Birleşmiş Milletler’in terörle mücadele ve insan hakları alanındaki özel raportörleri, Türkiye’de 15 Temmuz sonrası yürütülen uygulamalara ilişkin son derece kritik bir mektup kaleme aldı. Terörle Mücadelede ve İnsan Hakları Özel Raportörü Ben Saul ile birlikte toplam 7 BM Özel Raportörü, Türk Dışişleri Bakanı’na hitaben 21 sayfalık kapsamlı bir mektup gönderdi.
Mektup, 8 Ekim 2025 tarihinde “AL TUR 9/2025” referans numarasıyla Cenevre’deki Türkiye Daimi Temsilciliği’ne iletildi. Belgede, özellikle 2017’den bu yana devam eden terörle mücadele operasyonları kapsamında sistematik ve yaygın insan hakları ihlallerine dikkat çekiliyor.
“YÜZ BİNLERCE KİŞİ DELİLSİZ ŞEKİLDE TERÖRLE SUÇLANDI”
Özel Raportörler, Mayıs 2024 ve Mayıs 2025’te gerçekleştirilen operasyonların, 15 Temmuz sonrası başlayan ve Gülen Hareketi gönüllüleri ve sempatizanları da dahil olmak üzere yüz binlerce kişinin gözaltı ve tutuklanmasıyla sonuçlanan daha geniş bir kampanyanın parçası olduğunu vurguladı. Mektupta, bu kişilerin somut ve inandırıcı deliller olmaksızın terör suçlamalarıyla özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı belirtildi.
BM Özel Raportörlerinden Çok Önemli Mektup!
🚨Birleşmiş Milletler Terörle Mücadelede ve İnsan Hakları Özel Raportörü Ben Saul ve 6 Özel Raportör tarafından, Türk Dışişleri Bakanına hitaben 21 sayfalık bir mektup gönderilmiş ve 8 Ekim 2025’te “AL TUR 9/2025” referans numarası ile… https://t.co/3h5zZCjUbm
— Dr. Ufuk YEŞİL (@ufukyesil03) February 13, 2026
BM ORGANLARINDAN ART ARDA UYARILAR
Mektupta, daha önce farklı BM mekanizmalarının Türkiye’ye yönelik uyarılarına da geniş yer verildi:
•BM İnsan Hakları Komitesi, Türkiye’nin terörle mücadele mevzuatının ICCPR (Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi) ile uyumsuz olduğunu, terör tanımlarının muğlaklığı nedeniyle keyfi kovuşturma riskinin yüksek olduğunu defalarca dile getirdi.
•İşkenceye Karşı Komite, 2021 tarihli gözlemlerinde gözaltı sırasında avukata erişimde gecikmeler, avukatsız sorgular, dosyalara erişim kısıtları ve gizlilik ihlallerine dikkat çekti.
•Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu (WGAD), 2017–2024 arasında verdiği 24 ayrı görüşte, Gülen Hareketi ile bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin tutuklanmalarının keyfi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu tespit etti. WGAD, bu uygulamaların belirli koşullar altında uluslararası hukukta insanlığa karşı suç teşkil edebileceği uyarısında bulundu.
AİHM KARARLARI UYGULANMIYOR
Raportörler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına da dikkat çekti. AİHM’in en az 35 grup davasında, 2.200’den fazla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine hükmettiği hatırlatıldı.
Özellikle Yüksel Yalçınkaya / Türkiye kararında (26 Eylül 2023), Büyük Daire’nin, ByLock kullanımı dışında maddi ve manevi unsur olmaksızın verilen mahkûmiyetlerin AİHS’nin 7. maddesini ihlal ettiğine hükmettiği vurgulandı. Buna rağmen, Türk makamlarının yasal veya yargısal reform yapmadığı ifade edildi.
“TERÖR TANIMI ULUSLARARASI STANDARTLARI KARŞILAMIYOR”
Özel Raportörler, önceki yazışmalarına (TUR 5/2024 ve TUR 13/2020) atıfla, Gülen Hareketi’nin terör örgütü olarak tanımlanmasının uluslararası hukuk standartlarını karşılamadığını, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili ceza hükümlerinin ise aşırı geniş ve muğlak ifadeler içerdiğini belirtti. Bu durumun, muhalifler, gazeteciler ve sivil toplum üzerinde sistematik baskıya yol açtığı kaydedildi.
ULUSLARARASI TOPLUMA AÇIK UYARI
Mektubun en dikkat çekici yönlerinden biri, mevcut uygulamaların “ilişki yoluyla suçluluk” esasına dayandığı ve bunun ayrımcılık yasağını ihlal ettiği tespiti oldu. Raportörler, bu tablonun devam etmesi halinde, Türkiye’nin uluslararası insan hakları hukuku bakımından çok daha ağır sorumluluklarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.
