Charles, Kral oldu ama ‘İklim Zirvesi’ne bile gidemiyor!

HABER ANALİZ | MEHMET ÖZDEMİR, LONDRA, TR724

Dünya liderleri, bugün Mısır’da yapılacak 27. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi’nde (Taraflar Konferansı-COP27) bir araya geliyor. Küresel sıcaklık artışını sınırlamayı amaçlayan konferans, Kızıldeniz kıyısındaki tatil beldesi Şarm El-Şeyh’te gerçekleşiyor. Yaklaşık 2 hafta sürecek toplantıda Paris İklim Anlaşması’nda (2015) belirlenen hedefler ve emisyon azaltım planları ele alınacak.

Bu yıl konferansın içeriği kadar zirveye kimin katılıp katılmayacağı konusu da gündem oldu. Çünkü geçen yılki zirvede (COP26 ) Galler Prensi olarak bir konuşma yapan İngiltere Kralı III. Charles, bu sene hükümetin talebi üzerine Mısır’a gitmedi veya gidemedi. Halbuki tahta çıkmadan kısa süre önce yaptığı bir açıklamada yıllık iklim zirvesine katılacağını beyan etmişti.

2021’de İngiltere’nin başkanlık ettiği ve İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenen COP26 zirvesi bazı eleştirilere rağmen genelde başarılı bulunmuştu. Eylül ayında hayatını kaybeden Kraliçe II. Elizabeth’in o zaman video konferansla zirveye dahil olması, dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un verilen taahhütlere ilgili kararlı tutumu Birleşik Krallığı dünyanın iklim liderlerinden biri’ konumuna getiriyordu.

Kral’ın Magna Carta’dan ilham aldığı plan: Terra Carta

Annesi Kraliçe II. Elizabeth’in ölümü üzerine tahta çıkan Kral Charles, gençliğinden beri çevre ve iklim konularına duyarlı,bu alanda birçok faaliyete öncülük etmiş bir isim. Son olarak Ocak 2021’de Terra Carta’ ismini verdiği bir plan devreye soktu. Özel sektöre bir dizi sorumluluk yükleyen plan, üretimin merkezine doğayı, insanları ve gezegeni korumaoturtuyor.

Söz konusu plan, adını yaklaşık 800 yıl önce İngiltere’de imzalanan Magna Carta sözleşmesinden alıyor. Temel hak ve özgürlükler konusunda insanlara ilham kaynağı olan sözleşme, İngiltere tarihinde kralın yetkilerini ilk kez kısıtlarken, hukukun ve yasaların üstünlüğünü kabul etmesini sağlamıştı.

Çevre konularına böylesine duyarlı bir ismin özellikle aşırı kurak geçen bir yazdan sonra iklim konferansına katılması bekleniyordu. İngiltere kralının zirvede boy göstermesi ülkelerin küresel ısınmayla ilgili görevlerinde zayıflayan ilgilerini de canlandırabilirdi. Bu sebepten olacak, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres başta, Amerika’nın iklim değişikliği özel temsilcisi John Kerry, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi ve COP26 Başkanı Alok Sharma gibi isimler Kral Charles’ın zirveye katılması için açık çağrılar yap.

‘45 günlük’ başbakandan Kral’a ‘gitme’ tavsiyesi

Peki Kral III. Charles daha önceki gitme iradesine rağmen bu davetleri neden karşılıksız bıraktı? Aslında Kral’ın tahta çıktıktan sonra Mısır’a gitmekle ilgili kararı net olarak bilinmiyor, zira bu konuda ilk hamleyi Muhafazakar Partili hükümet yaptı. Medyaya yansıyan haberlere göre, dönemin başbakanı Liz Truss, görevdeki ilk günlerinde Charles’a COP27 zirvesine katılmamasını önerdi. (Truss, liderlik koltuğunda sadece 45 gün kaldıktan sonra istifa etmişti.) Saray’dan yapılan açıklamada da ‘karşılıklı dostluk ve saygıyla, Kral’ın COP27 zirvesine katılmayacağı konusunda bir anlaşmaya varılğı’ bildirildi.

Mısır’daki konferansa katılamayan Kral Charles, cuma günü Buckingham Sarayı’nda 200 kişilik bir davetli grubuna resepsiyon vermekle yetindi. Resepsiyonun ‘Glasgow’daki COP26’dan bu yana kaydedilen ilerlemeyi ve iklim değişikliğiyle mücadele için kolektif çabaları kolaylaştırmak’ için düzenlendiğini belirtildi.

Dünyanın yaşayan en güçlü monarklarından biri olan İngiltere’de kral veya kraliçeler istediği her şeyi yapamıyor, dahası ‘tarafsızlık adına’ siyasi bir konuda görüş dahi beyan edemiyor. Monark, yurt dışından gelen bir davete icabet etmeden önce hükümetin görüşü soruluyor. Parlamentodan çıkan yasaların tamamı Saray’da onaylanıyor. Kraliyetin herhangi bir yasaya onay vermeyi reddetmesi en son 1708’de İskoçya ile ilgili bir konuda olmuştu. İddiaya göre, İngiliz monarşisini hala ayakta tutan en önemli sebeplerden biri hükümdarların siyasete koyduğu bu mesafe.

Sunak baskı ve eleştiriler üzerine geri adım attı

İngiliz medyasına yansıyan haberlere göre, eski Başbakan Liz Trus’ın Kral Charles’a verdiği tavsiyenin altında yatan sebep iklim politikalarının getirdiği yükümlülüklerden kaçınmasıydı. Kral’ın bu konuda yapacağı çağrılarla kendi planları çelişecekti. Nitekim göreve gelir gelmez enerji krizine çözüm olarak Kuzey Denizi’nde daha fazla gaz ve petrol çıkarmayı vadetmişti. Bu adım çevrecilerin büyük tepkisini çekmiş ve bir protesto dalgasına yol açmıştı.

İngiltere’nin yeni başbakanı Rishi Sunak, Şarm El-Şeyh’teki iklim konferansına katılacak olsa da baştaki fikri bu değildi. O daha çok Truss’ın vergi kararlarıyla tepetaklak olan İngiliz ekonomisini düzeltmeye odaklanmıştı. Fakat kendi partisinden gelen baskılar ve muhalefetin sert eleştirileri üzerine ‘U dönüşü’ yapmak zorunda kaldı.  

Sunak kararını açıklarken iklim değişikliği konusunda harekete geçilmeden uzun vadeli refah veya yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılmadan enerji güvenliği olmayacağını vurguladı. “Glasgow’un güvenli, temiz ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etme mirasını yerine getirmek için COP27’ye katılacağım.” dedi.

Ünlü aktivist Thunberg de zirveye katılmıyor

COP27 toplantısına katılmayacak bir başka isim ünlü çevreaktivisti İsveçli Greta Thunberg. Şu an 19 yaşında olan Thunberg, birçok sebepten dolayı Cop27’ye gitmeyecek. Huffington Post’ta yer alan habere göre, bunların başında liderlerin eyleme geçme konusundaki isteksizliği geliyor: “Gerçekten tüm sistemi değiştirmeyi amaçlamıyorlar. Yoğun reformlardan ziyade kademeli süreci teşvik ediyorlar.”

Thunberg, siyasilere göre başarılı bulunan Glasgow’daki Cop26’nın sonunda da konferansın ‘başarısız’ olduğunu söylemiş ve ‘küresel bir kuzey yeşil yıkama festivali’ diye tanımlamıştı.

Thunberg, şu sıralar yeni yayınlanan ‘The Climate Book’ isimli kitabının tanıtımıyla meşgul. Kitap, ekonomist Thomas Piketty, Dünya Sağlık Örgütü Şefi Tedros AdhanomGhebreyesus ve yazar Naomi Klein dahil çeşitli uzmanlardan yaklaşık 100 katkı içeriyor. Eserin geliri, çevre sorunları üzerinde çalışan hayır kurumlarına dağıtılacak.

COP zirvelerinin anlamı ne, niçin önemli?

Dünya, insanoğlunun ürettiği petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtlardan kaynaklanan emisyonlar yüzünden ısınıyor. Bilimsel verilere göre, küresel sıcaklıklar 1850’den sonra 1,1 santigrat derece arttı ve 1,5 dereceye doğru ilerliyor.Sıcaklığın 1850 seviyesinin 1,8 derece üzerine çıkması halinde dünya nüfusunun yarısı hayatı tehdit eden ısı ve neme maruz kalacak.

Bunu önlemek için 194 ülke, küresel sıcaklık artışlarını 1,5 derece ile sınırlamak için 2015 yılında Paris Anlaşması’nı imzaladı. Geçen yılki COP26’da söz konusu anlaşmanın hayata geçirilmesiyle ilgili önemli kararlar alındıysa da uygulamada pek başarı sağlanamadı.

Örneğin bu yılki toplantı öncesinde, katılacak olan ülkelerden güncellenmiş, iddialı ulusal katkı beyanı sunmaları istenmişti. Fakat bunu şimdiye kadar sadece 25 ülke yerine getirdi.

COP27’de üç farklı konuya odaklanılması bekleniyor: “Emisyonları azaltmak. Ülkelerin iklim değişikliğine hazırlanmasına ve mücadele etmesine destek olmak. Gelişmekte olan ülkelere bu faaliyetler için teknik destek ve finansman sağlamak. Kömür kullanımını azaltmaya yönelik taahhütleri güçlendirmek.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin