Artık dayansın ehli kubur!

İDRİS GÜRSOY | YORUM

Mehmet Sait Halet Efendi (1760-1823) 2. Mahmut döneminin (1808-1839) önemli siyaset adamlarından biriydi. Kırım’dan İstanbul’a göç eden orta gelirli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Devlet bürokrasisinde önemli görevler yaptı. Padişah’ın danışmanlığına (saray nazırı) kadar yükseldi.

Tüm atama ve azillerde söz sahibiydi. Gizli haberleşme ve yazışmaların başındaydı. Saray içinde kendi hafiye teşkilatını kurdu. Padişah dahil bütün önemli kişileri takip ediyor, kimlerle görüştüklerini, ne düşündüklerini öğreniyordu.

Halet Efendi çok hırslı, kindar ve acımasızdı. Saray’daki nufüzunu kötüye kullandı. Aşırı zenginleşti. Taşra beylerini haraca bağlamıştı. Kendisine rakip gördüğü kişileri elindeki devlet imkanları ve çeşitli entrikalarla yok etti. Tepedenli Ali Paşa’yı görevden aldırdı. Benderli Ali Paşa’nın idamında rol oynadı. Sadrazam Mehmet Emin Paşa’yı azlettirdi.

Yeniçeri ağalarına verdiği hediye ve paralarla ocağı da elinde tutuyordu. Fenerli Rumların ileri gelenleri ile dostlukları vardı. Galata Mevlevihanesi şeyhi olan Şeyh Galip Dede’nin yoluna girdi.

Halet Efendi’nin işleri hep yolunda gitmedi. İngilizlerle gizli ilişkileri ortaya çıkınca görevinden alınarak Kütahya’ya sürüldü. Yeniçeri Ocağı desteğini çekti. Hakkındaki rüşvet ve yolsuzluk iddiaları ayyuka çıktı. Mora ihtilali ve Yunanlıların bağımsızlığını kazanmasının faturası da Halet Efendi’ye kesildi.

Saray’da nüfuz sahibiyken Mehmet Sait Halet Efendi’nin gündemlerinden biri devrin büyük alimlerinden Mevlana Halid Bağdadi’ydi. Mehmet Sait Halet’e göre, halk arasında itibarı gittikçe artan Bağdadi  devlet için “tehdit” idi! Nitekim Padişah 2. Mahmut’a, “Sultanım, on binlerce adamı var. Bu hal, devlet ve saltanat için ciddi bir tehlikedir. Takdir edersiniz ki, tehlike daha fazla büyümeden ortadan kaldırılması zaruridir.” diye telkinde bulundu.

Mevlana Halid Hazretleri, asrın müceddidiydi, “güneşler güneşi” diye anılıyordu. Şam’daki tekkesi dolup taşıyordu. Talebelerine tefsir, hadis, fıkıh ve tasavvuf dersleri veriyordu. İrşad ve tebliğ faaliyetleri İstanbul’a kadar yayılmıştı. Osmanlı devleti ve padişaha bağlıydı. İsmi ile anılan (Halidiye) hareket, Irak’ta Şiiliğe sed çekti. İngiltere ve İran’ın bölgesel planlarını bozdu.
Sultan Mahmud Han, Mevlana Halid’in irşat faaliyetlerini yakından takip ettirmişti. Saray’a gelen raporlarda,  “Mevlâna Halid’in gayesi Sünnet-i Seniyeyi ihya ve talebelerini irşad etmektir. Dünyaya katiyyen temayülü yoktur. Mevlâna siyasetten itina ile kaçınmaktadır.” deniyordu.

Padişah, Halet Efendi’nin telkinlerine kulak asmadı. “Ehli dinden devlete zarar değil, bilakis büyük fayda vardır.” cevabını verdi.

Mevlana Halit, Halet Efendi’nin kendisi ve hizmeti hakkındaki düşüncelerini öğrenince üzüldü, “Halet Efendi’nin işi, Mevlana Celaleddîn-i Rumi’ye havale olundu. Onu huzuruna çekip cezasını verecektir.” dedi.

Kısa süre sonra Halet Efendi, Konya’ya sürüldü ve idam edildi. Bütün mal varlığına el konuldu. Arkasından tarihe geçen şu sözler söylendi;

“Ne kendi etti rahat, ne alem buldu huzur!

Yıkılıp gitti cihandan dayansın ehli kubur( kabir halkı)”

Halet Efendiler her çağda vardılar. Günümüzde ise iktidar oldular.

5 YORUMLAR

  1. Bizim Halidi Bağdadi gibi işime bakmamız lazım

    Böyle ahlaksızlıklarla vakit harcamayalım, yeryüzü imana aç, bu konuda projeleriniz çalışmalarınız, toplantılarınız nelerdir?
    Çok değerli potansiyelimizi Türkiye ile meşgul olarak yok ediyoruz, aslında kendimizi yok ediyoruz

    Halidi Bağdadi diyorki o iş Allaha havale edildi, BİTTİ.. ne zaman yapar, bütün Türkiye ile birliktemi yapar bizi ilgilendirmez artık. Tarihte helak olmuş bütün topluluklar, o peygamberlerin kavimleriydi vatanlarıydı

  2. İdris Bey hem ne kadar ilginç hem ne kadar tarihi tekerrürler daimi.

    1. De Facto Mevlevi dergahı vardır, o devrin De facto tarikatları bir araya gelir, Halidiye kolunu devlete tehlike görür, yok edilmek istenir, zulm görülmelerinde manevi payları olur bazılarının. Hatta o dönem Mevlana Halidin faaliyetlerine fırakı dalle nevinden yaklaşımlar da yapılır.

    2. Kadere bakın ki, Halidiye kolu devletin “de facto” tarikatı olur. Bu sefer de onlar, yeni yeni bilinir olan Üstad Bediüzzamanı devlete düşman görür. Fırakı Dalle nevinden anar şekilde yaklaşır ve yapılan zulmlere manevi destek olur bazıları içlerinden.

    3. 2020 li yıllara gelir, bu sefer De Facto olan Üstad Bediüzzamanı takip eden Nurcular olur, onlar da bu sefer onlara göre dünkü çocuk gördüğü Hizmet Hareketine muhalif olur, zulmlerinde manevi pay sahibi olur hatta birileri içinde. Tabi yanında onlar da fırakı dalle olur.

    Bakalım bu hikaye nereye gidecek…

  3. 😊 Hmmm oldukça ilginç ve önemli bir tarih bilgisi. Tarihin derinliklerinden hazineleri bulup günümüz yaşantısına örnek teşkil etmek… Daha fazla örnekler bekliyoruz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin