ENSAR NUR | STRAZBURG TR724
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kocaeli T Tipi Cezaevi’nde tutulan Abdül Samed Tergek’in başvurusunu karara bağladı. AİHM İkinci Dairesi’nde bulunan 7 hakimden 4’ü Tergek’in ailesinden gelen mektuplarla birlikte gönderilen fotokopilerin alıkonulmasının ihlal olmadığına karar verirken, 3 hakim ise ihlal kararı çıkması gerektiğini belirtti.
AİHM İkinci Dairesi tarafından bugün açıklanan Tergek kararı Daire hakimlerini ikiye böldü. Dairede yer alan 4 hakim “ihlal yok” derken, 3 hakim bu kararın AİHM içtihatlarına aykırı olduğunu vurguladı, böyle bir kararın İkinci Daire’nin yetkisini aşacağını belirterek ihlal kararı verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Fotokopiler verilmedi
Kocaeli T Tipi Cezaevi’nde bulunan 1989 doğumlu Tergek, Türkiye’de cemaat davaları kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olduğu suçlamasıyla mahkum edilerek cezaevine konulmuştu. Başvuru, kız kardeşi ve eşinden gönderilen mektupların cezaevi yönetimi tarafından alıkonulması ve mektuplarla birlikte gönderilen basılı materyallerin kendisine hiç teslim edilmemesi nedeniyle yapılmıştı. Cezaevi yönetimi “örgütsel iletişim riski” ve “güvenlik” gerekçesiyle bu çıktıları Tergek’e teslim etmedi.
AİHM kararında, her ne kadar mektupların daha sonra Tergek’e ulaştırıldığı belirtilse de, eklerde bulunan internet çıktıları, notlar ve resimlerin süresiz biçimde verilmemesinin ifade özgürlüğünü ve bilgi edinme hakkını düzenleyen madde 10 kapsamında ihlal olup olmadığını değerlendirdi.
Tergek, fizyoterapi egzersizleri ve uzaktan eğitim kapsamında gayrimenkul yönetimi ile ilgili notlar içeren mektuplara ekli basılı belgelere erişememesiyle ilgili olarak bu belgelerde yer alan bilgilere erişemediği için haklarının ihlal edildiğini ileri sürdü.
4 Hakim AYM kararına atıf yaparak “ihlal yok” dedi
İkinci Daire’de bulunan hakimler Saadet Yüksel, Jovan Ilievski, Davor Derenčinović ve Stéphane Pisani fotokopilerin başvurucuya verilememesinin hukuki dayanağı olduğunu belirterek (5275 sayılı kanun), söz konusu müdahalenin orantılı olduğu ve devletin takdir yetkisini aşmadığı sonucuna vardı.
Hakimler, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Diyadin Akdemir kararına gönderme yaparak, fotokopi ve çıktılarla ilgili özel risklerin (örgütsel iletişim vs.) bulunduğunu kabul etti. Cezaevi yetkililerinin yükünü artırmamak ve güvenlik riski oluşturmamak için bu tür materyallere sınırlama getirilmesini makul buldu.
AYM’nin 2018’de verdiği Diyadin Akdemir kararı, fotokopi ve internet çıktılarının cezaevine alınmasını zorlaştıran içtihat oluşturmuştu.
3 Hakimden ortak muhalefet şerhi: AİHM içtihatlarında gerilemeye sebep olur
İkinci Daire’de yer alan diğer 3 hakim Arnfinn Bardsen, Anja Seibert-Fohr ve Juha Lavapuro ise madde 10’un açıkça ihlal edildiğini ve diğer 4 hakimin “ihlal yok” kararının AİHM içtihatlarıyla çelişerek Avrupa genelinde mahkumlar aleyhine ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
Hakimler ayrıca çoğunluğunun yaklaşımının, AİHM içtihatlarında geri adıma yol açabileceğinden endişe duyduklarını ifade etti. Böyle bir kararın İkinci Daire’nin çapını aştığını da belirtti.
Ortak muhalefet şerhinde hakimler, “çoğunluk görüşündeki meslektaşlarımız, içeriğe hiç bakılmaksızın başvurucuya bu tür belgelerin cezaevi yönetimi tarafından verilmemesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesini ihlal etmediği sonucuna varmıştır. Biz bu sonuca katılmıyoruz; çünkü çoğunluğun gerekçesi Mahkeme’nin yerleşik içtihatlarıyla bağdaşmamaktadır” diyerek ihlal gerekçelerini açıkladı.
Hakimlerin muhalefet şerhinde yer alan ihlal kararı verilmesi gerektiğine dair gerekçeler şöyle özetlenebilir:
AİHS, cezaevi kapısında bitmez: Mahkumlar, özgürlük hakları dışında tüm temel haklara sahip olmaya devam eder. Bu durum, Mahkeme’nin geçmiş içtihatlarında da nettir.
Yasa Dayanağı Yetersiz: Yasa (Türk Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, 5275 sayılı yasa) internet çıktısı ya da fotokopilere dair açık bir düzenleme içermiyor. Bu nedenle kısıtlamanın “yasayla öngörülmüş” olduğu bile tartışmalıdır.
Genel ve ayrım gözetmeyen yasak (Blanket Ban): Yasak, içerik veya güvenlik riski ayrımı gözetmeden tüm mahkumlara, tüm çıktılara ve tüm fotokopilere uygulanıyor. Ne sağlık, eğitim, ne de rehabilitasyon amacı taşıyan içeriklere istisna tanınıyor.
Gerekçelendirme Eksik: Ne disiplin kurulu, ne yerel mahkemeler, ne de Anayasa Mahkemesi somut gerekçe sunmuş. Sadece “aşırı idari yük” ifadesiyle bu yasak meşrulaştırılmaya çalışılmış.
AİHM içtihadıyla uyumsuz: Mahkeme’nin geçmiş kararlarında ifade özgürlüğüne getirilen bu tür ağır kısıtlamaların ancak dar, ölçülü ve dikkatle gerekçelendirilmiş hallerde kabul edilebilir olduğu vurgulanmıştır.
Demokratik toplumda gerekli değil: Hükümetin, bu yasağın kamu güvenliği açısından neden “demokratik bir toplumda gerekli” olduğunu yeterince kanıtlayamadığı belirtiliyor.
AİHM İkinci Dairesi’nin Türkiye ile ilgili davalarda vermiş olduğu kararlar sık sık uzmanlar tarafından eleştiriliyor. Son olarak, İkinci Daire’nin tartışmalı Şaban Yasak v. Türkiye kararı Büyük Daire’ye taşınmıştı.

AİHM güvenilir bir kurum olmadığını defalarca gösterdi. Apaçık hak ihlali iddialarını kabul edilemez bulup iade ediyor. Tam gönderilmiş evrakların eksik olduğundan bahisle kabul edilemezlik kararı veriyor. 2010’dan sonra gerçekleşen bunca hak ihlalinin yüzbinlerce davaya dönüşmüş olmasını kabus olarak görüyorlar. Vaktiyle insan hakkı ihlallerini görmezden gelen Avrupa Konseyi, şimdi AİHM üzerinden denge politikası yürütüyor. Adalet umurlarında değil. Ne şiş yansın ne kebap diyorlar. Strasbourg’da Hırsız Recep rejiminden rüşvet alan şerefsizler var.