Albert Einstein: Bir dehanın aşkları!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Latince akıllı ve zeki sözcüğü “sapien” ile “sexualis” kelimelerinin birleşmesinden gelen sapyoseksüel, kişinin bir kişiyi dış görünüşten ziyade beyin ve zekâ kriterlerine göre beğenmesine deniyor. Terimi tekrar gündeme her ne kadar Hülya Avşar tekrar getirse de, tarihte fiziksel olarak iyi denmeyecek pek çok zeki insanın aşk konusunda bereketli bir hayat sürdüğünü görmek mümkün.

Araştırmalar da fiziksel olarak ortalamanın üstünde olan ancak ortalama zekaya sahip birini çekici bulmayan sapyoseksüllerin, yüksek zekâ seviyesini çekici bulduğunu söylüyor. Entelektüel tavırlardan, zekice yapılan konuşmalardan ve esprilerden hoşlanırlar. Bir kişiye zekasından dolayı âşık olmak şekilde de özetlenebilir.

Bunların başında şüphesiz fizik ve matematik dehası Albert Einsten geliyor.

Albert Einstein, 3 yaşında.

Tam 142 yıl önce bir mart öğlenden öncesi (14 Mart 1879) Almanya’nın Ulm kasabasında saat 11:30’da gözlerini dünyaya açtı Albert Einstein… Ve 18 Nisan 1955 saat 01.15’te (76 yaşında) abdominal anevrizmanın patlaması sonucu tetiklenen iç kanama sebebiyle ABD’nin New Jersey şehrinde hayata gözlerini yumdu.

Kız kardeşi Maja’ya göre sıra dışı bir çocuk olan Albert, küçük bir çocukken yapbozlarla, bulmacalarla ve inşaat setiyle oynamayı çok severdi, yaşı ilerledikçe bu tutkusunun yerini kitaplar aldı.

Genel bir kanaatin aksine, okulda çok başarısız bir öğrenci değildi Einstein. Tamam, bazı dersleri zayıftı ama asla sınıf tekrarı yapmadı, eğitim hayatı boyunca.

17 yaşında liseyi bitirme karnesi şöyleydi:

Einstein’ın karnesi

Almanca 5, Fransızca 3, İtalyanca 5, Tarih 6, Coğrafya 4, Cebir 6, Geometri 6, Tanımlayıcı Geometri 6, Fizik 6, Kimya 5, Doğa Tarihi 5, Sanat Çizimi 4, Teknik Çizim 4…

(6=çok iyi, 5 = iyi, 4 = yeterli, 3 = yetersiz, 2 = zayıf, 1 = çok zayıf)

Einstein, genç yaştan itibaren matematik ve fizikte her zaman başarılı oldu ve matematiksel bir düzeye akranlarından yıllar önce ulaştı.

On iki yaşındaki Einstein yaz tatilinde kendi kendine cebir ve Öklid geometrisini öğrendi. Aynı sene ünlü Pisagor teoremine dair kendi orijinal ispatını geliştirdi. Sınıf öğretmeni Max Talmud’un, 12 yaşındaki Einstein’a bir geometri ders kitabı vermesi küçük Albert’in hayatını kökten değiştirdi.  Einstein bu tarihten itibaren kendini yüksek matematiğe adadı

Geometri ve cebire olan tutkusu, on iki yaşındaki çocuğu doğanın “matematiksel bir yapı” olarak anlaşılabileceğine ikna etmesine yol açtı. Einstein durmadan okuyor ve kendini geliştiriyordu. Yaşı 13 olduğunda neredeyse bir matematik dehası olmuştu!

Einstein, 14 yaşında.

13 yaşında ilgi alanlarını genişletti. Felsefeyle (ve müzikle) daha ciddi bir şekilde ilgilenmeye başladığında Einstein, Immanuel Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi ile tanıştı ve Kant, en sevdiği filozof oldu. O dönemki öğretmeni şunları söyleyecekti: “On üç yaşında olmasına rağmen, sıradan ölümlüler için anlaşılmaz olan Kant’ın çalışmaları ona çocuk oyuncağı gibi geliyordu.”

İLK AŞK!

1895’te, 16 yaşında, Einstein, Zürih’teki İsviçre Federal Politeknik Okulu’nun (daha sonra Eidgenössische Technische Hochschule, ETH) giriş sınavlarına girdi. Sınavın genel bölümünde gerekli standarda ulaşamadı, ancak fizik ve matematikte olağanüstü notlar aldı. Politeknik okul müdürünün tavsiyesi üzerine, orta öğrenimini tamamlamak için 1895 ve 1896’da İsviçre’nin Aarau kentindeki Argovian kanton okuluna gitti. Bu dönem, profesör Jost Winteler’ın ailesiyle birlikte kalırken, Winteler’ın kızı Marie’ye aşık oldu.

Marie 17, Albert 16 yaşındaydı. Albert ilk kez aşık oluyordu ve ilk aşkı için ilk mektubunda şu cümleleri kullanacaktı: “Geçmişte beni etkilemiş olan kızlara karşı hiçbir çekim hissetmiyorum artık. Ruhuma tüm Dünya’nın ifade ettiğinden çok daha fazlasını ifade ediyorsun.”

Kız kardeşi Maja ile

Ancak okul için gittiğinde başka kızlar ve aşklar bu köylü güzelini unutturacak ve Einstein’ın mektupları giderek soğuklaşacak ve seyrekleşecekti. Ve nihayet Einstein, Mayıs 1897’de Marie’nin annesine yazdığı bir mektupla ilişkiyi bitirdi.

Ancak evlenmek kız kardeşine nasip olacaktı. Albert’in kız kardeşi Maja daha sonra Winteler’ın oğlu Paul ile evlendi. Ocak 1896’da babasının onayıyla Einstein, askerlik hizmetinden kaçmak için Alman Württemberg Krallığı’ndaki vatandaşlığından çıktı.

Eylül 1896’da, İsviçreli Matura’yı, fizik ve matematik derslerinde en üst düzey 6 olmak üzere, 1-6 ölçeğinde, çoğunlukla iyi notlarla geçti. 17 yaşında, Zürih politeknik okulunda dört yıllık matematik ve fizik öğretimi diploma programına kaydoldu. Kendisinden bir yaş büyük olan Marie Winteler, bu esnada öğretmenlik görevi için İsviçre’nin Olsberg kentine taşınmıştı.

Jost Winteler ve ailesi ve (oturan) güzeller güzeli Marie elbette! Ayakta duran Paul, Einstein’in eniştesi oldu.

Aradığı aşk başka bir yerde karşısına çıkacaktı: Mileva…

O sene 20 yaşında bir başka deha olan Sırp bir genç kız ile tanışacaktı: Mileva Mariç. O yıl politeknik okuluna kayıp yaptıran Mariç, matematik ve fizik bölümündeki tek kadın öğrenciydi.

Sonraki birkaç yıl içinde, Einstein ve Mariç’in arkadaşlıkları romantizme dönüştü ve her ikisinin de ilgilendiği müfredat dışı fizik üzerine kitap okumak ve tartışmak için sayısız saat harcadılar. Einstein, Mariç’e mektuplarında onunla birlikte çalışmayı tercih ettiğini yazdı.

1900’de Einstein, Matematik ve Fizik sınavlarını geçti ve Federal öğretim diploması aldı. Mariç’in “Annus Mirabilis kağıtları” olarak bilinen 1905 tarihli makalelerinden önce Einstein ile işbirliği yapmış olabileceğini gösteren uzun yıllar boyunca görgü tanıklarının kanıtı ve birkaç mektup var.

Genç Albert iyi bir matematikçi olduğu kadar romantik bir aşıktı ve yazdığı aşk mektupları bir süre sonra ortaya çıkacaktı.

Albert ve Mileva, 1912

Einstein ve Mariç arasındaki ilk yazışmalar 1987’de keşfedildi ve yayınlandı, çiftin Mariç’in ailesiyle kaldığı Novi Sad’da 1902 başlarında Lieserl adında bir kızı olduğunu ortaya bu mektuplar sayesinde çıktı. Mariç, gerçek adı ve kaderi bilinmeyen çocuğu olmadan İsviçre’ye dönmüştü. Einstein’ın Eylül 1903’teki mektubunun içeriği, kızın ya evlatlık verildiğini ya da bebeklik döneminde kızıl ateşten öldüğünü gösteriyor.

Kızlarının öldüğü sene (1903) Einstein ve Mariç, evlendi aynı yılın Mayıs 1904’te oğulları Hans Albert, İsviçre’nin Bern kentinde doğdu. Oğulları Eduard ise Temmuz 1910’da Zürih’te doğdu. Çift, Nisan 1914’te Berlin’e taşındı…

VE AYRILIK!

1987 yılında ortaya çıkan tamı tamına bin 400 mektup, bu büyük dâhinin iç dünyasına ve kişisel ilişkilerine, aile hayatına dair enteresan veriler içeriyordu. Mektuplarında Einstein, Mariç’i depresif ve kıskanç bir kadın olarak tanımlayarak ilk evliliğinde yaşadığı sefaleti dile getiriyordu. Yanındaki iki oğlundan, şizofreni hastası olan küçük oğlu Eduard’ın hiç doğmamasını dilediğini bile itiraf ettiği satırlar mevcut!

Ödül parasıyla nafaka…

Einstein çifti Berlin’e taşındıktan sonra Mariç kocasının ilginç bir yönünü keşfetti. Albert Einstein kuzeni Elsa Lowenthal’e karşı boş değildi ve galiba gizli gizli mektuplaşıyor, hatta görüşüyorlardı. Albert belki de bu kadın için Berlin’e taşınmıştı! Genç kadın iki çocuğunu alıp evden uzaklaştı ve İsviçre’ye gitti.

Einstein bu esnada profesör olmuş ve ismi Nobel Fizik Ödülü için geçiyordu.

1916 yılında karısı Mariç’ten bir mektup aldı Einstein. Karısı dönmek istiyordu ama bu mektuba karşı hamleyle karşılık verdi: Boşanmak istiyorum. 1. Dünya Savaşı patlak vermişti ve bu kişisel mesele ertelenmişti. Araya bir kadın ve bir savaş giren evliliğin kurtulması imkansızdır. Ve Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra boşanmaları kesinleşti. Anlaşmaya göre eğer Einstein Nobel Fizik Ödülü’nü kazanırsa karısı Mariç ödülün parasını nafaka olarak alacaktı.

Nitekim 1921’de bu durum gerçekleşti ve Nobel ödülünün parası nafaka olarak Einstein’ın karısına ödendi.

Mileva Mariç’in bundan sonraki yaşamı hiç kolay olmadı. Bir süre bir pansiyon işletti ve geçimini sağlamak için dersler verdi. 1930’da Mariç, oğlu Eduard zihinsel bir çöküş yaşayınca yıkıcı bir darbe aldı. Sonunda şizofreni teşhisi kondu ve hayatının geri kalanını hastanelerde geçirdi. Diğer oğlu Hans Albert, 1938’de ailesiyle birlikte ABD’ye taşındı. Mileva Mariç 1948’de kalbi kırık bir şekilde hayata gözlerini yumdu.

GÜZEL ELSA’NIN HÜZÜNLÜ ÖYKÜSÜ

Aslında büyük deha Albert Einstein sadece kuzeni Elsa’ya değil pek çok kadına kompliman yapıyor, mektuplar yazıyor, meylediyordu. Helen Dukas, Margarita Konenkova, Marie Winteler ve daha bilemediğimiz belki onlarca kadın…

Biz onun yakın ilişki yaşayıp evlendiği ikinci büyük aşkına yakından bakalım…

Rudolf Einstein ve Fanny Koch’un kızı Elsa, Ocak 1876’da Hechingen’de Schloßstraße 16’da doğdu. Paula ve Hermione adında iki kız kardeşi vardı. Rudolf Einstein, Hechingen’de bir tekstil üreticisiydi.

Elsa’nın çocukluğu, ailesinin düzenli Münih ziyaretleri sırasında, 1905’te çığır açan çalışmasıyla fizikte devrim yaratacak olan kuzeni Albert Einstein ile sık sık oynamasıyla geçti.

Elsa, 1896’da Berlinli tekstil tüccarı Max Löwenthal (1864-1914) ile evlendi. İkili, kızları Ilse (1897-1934) ve Margot (1899-1986) ile Hechingen’de yaşadı. 1902’de Max Löwenthal, profesyonel nedenlerle Berlin’e taşınmıştı. 1908’de Elsa kocasından boşandı ve iki kızıyla birlikte Berlin’de yaşamaya başladı. Bunu duyan Einstein de Berlin’e taşınmıştı ama o andaki karısı Mariç’in bu taşınmanın sebebini bilmesine imkan yoktu.

1912 civarında Elsa ile Albert tekrar yakınlaştılar. Büyük deha eşinden boşandıktan Haziran 1919’da Elsa kuzeni Albert ile evlendi. Ilse ve Margot, kuzen dayıları Albert Einstein’ın üvey kızları olmuşlardı.

Albert ve Elsa

Aslında bu aşkın temelinde Albert’in vaktiyle geçirdiği ağır bir ateşli rahatsızlıkta kuzeni Elsa’nın ona bakması ve yakından ilgilenmesi yatıyordu.

Elsa bu ikinci evliliğinde ilkinde yaptığı hataları yapmamaya dikkat ediyor ve dünyaca ünlü kocasına bakmak, onu korumak ve onu dış dünyanın sinir bozucu müdahalelerinden korumakla uğraşıyordu. Pek çok yolculuğunda ona eşlik etti ve kendisine hayranlık ve saygı duyulduğunu görüyor ve “Celebrity” bir eşe sahip olmanın tadını çıkarıyordu!

1933’te Albert Einstein, Elsa ile birlikte Princeton, New Jersey, ABD’ye göç ettiler. Mütevazı bir hayat yaşamak istiyorlardı ama kader garip bir şekilde buna izin vermedi ve Elsa Einstein, 20 Aralık 1936’da Princeton’daki evinde ağrılı bir hastalıktan sonra öldü.

VE SON AŞK: FANTOVA

Günlük ve mektuplarına baktığımızda artık yaşlı ve mutsuz bir insan olan Albert Einstein’ın hayatının son deminde yine bir kadına tutunarak ayakta kaldığını görüyoruz: Johanna Fantova…

Einstein ve son aşkı Johanna Fantova

Fantova, Einstein ile ilk kez 1929’da Berlin’de tanışmıştı.. 1939’da Elsa’nın vefatından sonra yazıştığı Einstein’ın yanına gelmeye karar verdi. ABD’ye tek başına geldi ve Einstein’ın isteği üzerine Kuzey Carolina Üniversitesi Kütüphane Okulu’na girdi. Fantova, Einstein’dan 22 yaş küçüktü. İlişkileri 1940’larda başlamış olsa da, günlük ilişkilerini Ekim 1953’ten Nisan 1955’te 76 yaşında ölümüne kadar devam etti ve bayan Fantova ünlü dehanın son aşkı olarak 1981’de 80 yaşında vefat etti.

4 YORUMLAR

  1. Daha önce işine gelmeyen haberi gormeyen medyaya üç maymunu oynuyor derdik. Şimdi Shaber üç maymunu oynuyor.
    Cevdet Turkyolunun açıklaması yaptığım herşeyi hoca biliyor” demek. Suizan ettirmeyin insanlara. Ayrıca ben basit bir egitimci olarak kredi ile ev almayın helal değil, dünyada çakılı bir kaziginiz olmasın düsturuna riayet etmişken hocanin dibinde 47 yıl gece gunduz kalan adam niye riayet etmemiş. Hem ne ara ticaret yapmış hem de nasıl izin almış. Allah cümlemizi ıslah etsin suizan etmek değil maksadim önerin gömleğinin hesabını sormak.

  2. Sevgili Nedim Hazar Hocam,
    Einstein için okulda başarısız değildi demeniz sanırım yanlış olmuş. Almanya’da ders notları bizdekinin tersidir. Yani 1= en yüksek not 6= en düşük not oluyor.
    Almanca 5, Fransızca 3, İtalyanca 5, Tarih 6, Coğrafya 4, Cebir 6, Geometri 6, Tanımlayıcı Geometri 6, Fizik 6, Kimya 5, Doğa Tarihi 5, Sanat Çizimi 4, Teknik Çizim 4…

    Yani bu durumda bu karnede oldukça kötü notlar var.Einstein’a karşı hiçbir gıcığım yok tabii ki de😊Her zaman zekasını takdir etmişimdir.Bu yazıyla kadınlarla ilgili zekasını da öğrenmiş oldum sayenizde.Siyasi kavga ve çekişmelerden yol yorgunu olduğumuz bu günlerde bana ilaç gibi geliyor doğrusu.Kaleminize sağlık 👍

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin