Kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak bilinen, aralarında 5’i tutuklu 7 CHP’li belediye başkanının da yer aldığı yaklaşık 200 sanıklı yargılamanın ikinci haftasında, Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde ikinci gün sona erdi. Bugün savunma yapan sanıklar, üstlerine atılı suçları somut delillerden yoksun olduğuna dikkat çekti. Yarın sanık savunmaları ile duruşmalara devam edilecek.
”NEDEN HİÇBİR DENETİMDE SORUN OLMADI?”
Duruşmada, 18 Nisan 2025’ten bu yana tutuklu bulunan ve “Özel Belgede Sahtecilik”, “İhaleye Fesat Karıştırma”, “Kamu Kurum Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık”, “Suç Örgütünün Hiyerarşik Yapısına Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme” iddialarıyla yargılanan Beşiktaş Belediyesi Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz’ın savunması alındı.
Evrensel’de yer alan habere göre, yoksul bir ailenin çocuğu olduğunu, hayatını kurabilmek için ömrü boyunca mücadele ettiğini söyleyen Yılmaz, “69 yaşındayım. Hayatım, haksızlığa, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe, baskıya, zulme ve sömürüye karşı mücadeleyle geçti. Demokrasi ve özgürlük mücadelesiyle geçti. Ömrüm boyunca suç örgütlerine, çetelere karşı mücadele ettim. Bu mücadeleler nedeniyle ciddi bedeller ödedim, hâlâ da ödemeye devam ediyorum” diye konuştu.
Sayıştay ve Mülkiye müfettişlerinin her yıl genel denetime geldiğini ancak bu zamana kadar tek bir suçlama ile karşılaşmadıklarını ifade eden Yılmaz, “Neden bu denetimlerden alnımızın akıyla çıktık? Eğer devletin kendi denetim mekanizmalarının hazırladığı raporlar dikkate alınmayacaksa, bu denetimlerin ne anlamı vardır Sayın Başkan? O zaman devletin denetim sistemi çöker. Biz bu süreçlerin hiçbirinde suç işlemedik” dedi.
“SAVCILIK RAPOARLARI DİKKATE ALMIYOR”
“İhaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla tutuklandığını, ancak bilirkişi raporlarına bakıldığında, bu ihalelerde yalnızca “olur” verdiğinin açıkça görüleceğini belirten Ali Rıza Yılmaz, bilirkişi raporlarının da bunu açıkça ortaya koyduğunu, Savcılığın bu raporları dikkate almadığını öne sürdü.
Aleyhindeki ifadelerin, soyut, mesnetsiz ve iftira niteliğinde olduğunu, bu iddialara etkin bir şekilde yanıt verme imkanı tanınmadığını söyleyen Yılmaz, “Benim verdiğim ‘olur’, belediyeyi baştan sona organize etmek, ihale süreçlerini yönetmek ya da yönlendirmek anlamına kesinlikle gelmez” savunmasını yaptı.
Ali Rıza Yılmaz, dosyadaki 27 bilirkişi raporunun hiçbirinde tarafına isnat edilmiş bir suçun yer almadığını ifade ederek, “Eğer bu ihalelerle ilgili usulsüzlük iddialarını önceden bilmiş olsaydım ya da bana yazılı veya sözlü bir şikayet ulaşmış olsaydı, yıllardır haksızlığa, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı mücadele eden biri olarak gereğini yapardım” dedi.
“Sırf Cumhuriyet Halk Partili olduğumuz için mi suçlanıyoruz?” diye soran Yılmaz, şöyle konuştu: “Kamuoyunda ‘Aziz İhsan Aktaş suç örgütü’ olarak nitelendirilen yapı içerisindeki hiçbir kişiyi tanımıyorum. Ne kendilerini ne kardeşlerini ne arkadaşlarını ne de akrabalarını tanıyorum. Bu sözde suç örgütüne menfaat sağlayacak, çıkar temin edecek ya da örgüte yardım edecek en ufak bir eylemim olmamıştır. Ortada ne bir menfaat vardır ne de bir çıkar ilişkisi. Bu nedenle, böyle bir suç örgütüne yardım ettiğim iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. Bu suç örgütüyle ilgili olarak dosyada yer alan iddialar; somut delillere dayanmayan, tek taraflı beyanlardan ve radyo, televizyon ile gazetelerde yer alan haberlerden ibarettir. Üzerime atılı bu suçlamaları kabul etmiyorum. Benim bildiğim, mensubu olduğum ve üyesi bulunduğum tek yapı vardır. O da Cumhuriyet Halk Partisi’dir. CHP’li olduğumuz, solcu olduğumuz, Atatürk’ün askerleri olduğumuz için mi suçluyuz?”
Ardından duruşmaya öğle arası verildi.
“İLK ROLEX’İMİ 2005’TE ALDIM”
Duruşmada, “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” iddiasıyla yargılanan ve “tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın suçtan elde ettiği haksız kazancı idare ettiği” öne sürülen Akpolat’ın eşinin eniştesi Burak Kangal’ın savunması alındı.
Kangal, Rıza Akpolat ile 2019’dan beri tanıştığını, bir buçuk yıldır da akrabalık ilişkileri olduklarını söyledi. 8 aydır tutuklulu bulunduğunu, iddianamede bahsi geçen evi almak için mali düzeyinin yetersiz olduğunun söylendiğini aktaran Kangal, birikimleri olduğunu, Kangal, evi satın alırken eşine 689 bin avro verdiğini, eşinin bozdurmasının ardından bankada buluştuklarını, işlemlerin ardından tapu dairesine geçtiklerini anlattı.
“7 KİŞİLİK KOĞUŞTA 60 KİŞİ YAŞIYORUZ”
MASAK raporunda, şirkete yüzde 5 ortak olduğunun yazıldığını, ancak kendisinin yüzde 39 ortaklığı bulunduğunu söyleyen Kangal, şu savunmayı yaptı: “MASAK 2019 yılına kadar benim bütün hesap giriş çıkışlarımı çıkarmış. Geçmişimde 50 milyon TL gelir olması normaldir. MASAK da bunu kabul etmiş ancak yalnızca Rıza Akpolat sonrası hesap hareketlerimiz sıkıntılı olarak değerlendirilmiş. Bu evi almış olmamdaki anormalliği anlamış değilim. Akpolat ile tanıştıktan sonra zenginleştiğimiz, hayatımızın değiştiği söyleniyor. İddianamede yazdığı için söylüyorum, ben ilk Rolex saatimi 2005 yılında aldım. Benim evlenmeden önce de dünyada gezmediğim yer kalmamıştı. Benim geçmişim belli, 7 tane gayrimenkulüm var. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak ile alakası yok. Bunlar nasıl suçla bağdaştırıldı. Bu sebeple gözaltına alındım. Sabahın köründe ailemizin yanından alındık. Eşim, ev için verdiğim parayı bozdurduğu için gözaltına alındı. Öyle bir fırsatım olsaydı da keşke ben bozdursaydım. Sabahın köründe ailemizin yanından alındık. 7 kişilik koğuşta 60 kişi yaşıyoruz. Kötü bir ortam ama beni etkileyen bu değil. Beni en çok üzen, ailemle ilgili çok psikolojik baskı yapılması. Cezaevindeyken bir ay sonra benim evime tekrar baskın yapıldı. Evde bir karım ve bir kızım var 6 yaşında. Karım gözaltına alınıyor. Bir anne 6 yaşındaki kızının yanından alınıyor. Sebebi de benim 689 bin euro’yı bozdurması için vermem… Öyle bir fırsatım olsaydı da keşke ben bozdursaydım. O zaman 6 yaşındaki kızının yanından gözaltına alınmazdı.”
Ev ve iş yerinde yapılan aramalarda suç unsuruna rastlanmadığını söyleyen Kangal, “Rıza Akpolat benim bacanağım. Hayatımı öncesi ve sonrası diye ayırmışlar. Rıza Akpolat sonrası gelirlerim suçtan kaynaklanan olarak kabul edilmiş. Bu iddiaları asla kabul etmiyorum. Bu ‘duydum’ lafları yüzünden buradayım. Biri ‘duydum’ diyor, biz burada kalıyoruz 7-8 aydır” diye konuştu.
“AYNI İMZAYI ATANLAR TUTUKSUZ YARGILANIYOR”
Duruşmada daha sonra “ihaleye fesat karıştırma”, “edimin ifasına fesat karıştırma”, “resmi belgede sahtecilik” iddialarıyla tutuklu yargılanan Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşci’nin savunması alındı. Ateşçi, “Benimle birlikte imzası bulunan arkadaşlarım tutuksuz yargılanıyorken ben neden tutuklu yargılanıyorum? Bu, Anayasanın eşitlik maddesine aykırı bir durum. Onlar da tutuklansın demiyorum ama arkadaşlarımla aynı süreçten yararlanmak istiyorum” dedi.
Savunmasının sonlarına doğru duygulanan Ateşci, “Biz cinayet işlemedik, hırsızlık yapmadık. Eğer bana bu iddiaları sorsalar, bir gün müsaade etmelerini ister, gerekli tüm evraklarla iddialara yanıt verirdim ve aylardır annemin gözyaşlarını görmek zorunda kalmazdım. Hayatımda ilk defa bencilce düşünmediğim bir yer burası. Kendimi hiç düşünmedim” şeklinde konuştu.
“KIZIMI BİR KERE OKULA GÖTÜREMEDİM”
“Özel belgede sahtecilik”, “ihaleye fesat karıştırma” iddialarıyla tutuklu yargılanan Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi de savunmasında, “2 kız çocuğu babası olarak ilerde haklılığımı onlara göstermek açısından bu savunma benim için çok önemli. 6 aydır bu anı bekliyorum. Ben yakalandıktan sonra 7 yaşımdaki kızım okula başladı. Bir kere okula götüremedim. Okuma yazma öğrenmiş. Hiçbirine şahit olamadım. Psikolojilerini düşünerek yurt dışına çıktığımı söyledik. Dolayısıyla görüşe de gelmediler. 6 aydır işlemediğim bir suç sebebiyle burada bulunmaktayım. Bazen beni unutacaklarını düşünüyorum. Görüşe gelen çocukları görünce kötü etkileniyorum” dedi.
Tutşi, kendisini o göreve getiren kişilerin Mustafa Mutlu ve Aziz İhsan Aktaş olduğu iddialarını reddetti, bu konunun somut bir ispatının olmadığını savundu. Mesleki öz geçmişi nedeniyle bu göreve getirildiğini dile getiren Tutşi, “İddiaların, beraber konuşulup söylendiği belli. Benim belediyeye geçişimi onaylayan kişi Ozan İş. Bu iddiaları ona sormak lazım, acaba kim ona telkinde bulunmuş?” diye sordu.
Ferit Tutşi’yi göreve getirdiği iddia edilen Aziz İhsan Aktaş, savunmasının ardından Tutşi’ye, “Göreve geldiğiniz süre içerisinde Elif LPG’nin hak edişlerinin 6 milyon TL’den 3 milyon TL’ye düştüğünü söylediniz. Bunun sebebi nedir?” diye sordu. Tutşi, “Tüketilen yakıt miktarı azalmıştı. Tüketimi azalttığımız için hak edişlerde azalış olmuştur” yanıtını verdi.
“İŞTEN AYRILDIKTAN SONRA GERÇEKLEŞEN İHALEDEN YARGILANIYORUM”
Duruşmada, “özel belgede sahtecilik”, “ihaleye fesat karıştırma”, “edimin ifasına fesat karıştırma”, “resmi belgede sahtecilik”, “suç örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” iddialarıyla tutuklu yargılanan eski Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Gülal Erdovan Anıl, savunma yaptı.
Hakkındaki suçlamaları reddeden Anıl, “Tamamen görevimiz gereği gerçekleştirilen ihaleler nedeniyle bize yaşatılan telafisi mümkün olmayan mağduriyetler var. Aylar sonra iddianamemiz hazırlandı. İddianamede beni sarsan bu değerlendirmeleri reddediyorum” dedi.
İddianamede yer alan 19. eylem nedeniyle suçlandığını ifade eden Anıl, “Bu ben işten ayrıldıktan sonra gerçekleştiren bir ihaledir. Kayıtlara geçmesini istiyorum. Kamu çalışanı olmanın gereğini yerine getirdik. Bizim gösterdiğimiz özeni göstermeyerek aleyhimizde ifade veren firmaların ithamlarını kabul etmiyorum. Bütün yaklaşık fiyat teklifleri tarafımıza ulaşmıştır. Bir suç işlemedik, kabul etmiyorum. İhaleye fesat karıştırma suçu olsaydı kamu ihale kurumu da bizimle birlikte yargılanırdı çünkü onlar onaylıyor” şeklinde konuştu. Gülal Erdovan Anıl, beraatine ve tahliyesine karar verilmesini istedi.
Duruşmaya, yarın sanıkların savunmalarıyla devam edilecek.
İSFALT BÜROKRATLARI: KAMU ZARARI YOK, MAĞDURİYET ÇOK
Duruşmanın sabah oturumunda savunma yapan İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Sencer Hacıoğlu ve Satın Alma Müdürü Rana Uysal da suçlamaların altının boş olduğunu savundu.
6 aydır tutuklu bulunan Hacıoğlu, ihale komisyonunda görev almadığını ve yaklaşık maliyet bilgilerine vakıf olmadığını belirterek, “İddianamede hangi eylemle hangi suçu işlediğim dahi yazmıyor. Bir eylemde usulsüzlük varsa hepsinde vardır mantığıyla hareket edilmiş. Bu süreç aile birliğimi bozdu, ekonomik olarak bizi yıprattı” diyerek beraatını talep etti.
Rana Uysal ise iddianameye giren dosyalardaki el yazılarının kendisine ait olmadığını, süreçlerin şirket prosedürlerine uygun ilerlediğini ifade etti.
YARGILAMA DEVAM EDİYOR
Mahkeme heyeti, geri kalan tutuklu sanıkların dinlenmesinin ardından tutuksuz sanıkların beyanlarını alacak. Duruşma, savunmaların tamamlanması ve tahliye taleplerinin değerlendirilmesiyle devam edecek.
LİDER SERBEST, BELEDİYE BAŞKANLARI TUTUKLU
Davanın ilk haftasına damga vuran, iddianamede “örgüt lideri” olarak tanımlanan Aziz İhsan Aktaş’ın tutuksuz yargılanması oldu. Aktaş’ın duruşma salonuna devlet tarafından sağlanan yoğun koruma eşliğinde gelmesi hem avukatlar hem de kamuoyu tarafından yargılamanın tarafsızlığına dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.
SAVUNMALAR SİYASİ BASKIYA İŞARET EDİYOR
Geçtiğimiz hafta savunma yapan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, suçlamaların asılsız olduğunu ve dosyanın siyasi bir operasyonun parçası olarak kurgulandığını dile getirdi. Bu hafta ise hakkında 415 yıla kadar hapis cezası istenen Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da aralarında bulunduğu isimlerin savunma yapması bekleniyor.
TUTANAK İTİRAZLARI VE GİZLİ TANIKLAR
Duruşmaların dördüncü gününde, Esenyurt Belediyesi personeli Mert Çelik’in beyanları dikkat çekti. Çelik, emniyet ifadesinde verdiği yanıtların iddianameye farklı yansıtıldığını belirterek tutanaklara itiraz etti. Bu durum, soruşturma aşamasındaki yönlendirme iddialarını yeniden gündeme getirdi. Öte yandan, önümüzdeki günlerde “Yaprak” ve “XYZ49QP” kod adlı gizli tanıkların SEGBİS aracılığıyla dinlenmesi planlanıyor.
Mahkemenin, savunmaların tamamlanmasının ardından cuma günü tutuklu sanıklar hakkında tahliye kararı verip vermeyeceği beklenirken, duruşmaların 20 Şubat’a kadar kesintisiz sürmesi planlanıyor.
