NECİP F. BAHADIR | YORUM
Bu kez şafak vakti polis AKP eski milletvekillerinden Hüseyin Kocabıyık’ın kapısına dayandı. Suçu ‘cumhurbaşkanına hakaret.’
Konuşmak yani. Hafta sonu Cumhuriyet’e röportaj vermiş, AKP politikalarını eleştirmişti. Söylediklerini satır satır okudum. Bir hakarete rastladım. Tenkit/eleştiri vardı, itiraz vardı… Konuşan vicdanıydı. Hüseyin Kocabıyık, “Gözaltına alındım” diye paylaşım yaptı sosyal medya hesabından. Polisler evinde arama yapıyordu. (Akşam saatlerinde tutuklandı)
Hüseyin Kocabıyık ‘düşünen’ beyinlerden biri… 1990’lı yıllarda Tansu Çiller’e danışmanlık yaptı. Bankamatik müşavirlerden değildi. Siyasi strateji üretti. Yol haritası çizdi. Çiller’in kimi konuşmalarında Kocabıyık’ın dokunuşlarını görmek mümkündü. Milletvekili önerisine “Hayır… Kesinlikle düşünmüyorum!” cevabını vermiş. Perde arkasında kalmayı yeğlemiş. AKP’den milletvekilliği ısrarın sonucu… Yakın dostu rahmetli Erol Olçok’un baskısına fazla dayanamamış, gönülsüz kabul etmek zorunda kalmış.
Aktif siyasetin kapısından girince çıkmak zor. İki dönem sürdü Kocabıyık’ın milletvekilliği… ‘Doğrucu Davut’tu, konuştu, yazdı. Düşüncelerini ifade etmekten geri durmadı. 19 Mart Ekrem İmamoğlu operasyonuyla birlikte ‘gemileri yaktı’, tepki ve itirazlarını sosyal medyadan duyurdu. Mesajları ses getirdi. Haberlere konu oldu.
Dün yayınlanan Cumhuriyet röportajı sonrası düğmeye basıldı. Gözaltı kararı yargının kendi irade ve inisiyatifi olamaz. Yukarıdan işaret geldiği kesin…
AKP’de siyaset yapmış bir kişi hakkında ‘gözaltı kararı’ vermeye cesaret veya cüret edebilecek bir savcı var mı ülkede? Bırakın milletvekilliğini ilçe başkanlığı yapmış AKP’li hakkında bile yargı ‘vize almadan’ harekete geçemez. Gözaltına alınıp tutuklanan ilçe belediye başkanı olduğu doğru. AKP’ye rağmen değil. Ancak partinin ‘oluru’ ile mümkün.
Maalesef gerçek bu. Yargı bağımsız ve tarafsızlığını yitirdi. İktidarın güdümüne girdi. O yüzden yargının tüm suç ve günahlarına AKP ortak…
Erdoğan’ın Hüseyin Kocabıyık’la tanışıklığı Pınarhisar günlerine dayanıyor. Kocabıyık Erdoğan’ı ziyaret eden ve destekleyenlerden biriydi. O günlerin hatırası bir anı fotoğrafını da yayınladı. Kocabıyık’ın herhangi pişmanlığı yok. Erdoğan sadece şiir okuduğu için mahkum olmadı. Hakkında yolsuzluk iddiaları da vardı. Kocabıyık, “Yolsuzluk davalarını hiç ciddiye almadık. Çünkü Erdoğan’ı siyasetten tasfiye çabası vardı. Erdoğan mağdurdu…” dedi. Tıpkı Ekrem İmamoğlu gibi…

Erdoğan’ın eleştiriye tahammülü yok. Kocabıyık’ın eleştirilerine dayanamadı, partiden ihraç etti. Susmadı Kocabıyık… Düşünce ve fikir insan beynine yüktür, ifade edilmek ister. Tabii bir de vicdan boyutu var. Kocabıyık gibi bir ismin susması, kabuğuna çekilmesi mümkün değil. Her türlü risk ve tehlikeyi göze alır ve konuşur. Hapishane falan korkutmaz. Fikir ve düşüncenin namusu her şeyin önündedir.
Ve kolay kolay feda edilemez.
Cumhuriyet muhabiri sanki olacakları hissetmişçesine Kocabıyık’a sormuş: “Tutuklanmaktan çekinmiyor musunuz?”
Yersiz bir soru değil. Konuşanın içeri atıldığı bir ülke Türkiye… Kocabıyık’ın bu soruya cevabı ‘manifesto’ niteliğinde; “Fikirlere sahipseniz, mücadelenize inanıyorsanız hapishaneyi göze alacaksınız. Ölümü göze alacaksınız. Cezaevine girmek benim için problem teşkil etmez. Cezaevi kötü bir yer değil, işkence etmiyorlar, devlet size bakıyor. Akıllı insan için cezaevi bir yenilenme ve güçlenme mekanı… Okumak ve yazmak için de…”
Biraz Ahmet Altan’ı andırıyor. Kocabıyık’ın anlıyorum ben… Hapishaneler nice büyük lider ve siyasetçi için sıçrama tahtası olmuş… Sancısı olan için bir doğum evi gibi. Erdoğan siyasi kariyerini ‘hapishane’ söylemiyle yapmadı. Erdoğan’ı büyüten Belediye Başkanlığı’ndaki başarısından ziyade haksız, hukuksuz yere mahpus edilmesiydi. Siyaseten tasfiye edilme girişimiydi. Toplum böyle okudu ve ‘mağdur, mazlum’ gördüğü Erdoğan’a sahip çıktı. İsmi efsane gibi sokağa düşmüştü. Bir dip dalgaydı.
O günkü Erdoğan’la bugünkü arasında dağlar kadar fark var. Sanki bu gerçek Erdoğan değil, klonlamış başka biri… Siyasi fikirler, düşünceler bu kadar değişir mi? İktidar insanı bu kadar başkalaştırır mı? Akıl ve vicdan bir bedeni bu kadar kolay terk eder mi?
Hücreler klonlanır ama duygu ve düşüncelerin kopyalanması mümkün değildir herhalde. Erdoğan’ın değişim ve dönüşümü sadece siyasetin değil, tıbbın ve bilimin de konusu olsa gerek.
“Dün dündür, bugün bugündür…” siyaseti değil bu. Daha ötesi…
Erdoğan’ı acaba Hüseyin Kocabıyık’ın hangi söz rahatsız etti? Dün ile bugün kıyaslaması mı? Susması karşılığında eşinin vali yapıldığını söylemesi mi?
“Tayyip Bey çelebi bir adamdı. Merhametli, fakir fukara babası dost tabiatlı biriydi. Şimdi bambaşka biri var karşımızda ve ben artık onu tanıyamıyorum.” demesi mi? Yakından tanıdığı Devlet Bahçeli’nin her an ‘erken seçim’ çıkışı yapacağı tespiti mi?
“Son dönemlerde izlediği siyaset onun bütün efsanesini yerle bir ediyor…” mesajı mı? Muhaliflerini yargı eliyle tasfiye ettiğini dile getirmesi mi? “Ak Parti kendi varlık prensiplerine ihanet etmiştir.” çıkışı mı? “Yakın siyasi tarihimizde hiçbir zaman ‘Seçim yapılacak mı, yapılmayacak mı’ tartışması olmadı. Bugün ilk kez bu oluyor.” tespitinde bulunması mı? İmamoğlu’nun aday olamayacağı bir seçimin meşruiyetini tartışmaya açması mı?
Kanaatim hiçbiri değil… Erdoğan’ı kızdıran Kocabıyık’ın konuşması… AKP propagandasının bir aparatı olmaması… Kendi düşünce ve fikirlerini söylemesi… Unutmamak lazım ki Mehmet Metiner’in bile yazıp konuşması rahatsız etti AKP yönetimini. Metiner gibi bir isim bile susturuldu. Hoşgörü, tahammül sıfır AKP’de…
Hüseyin Kocabıyık’ın tespitleri çok önemli. Gözaltı kararı sosyal medyaya düşmemiş bile olsa söylediklerini konu alan yazı yazmayı planlamıştım. Erdoğan’ı kastettiği “Efsane yerle bir…” cümlesini not etmiştim. Mesajları bir gazetenin sayfaları arasında kaybolup gitmemeli, tartışılmalı, gündemde tutulmalı…
Erdoğan başını ellerinin arasına alıp bir düşünse… “Kocabıyık haklı olabilir mi?” diye tefekkür etse… Birlikte yola çıktığı dava arkadaşları Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi isimlere sorsa, “Siz ne düşünüyorsunuz? Ben doğru yolda mıyım?” diye istişare etse… Bunu yapabilse Kocabıyık’ın söylediklerini Gül’ün de Arınç’ın da tekrarladığını görecek. Biraz aklı ve vicdanı olan gerçeği görür.
Ve gerçek, Erdoğan ve AKP için hiç de iyi değil. Çözüm susturmak, hapse atmak değil. Hani ‘istişare’ önemliydi? AKP Erbakan gibi yönetilmeyecekti? Erdoğan, Erbakan’ı aştı!
İhbar gibi olmasın ama bak konuşan biri daha var. Yazan daha doğrusu… Hayrettin Karaman hafta sonu Yeni Şafak’ta yazdı. Ayet ve hadisleri kaynak göstererek, “Bugünkü faiz işlemleri nitelik bakımından Câhiliye devrinin bu âdetinden başka bir şey değildir.” dedi.
Erdoğan’ın politikalarını Cahiliye dönemiyle özdeşleştirdi. AKP’nin 23 yıldır yönettiği Türkiye dünyada yüksek faiz sıralamasında ilk 3’ün içinde… Cahiliye Araplarının politikasıyla AKP’nin siyaseti arasında bir fark yok. Karaman’ın tespiti bu. Bir zamanlar Erdoğan, Karaman’ın fetvalarını önemserdi. O günler geride kalmış olmalı. Din ve kutsalar üzerinden AKP ve Erdoğan’a kayıtsız şartsız destek veren kitleler için bir uyarı bu… Yargı Karaman için de hareket geçer mi? Bir işarete bakar…
AKP’den milletvekilliği yapmış Hüseyin Kocabıyık’ın evi basılarak gözaltına alınması sıradan bir gelişme… Kimseyi şaşırtmadı. Kocabıyık’ı korkutmak ve sindirmek zor. Bizzat kendi söze; “Ben nefes alıp verdikçe tek başıma kalsam bile bu siyaset anlayışıyla mücadelemi yürüteceğim…”
Kaybeden Kocabıyık değil, AKP… Erdoğan o kadar hakikatten koptu ki bu basit ve yalın gerçeğin bile farkında değil. Yazık ülkeye…
