Edirne L Tipi Kapalı Cezaevi’nde bugün yapılan açık görüşe giden aileler, çok sayıda bebek ve küçük çocukla karşılaştıklarını belirterek şaşkınlıklarını dile getirdi.
Ziyaretçilerin aktardığı bilgilere göre, Edirne L Tipi Cezaevinde şu anda anneleriyle birlikte, 8 aylık, 9 aylık, ikisi 11 aylık, 12 aylık, 13 aylık ve biri de 3 yaşında bir kız olmak üzere toplam 7 bebek kalıyor.
Hapisteki bebeklerin yanı sıra bugün çoğu 7 yaşından küçük 41 çocuk da annesini ziyarete geldi. Görüş salonundaki manzaranın “bir anaokulunu andırdığını” söyleyen ziyaretçiler, cezaevi koşullarının da zorlayıcı olduğunu aktardı.
Eşi ve 11 aylık oğlu Edirne L Tipi Cezaevinde kalan İbrahim Düzenli, karşılaştığı manzara karşısında şok yaşadığını belirterek şunları söyledi:
“Aman Allahım bu kadar bebek, çocuk olduğunu bilmiyordum. Bizim bildiğimizden veya tahmin ettiğimizden çok. Şimdiye kadar böyle toplu gelmemişti aileler. A8’de kaç tane var sayamadım, ana sınıf resmen. 12 aylık bebek var ama annesinde değil, babası görüşe getirdi. 9 aylık bebeği olan var. Aman Allahın görüş salonunu görmeniz lazımdı, resmen kreş, ana sınıfı kadar bebek, çocuk var desem yalan söylememiş olurum. O kadar çok bebek ve çocuk var ki nutkum tutuldu. İlk defa böylesine bir tabloyla karşılaştım. A 6 ve A 8 diye 2 tane bayan koğuşu var. Görüş esnasında bebekli bir bayan daha getirdiler.”
“KUSANLAR, FENALIK GEÇİRENLER, TAM BİR FACİA”
Ziyaretçiler, cezaevinde çok sayıda bebek ve çocuk bulunmasının yanı sıra fiziki koşulların da yetersiz olduğunu savunuyor. Görüş salonlarındaki kalabalığın, hava ve su yetersizliklerinin, mahremiyet eksikliğinin aileler üzerinde baskı oluşturduğu belirtiliyor.
Düzenli, “Edirne L Tipi Kapalı Cezaevinin durumu vallahi içler acısı. Millet perişan vaziyette. Ziyarete gelen aileler bile kendilerini dışarı atana kadar göbekleri çatlıyor. Sular kesik, lavabolar kullanılamıyor, dışarı çıkamadığınız için ihtiyaçlarınızı gideremiyorsunuz. Kusan, fenalık geçirenler oluyor. Açık görüş masa dizaynı tam bir facia. İçerdekiler ve dışardan gelenler masanın karşı tarafına geçemiyor. Aile bireylerinin sadece ellerini tutabiliyorsunuz. Masalar bitişik, aile mahremiyeti diye bir şey yok. Konuşmalarınızı karşı tarafa iletebilmek için ekstra bir performans sergilemeniz lazım.” dedi.
“41 ÇOCUK ZİYARETÇİ VARDI”
12 aylık kızıyla birlikte hapis yatan Şeyma Aslan’ın eşi Emrah Aslan ise izlenimleri şöyle aktardı:
“Eşimin ilk görüş günüydü. Durumu kötü değil ancak duygusal anlamda çok kırgınız. Minik Meryemimiz ilk defa desteksiz birkaç metre yürüdüğünü gördüm görüş salonunda. İlk adımlarının orda olması ayrıca nefsime çok ağır geldi. Eşim A6 koğuşunda kalmakta ve 3 çocuk var. A8’de de sanırım 4 çocuk varmış. Görüş odası demir parmaklık kapısında annelerinin gelmesini bekleyen tam 41 cocuk vardı. Çoğunun yaşı 7 yaştan küçük.
Hepsinin kaderi aynı ama her birini memleketleri çileleri dertleri ve hüznü birbirinden büyük. O manzarayı görüpte dayanabilmek mümkün değil.
“KIZIMIN YÜRÜDÜĞÜNÜ GÖREMEDİM”
Bebeğim birkaç adım atmanın heyecanını benle paylaşıp benden onure takdir ve iltifat beklerken, ziyaret odası olmasından dolayı oturmam gerektiği yönünde uyarı aldığım için, o hevesi yarıda kaldı. Yürüdüğünü daha çok göremediğim için biraz üzücü bir durum oldu bizler için. Ve en son benden ayrılmadığı, kucağımda kalmak istediği için annesi zorla çekip alınca attığı çığlık ve ağlama bütün ziyaretçi aileleri ve mahkum bayanlari ağlama krizine soktu. Her yer cenaze evine döndü.”
Aslan, eşinin cezaevi koşullarına ilişkin dilekçe yazdığını, ancak yönetimin buna tepki gösterdiğiniz de belirtti.
“Eşim tutukluluğa itiraz ve tahliye talebi için bebek ile olduğu ortam ve şartları anlatan dilekçe yazınca cezaevi yönetimi sıkıntı çıkarmış bizi neden şikayet ediyosun şeklinde. Halbuki sadece olan kısımları yazdım dedi.”
“İLK DEFA KARŞILAŞTIĞIM BİR MANZARAYDI”
Aslan, geçmişte farklı cezaevlerinde de kaldığını belirterek Edirne’deki açık görüş düzenini şu sözlerle değerlendirdi:
“Sadece üniversite de çalıştığım için maalesef ben Antalya’da iki ayrı cezaevinde kaldım 70 ay. Kovid yıllarında iki ayda bir defa, normal zamanlarda ayda bir defa açık görüş günümüz olurdu. Ve açık görüş salonları kafe ve restorantlardaki masalar gibi aile mahremiyetine uygun, daha bireysel daha rahat olunabiliyordu. İcabında mahkum veya ziyaretçi çocuğunu kucağına alabiliyor, eşi ile yan yana oturabiliyor ve sarılıp hasret giderebiliyordu. İlk defa karşılaştığım manzara olduğu için çok yadırgadım. Güya açık görüştü ama ne ailemize sarılabildik, ne yan yana oturup hasret giderebildik, ne de birbirimizi anlayabilecek şekilde konuşabildik. Yaklaşık 30-35 demir masa birbirine kaynak yapılmış, u harfi şeklinde geniş bir salona konulmuş. Mahkumlar içerde, aileler dışarda. Kimse kimsenin yanına giremiyor. Bebekler hariç çocuğunu kucağına alıp sevemiyor bile. Avukat görüşü gibi en fazla elini masanın üzerine koyabiliyor. 17 saatlik yoldan gelip dokunamamak, herkes bağırdığı için birbirimizi duyamamak da çok üzücü bir hadise oldu bizler için.”
Meryem bebek annesiyle birlikte tutuklandı: Geriye adliye koridorundaki bu fotoğraflar kaldı
“Baba sen yedi yıl yoktun, şimdi annem tutuklandı, artık kendimi bıçaklamayı düşünüyorum”
