RÖPORTAJ | METİN YIKAR
1996’da İzmir Selçuk’taki Efes Antik Kenti’nde bir turistin yolu kesildi. Bu kısa konuşma, yıllar sonra Amerika’daki bir okulun, kültür merkezinin ve yeni bir ailenin temellerini attı. Giresunlu üniversite öğrencisi Timur Saka’nın hayatını değiştiren bu dostluk, bugün binlerce insana uzanan bir hikâyeye dönüştü.
Bir otobüs yolculuğu, gençlik şakaları ve Efes’in mermerli caddeleri… Giresunlu Timur Saka, 1996 yılında arkadaşlarının “hadi İngilizce konuş” ısrarıyla yaşlı bir turiste yaklaştı. O turist, Colorado’da öğretmenlik yapan Amerikalı fotoğrafçı Jeff idi.
O günden sonra dört yıl boyunca mektup arkadaşı oldular. Ardından Jeff, genç üniversite öğrencisini Amerika’ya davet etti. Uçak biletinden dil kursuna kadar tüm masrafları üstlendi, evini açtı. Timur Saka, Jeff’in desteğiyle Denver’da eğitim gördü, okul ve kültür merkezi kuruluşlarında yer aldı. Yıllar sonra Lisa ile evlendi. Bugün Amerika’da akademisyenlik yapan Saka, “Bir insanın hayatınıza dokunuşu, binlerce insanın geleceğini değiştirebilir” diyor.
– Timur Bey, sizi Amerika’ya götüren hikâye nasıl başladı?
Marmara Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği öğrencisiydim. 1996’da Efes’teydik. Arkadaşlarım bana takılıyordu: “Sen İngilizce okuyorsun ama konuşamıyorsun.” Sonunda yaşlı bir turiste yaklaştım. O kişi Jeff’ti. Kısa sohbetten sonra adreslerimizi yazdık. Birkaç hafta sonra 30 sayfalık bir mektup geldi.
– Sonra nasıl devam etti?
Dört yıl boyunca mektup arkadaşı olduk. O bana Amerika’daki hayatını anlattı, ben İstanbul’daki üniversite günlerimi. Bana fotoğraf makineleri gönderirdi, ben çevremden kareler çekip yollardım.
– Amerika daveti nasıl geldi?
Mezuniyete yaklaşınca, “Buraya gel, ana dili İngilizce olanlarla vakit geçir” dedi. Uçak biletimi, vizemi, dil kursu masraflarımı ödedi. Denver’a gittiğimde beni evinde ağırladı. Namaz kıldığımı biliyordu, odama halı serdi, kıbleyi işaretledi. Bir ateist olmasına rağmen dini hassasiyetime büyük saygı gösterdi.
– Jeff’in katkıları bununla sınırlı değildi, değil mi?
Hayır. Denver’da yıllarca reddedilen charter okul başvurusu vardı. Jeff yönetim kuruluna girince izin çıktı. Okulun adını da o koydu: Lotus School. Ayrıca Mosaic Kültür Merkezi’nin kurulmasına öncülük etti. Bize avukat buldu, kira işlerinde kefil oldu. Hatta emeklilik ikramiyesini master eğitimim için harcadı.
– Lisa Hanım, siz bu hikâyeye nasıl dahil oldunuz?
Texas Austin’deydim. Orada bir Türk topluluğu ile tanıştım, sonra Denver’a taşındım. İlk olarak bir iftara davet edildim, Timur’la orada tanıştım. Türk kadınlara İngilizce dersleri verdim. Sonra yollarımız birleşti.
– Türkiye deneyiminiz nasıldı?
Çok güzeldi. Bursa’yı çok sevdim, çok yeşildi. Yemekleri hâlâ hatırlıyorum: karalahana sarması, fındıklı tatlılar… Türk düğünü ise unutulmazdı, özellikle gelin başı hazırlığı benim için büyük bir sınav oldu.
– Düğünleriniz nasıl geçti?
İki düğün yaptık. Biri Colorado’nun Rocky Dağları’nda, biri Türkiye’de. Jeff bizim nikâh şahidimizdi. Düğünün her ayrıntısıyla ilgilendi. Biz sadece uçağa binip düğün yaptık diyebilirim.
Jeff’in vefatı size nasıl hissettirdi?
Geçen yıl ağustosta vefat etti. Çok zor oldu. Bana sadece kapı açmadı; hayatımı, evimi, eğitimimi kurdu. Bugün Denver’da binlerce öğrenciye eğitim veren okul ve kültür merkezi varsa, onun emeği var.
– Bugünden bakınca bu hikâyeyi nasıl özetlersiniz?
Efes’teki o tesadüfi tanışma hayatımızın dönüm noktası oldu. Bir insanın dokunuşu, binlerce insana ulaşan bir değişimin başlangıcı olabilir.
