiz, adaletsiz bozuk düzeni değiştirmek için yola çıktık. Bu israf ve istibdat sistemine son vermek için yola çıktık. Bir kişiye göre tasarlanmış bu bozuk düzeni değiştireceğiz.” dedi. PKK lideri Öcalan’ın silah bırakma çağrısı yaptığı ‘yeni süreç’ ile ilgili de konuşan İmamoğlu, çözümün adresi olarak Meclis’i gösterdi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemesi için yapılacak ön seçimle ilgili çalışmalarına devam ediyor. İmamoğlu’nun bugünkü durağı Diyarbakır’dı… İmamoğlu, konuşmasına iktidara eleştirilerde bulunarak başladı. Ekonomiden dış politikaya, Kürt sorunundan diploma krizine bir çok konuda değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, şunları söyledi:
- Az kazanan da, çok kazanan da aynı şeyi söylüyor. ‘Elimizdeki paranın bereketi kaçtı’ diyorlar. Memleketin bereketini kaçıran, kötü uygulamalarıyla insanından uzaklaşan, vatandaşını öteleyen, kötüleyen, vatandaşına parmak sallayan, tek meselesi koltuğu olan, o bereketi kaçıran bugünün iktidarıdır.
- Bunların içlerinde gayret yok, adalet yok, iyi niyet yok, maneviyat yok. Bunların günü kurtarmaktan, koltuklarını korumaktan başka dertleri yok. Sebep oldukları haksızlıkların, adaletsizliklerin milletin canını nasıl derinden yaktıklarını görmüyorlar.
- Böyle gelmiş böyle gitmeyecek. Büyük bir inanç ve kararlılıkla, milletimizle olan yoldaşlığımızla yola çıktık. Asla vazgeçmeyeceğiz ve göreceksiniz; bu memleketin dilediği ne varsa bizlerle beraber gelecek. Hep birlikte başaracağız
- Beni rüyasında ya da kâbusunda görüp uyananlar var yatağından. Ben onları önümüzdeki seçime kadar kâbusun kâbusuna boğacağım. Ondan sonra bu yürüyüş, o genel seçimde onları evlerine yollayacak. Bir kişinin veya bir kadronun yürüyüşünden bahsetmiyorum. Bu yürüyüş, CHP’nin tabandan tavana yürüyüşüdür.
- Biz bu eşitsiz, adaletsiz bozuk düzeni değiştirmek için yola çıktık. Bu israf ve istibdat sistemine son vermek için yola çıktık. Bir daha bu ülkede hiçbir siyasi otorite, milletin iradesinin üzerine kayyumlarla çökmesin diye yola çıktık.
- Milletin canı çıktı, bezdi! Bu ülkede yargı gücünü siyasetin silahı olmaktan kurtaralım diye yola çıktık. Bugün zalimlik yapan o bir avuç insanın, yüce Türkiye yargısının o namuslu, cesur hakimlerinin, savcılarının bile başını öne eğen bir avuç insanın bile gelecekte evlatlarını, torunlarını koruyacak güçlü bir adalet sistemi kurmak için yola çıktık. Bir kişiye göre tasarlanmış bu bozuk düzeni değiştireceğiz.
- Türkiye’nin barışa, huzura kavuşması çok önemlidir, çok değerli bir amaçtır. Ama ne yapılacaksa samimiyetle, şeffaflıkla, insanlıkla, tutarlılıkla yapılmalı. Siyasetin üstüne çıkmalı o duygu… Sandık menfaati, seçim menfaati değil, milletimizin menfaati düşünülmeli.
- Şiddetle, çatışmayla, terörle hiçbir sorun çözülemez. Silahlar susmalı, çatışma bitmeli. Çözüm toplumun tüm kesimlerinin diyaloğuyla olmalıdır. Kürtlerin ve tüm toplum kesimlerinin kendilerini bu ülkenin sahibi, eşit ve onurlu yurttaşı, eşit hissedarı olarak hissetmesini sağlamak hepimizin, devletimizin görevidir.
- Kürtler ‘bizim sorunumuz var’ dediği müddetçe ortada bir Kürt sorunu vardır. Bu sorun diyalogla, şeffaflıkla ve mutlaka her kesimi dinleyerek, şehit ve gazi yakınları başta olmak üzere tüm kesimlerin rızasıyla özellikle TBMM zemininde çözülmelidir. Adres orasıdır.
- Esenyurt Belediye Başkanımızın tutuklandığı davanın iddianamesinde savcı şöyle yazmış; “Batıdaki Kürtler nasıl kendi kimlikleriyle çoğunluk olmadığı yerde belediye meclislerinde temsil edilirler, söz sahibi olurlar…” Bu topraklar var oldu olalı, bu Cumhuriyet kuruldu kurulalı ‘Batıdaki Kürtler’ diyen birini duydunuz mu? Kürdün batıda olanı, doğuda olanı olur mu ya! Bunu bir savcı suç isnadı adına iddianemesine yazıyor. Batıdaki Kürtler ne demek!
- Bu sözleri yazanların ortaya koyduğu zihniyet gelecekte, adil bir Türkiye’de yargılanacak. Söz veriyorum. Ayrılıkçı zihinler yargılanacak. Bu milleti bölemeyecekler.
