M. AHMET KARABAY | HABER İNCELEME
Ülkelerin geçmişinde her zaman dönüm noktası oluşturmuş zaman dilimleri vardır. Her birimiz zihnimizi birazcık zorladığımızda bu tarihlerden bazılarını bir çırpıda sıralayabiliriz. AK Parti’nin iktidar yıllarında benzeri kritik dönemeçler oldu.
1 Mart Tezkeresi (2003)
27 Nisan e-Muhtırası (2007)
31 Mayıs Gezi Protestoları (2013)
17-25 Aralık (2014)
7 Haziran seçimleri (2015)
15 Temmuz (2016)
19 Mart ‘İmamoğlu’ olayı (2025)
Elbette bunlardan ibaret değil. Ben sadece öne çıkanlardan bazılarını sıraladım. Öyle sanıyorum ki, Gezi protestoları ve Saraçhane mitinglerinin yeri ayrı olacak. Tayyip Erdoğan için ikisi hariç ötekiler unutulmaya mahkum edilen türden tarihlerdi. Ancak Gezi protestoları ve Saraçhane mitingleri ise unutamayacağı iki eylem olarak aklından çıkmayacak.
Ötekilerin hiçbiri Erdoğan’ın halk desteğinden kopuşunu ortaya koymadı. Bu ikisi ise iktidarının kaygan zeminde olduğunu göstermesi açısından son derece önemli. Bundan dolayı ‘Gezi’ denildiğinde bütün sistemi “error” veriyor. Tıpkı bundan sonra Saraçhane mitingleri de Gezi kadar dengesini bozacağa benziyor.
Saraçhane protestoları yalnız başına bir kavram olmayacak. “Boykot” kavramı da Saraçhane eylemleri kadar denge bozucu etki yapacak. Bütün belirtiler onu gösteriyor.
GEZİ’DE ‘ÇOK ACITTI’ DİYE ORTALIĞI AYAĞA KALDIRDI
Erdoğan, yıllar boyu Gezi protestolarının ekonomiye nasıl zarar verdiğini anlatıp durdu. Dövizin fırladığını, piyasaların sarsıldığını sonraki yıllarda ağzında sakız gibi çiğnedi. Oysa 2013 yılında Erdoğan’ın iddia ettiği gibi döviz fırlamadı. Dolar kuru eylemler öncesinde 1,80’lerde idi. Eylemlerin yoğun olduğu sıralarda 1,92’ye kadar çıktı. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı henüz iğdiş edilmediği için Başkan Erdem Başçı’nın aldığı önlemlerle iki hafta sonra yeniden eski rakamlara yakın bir noktaya gerilemişti.

Erdoğan’ın söylediklerinin papağanı olan Anadolu Ajansı, sonraki yıllarda yaptığı haberlerde doların 1,80 bandından 2,39’a kadar çıktığı yalanını haber diye abonelerine servis yapıp durdu.

O dönemde ülke ekonomisi henüz rayından çıkmamış ve işler kendi seyrinde gidiyordu. Erdoğan, mağduriyet oluşturmak için bundan dolayı “çok acıttı” diye ortalığı ayağa kaldırmaya çalıştı.
EYLEMLER İKTİDARINI, BOYKOT YANDAŞLARI SARSTI
19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu görevden alıp hapse atmasıyla başlayan eylemler, Erdoğan’ın hesaplarını bozdu. Beştepe Sarayı, Esenyurt, Beşiktaş, Beykoz belediye başkanlarını nabız yoklaması ve İmamoğlu’nun içeri alındığındaki tepkiyi ölçmek için test amacıyla kullandı.
Beştepe Sarayı, ötekilerdeki tepkisizlikten hareketle, İmamoğlu’nun görevden alınması halinde ötekilerin hapse atılmasından bir miktar daha fazla tepki bekliyordu. Oysa Ekrem İmamoğlu’nun görevden alınmasını protesto etmek isteyenler sel olup meydanları doldurdu. Eylemler çerçevesinde 2 Nisan’da yapılan genel boykot, iktidarı ve yandaşları en zayıf noktasından vurdu.
Çarşının pazarın yolunu bilmeyen bakanlar, gençlerin öncülük ettiği boykotu kırmak için marketlere koştu. Ticaret Bakanı Ömer Bolat gibileri, “Yarın, öbür gün yapacağınız alışverişleri öne çekip bugün alışveriş yapın.” diye akıl verdiler.
Devletin haber ajansı AA, Bankalararası Kart Merkezi verilerine dayanarak yaptığını ileri sürdüğü haberinde 2 Nisan boykotunun ‘amacına ulaşmadığını’ yazdı. Ancak ilerleyen saatlerde, BKM’den böyle bir veri paylaşılmadığı ortaya çıktı. AA, açıktan ‘manipülasyon’ yapmıştı!
Daha üç ay önce boykotun erdemlerinden söz eden Erdoğan, “Pahalı ürün satanları dize getirecek etkili yöntemlerden biri boykottur. Fırsatçılık yapanlara karşı en büyük kozumuz, satın almama özgürlüğünü kullanmaktır.” diye çağrılar yapmıştı. Aynı Erdoğan, gençlerin boykotunu ülkeye ihanet olarak nitelemekte beis görmedi.
2008’de medya boykotu çağrısı yapan Erdoğan, bugün ise yandaş medyanın boykot edilmesine öfkelenip “Sen kimsin ya!” diye dayılanmakta sakınca görmüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basına boykot çağrısı pic.twitter.com/uuvJqucWcj
— Nasuh Bektaş (@nasuhbektas) March 29, 2025
Sanki üç ay önce “Boykot edin!” diye çağrı yapılan şirketler başka ülkelerin markaları imiş gibi çağrı yapanlar hakkında hiçbir soruşturma girişiminde bulunmayanlar, bugünkü boykot çağrıları karşısında soruşturma başlatıyor. Sonra aynı kesim halktan yargının tarafsız olduğuna ve İmamoğlu hakkında yürütülen soruşturmaların gerçek olduğuna inanmalarını bekliyorlar.
GEZİ’DE ‘ÇOK ACITTI’ DİYENLER, BUGÜN ‘ACIMADI Kİ’ DİYE ORTALIKTA DOLAŞIYOR
İktidar, bütün organlarıyla gençlerin öncülük ettiği boykotun etkili olmadığını ispat etmeye çalışıyor. Yetmiyor, ‘Tek Adam’ çıkıp, “Türkiye boykot çağrılarına prim vermedi. Boykotçular bizzat vatandaşımızdan boykot yedi. Türkiye ekonomisini batıracaklarını zannedenler bir kez daha avuçlarını yaladı.” sözlerine inanılmasını bekliyor.
Oysa arka tarafta tablo çok farklı. Boykot listesinde yer alan Trendyol, siparişlerinde tarihinin en sert düşüşünü yaşıyor. Bir çağrısıyla binlerce ürünün satılmasını sağlayan influencer diye adlandırılan sosyal medya fenomenleri, Trendyol’a link vermeyi bıraktı. Tablo çok şaşırtıcı.
Boykot listesindeki Espressolab kafeye ilişkin her gün boş masa sandalye görüntülerini sosyal medyada görüyorsunuz. Size bizzat havuz medyasından birkaç örnek vereyim. Turkuvaz Medya çatısı altındaki yayın organları, tam bir çöküş yaşıyor.
Ben sizinle reklam servislerinden, içeriden aldığım bilgilerden küçük örnekler paylaşayım. Reklam ve rezervasyon servisleri yeni reklam alamıyor. Atv ve AHaber reklamlardaki kan kaybını gidermek için yayınların dilinde bazı değişiklikler yapma kararı aldı. Çalışanlara, kullanılan dile dikkat edilmesi istendi ve Atatürk ile ilgili özel bir not iletildi.
Son yıllarda doğrudan “Atatürk” demek yerine “Mustafa Kemal Paşa” ya da “Türkiye’nin kurucu lideri” gibi tanımlar kullanan grup bünyesindeki radyo kanalları, (A Haber Radyo, A Spor Radyo, Turkuvaz Radyo, Turkuvaz Romantik, Turkuvaz Efsane) bundan sonra bir kullanım vesilesi bulup sık sık “Atatürk” ve “Ulu Önder” ifadelerini kullanmaya çalışacak.
24 TV ve Kanal 7’de reklam servisleri, görüşme için gittiği reklam ajanslarından çoğu kez eli boş dönüyor. Bu durumun Nisan ayı boyunca sürmesi halinde personel çıkartmalarının hızla gündeme geleceği konuşuluyor.
Gençler, boykot eylemleri ile çok doğru bir damardan yakaladılar. Boykot sessiz ama çok etkili bir araç. Sessiz sedasız hedefindekini aşağı düşürecek bir silah. Turkuvaz Medya dilini değiştirip gelecek günlere hazırlık yapma gereği duymaya başlamışsa, doğru hedefe ateş ediliyor demektir.

Hırsız partisini destekleyen bakkaldan bile alış veriş etmemek gerekiyor. Bu faşist rejime karşı çıkmayan herkes bedel ödemeli.