NECİP F. BAHADIR | YORUM
Tayyip Erdoğan, toplumun Ekrem İmamoğlu tepkisini hesap edemedi. O yüzden İstanbul’a kayyım atamaya korktu. ‘Kayyım’ kararının protesto gösterileri ve yürüyüşleri daha da büyüteceğini düşündü. Yangına ‘benzin’ dökmedi ama su da dökemedi. Belki de ilk kez bu kadar aciz ve pasif kaldı. Elindeki bütün imkanlarla İmamoğlu’nun ‘yolsuzluktan’ tutuklandığını anlatmaya çalıştı. Fakat nafile… Ne kendi kitlesini inandırabildi, ne de kamuoyunu…
Hadi gözaltına alınıp tutuklanmasının gerekçesi ‘yolsuzluk’ dosyasıydı, bir an bunun doğru olduğunu kabul edelim. Peki diploması ön seçime iki gün kala, neden apar topar iptal edildi? Yok, yatay geçişte usülsüzlük varmış falan filan… Üniversite veya devlet 35 yıl sonra mı uyanmış? Geçiniz. Maksat belli, operasyonların hedefi açık. Hukukla hiç alakası yok, tamamen siyasi. Amaç İmamoğlu’nun önünü kesmek…
Toplum böyle bildi, böyle algıladı. Protesto gösterileri ve yürüyüşleri böyle başladı. Kitleler Saraçhane’ye sığmadı. TOMA ve barikatlar kar etmedi. ‘Silivri’ tehdidi işe yaramadı. Gençler ve yaşlılar korku duvarını delip geçti. Eğer Erdoğan bu duvarın bu kadar kolay aşılacağını hesap etmiş olsaydı, İmamoğlu’na bu kadar kolay ve basit gerekçelerle dokunmaya cesaret edemezdi. Kitlelerin cesareti ve gözünü karartması Erdoğan’ı bile şaşırttı.
Hapishaneler doldu taştı, yüzlerce üniversite öğrencisi Silivri’ye gönderildi. Polisten ‘kötü muamele’ ve ‘işkence’ gördü.
Daha önce yok muydu? Olmaz mı?
Fakat çıplak arama ve her türlü insanlık dışı muamele kamuoyunun ilgisini çekemedi. Bir öğretmen gözaltında bile isteye ölüme terk edildi. Hapishanelerde ‘ölüme yatanlar’ ve bir daha uyanamayanlar oldu. Polisin de hapishane yönetimlerinin de fena muamelesi hep vardı. Şimdi dikkat çekti… Geç kalmış da olsa ‘gerçeklere uyanmak’ ve işkencenin ‘farkına varmak’ iyidir. Zararın neresinden dönersen kar hesabı…
Maltepe benzeri mitingleri AKP yapardı. Erdoğan topladığı kalabalık kitlelerle muhaliflerine hem mesaj hem de göz dağı verirdi. Bu onun tarzı siyasetiydi. Gücü temsil eden toplumsal merkez AKP’den muhalefete doğru kaydı. Sokak ve meydanları dolduran kalabalıklar Erdoğan’a destek için değil, tam aksine ‘itiraz ve isyan’ için sahneye çıktı. Ve kolay inecek gibi değil. Muhalefet dalga dalga büyüme eğiliminde…

Siyasi değil; toplumsal muhalefet!
Bu bir siyasi muhalefet değil… CHP’nin eseri hiç değil. Bu toplumsal muhalefet… Bu sıradan vatandaşın ‘yetti artık’ isyanı ve Erdoğan’a baş kaldırışı… Bu topraklarda sokak ve meydanlar tekin değildir. O yüzden vatandaş pek sevmez, yanlışa sürüklenmemek için uzak ve mesafeli durur. Her türlü provokasyona açıktır. Kitle psikolojisi taşkınlık ve aşırılıklara yatkındır. Kolay oyuna gelir. Siyasi tarih kötü örneklerle doludur.
Toplumun bilinçaltı da öyle…
Fakat AKP o kadar bıkkınlık verdi, o kadar öfke ve nefret biriktirdi ki, toplum her türlü risk ve tehlikeye rağmen kendini sokağa atmakta sakınca görmedi. Sonunu düşünmedi. ‘Not edilecekmiş, fişlenecekmiş’ vs. hiç oralı olmadı… Bu ‘bıçağın kemiğe dayanma’ halinden başka şey değildir. Toplumun kaybedecek bir şeyi kalmadı, zincirlerinden başka… İmamoğlu’na kadar çok taviz verdi, vicdanı çok aşındı.
Protesto, yürüyüş ve mitingleri ‘boykot’ izledi. Boykot da çok sevimsiz bir kelime… Hiç de iyi şeyler çağrıştırmıyor. Normal şartlarda toplumun sıcak ve sempatiyle bakması olası değil. Fakat AKP politikaları toplumu öylesine bunalttı ki kitleler boykota da ‘evet’ dedi. AKP iktidarı fena panikledi. Ancak aciz kaldı. Hiçbir politika üretemedi. Boykota siyasi cevap veremedi. Sadece itiraz etti, tepki gösterdi.
AKP sözcüleri ‘milli ekonomiye darbe…’ gibi ipe sapa gelmez gerekçeler sıraladı. Bakanlar ve önde gelen AKP’liler ellerinde alışveriş poşetleri marketlere akın etti. Kolay mı boykotu kırmak? Koca AVM’lerde ‘in-cin top oynadı’.

Boykot hedefine ulaştı. Politik karşılık üretemeyen AKP yine en iyi bildiği işe yöneldi, ‘yargı sopasını’ devreye soktu. Savcılık boykot çağrısı yapan onlarca sanatçı ve ünlü kişiyi gözaltına aldı. AKP’nin ‘gözdağı ve korkunun’ sonuç vermediğini görmesi için acaba daha ne olmalı.
Toplum AKP’nin gitmesini istiyor
Belli ki muhalefet dalgası burada durmayacak. Sarayın duvarlarını dövmeye ve aşındırmaya devam edecek. AKP’nin tek kozu ise ‘yargı…’ Varsa yoksa göz altı ve tutuklama… Bu yol tutmadı. Gençler Silivri’nin hiç de soğuk olmadığına gördü.
Toplum ne istiyor?
AKP’nin iktidardan uzaklaşmasını… Hak, hukuk ve adalet konusunda beklentisi kalmadı. Bu nasıl olacak? Erken seçimle… Toplumsal muhalefet dalgaları sandığı görene kadar şiddetini arttırarak sürecek.
AKP veya Erdoğan belki de tarihinin en zayıf ve en aciz günlerini yaşıyor. Bir iktidar partisinin müthiş çaresizliği bu… Zalim politikaların geleceği yer burasıydı. Kılavuzu Cem Küçük olan bir partiden ne beklenir ki!
AKP’liler acaba ‘Aptal ve ahmak dostun olacağına akıllı düşmanın olsun…’ sözünü de mi duymadı? Cem Küçük ama Allah büyük! Toplum da öyle… Bir insanın, “Muhalefet hala seçim kazanacağını sanıyor…” cümlesini kurabilmesi için akıl ve vicdanından zoru olması gerekir. Hele bir de bunu 15 Temmuz’dan sonra yüzde 70’i değişen ‘güvenlik bürokrasisine’ dayandırıyorsa…
Ne demek istediğini sorarlar adama da, öyle bir medya yok! Hilenin, şikenin bundan daha iyi itirafı olur mu? Güvenlik bürokrasisi ile seçim arasında ilişki kurmak da ne demek? Herkes anladı onu. Bu gerçeğin bir yandaş ismin kaleminden tarihe not düşülmesi de önemli. Zaten sandığın darasını düşüyordu. O daraya rağmen AKP’nin kazanma şansı yok. Acziyet sadece AKP’yi değil yandaş medyası ve bütün unsurlarını yanlışa sürüklüyor. Politikasızlık böyle bir şey…
AKP’nin karşıdan esen sert muhalefet rüzgarları karşısında yapacağı tek şey kaldı… O da en erken zamanda seçim… Sandığı bir an önce halkın önüne koymak. Erdoğan’ın bu millete yapacağı tek iyilik bu.
Rüzgarın önünde durulmaz… Fırtınaya karşı yürünmez. Hep yanında olan ‘bahtı’ da onu terk etti. Yüzde 70’inin yenilendiği söylenen ‘güvenlik bürokrasisi’ belki iktidarını baskı ve zulümle bir süre daha uzatmaya yarar fakat ‘mukadder kaderinden kaçışı’ mümkün değil.

19 Mart 2025 Hırsız Recep ve çetesi için sonun başlangıcı olarak yazılacak. Muhalefetin her hangi bir parti, ideoloji, inanç vs. temelli olmaması, toplumun (bir avuç hırsız AKP’li ve onlara iman etmiş ak koyunlar hariç) tamamının hırsız Recep ve çetesine defol git demesi, olayı bambaşka bir düzleme taşıdı. Bu eylemlerin sahibi halk. Ve hırsız Recep’i tarihin çöp tenekesine atıncaya kadar devam edecek. Biber gazına ve hatta kurşuna rağmen devam edecek.