“Abi, gördün mü bak… anne-babamız yine tutuklandı, çekirdek ailemizden sadece ikimiz kaldık”

Nazife Karakoç ve ailesi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – HABER YORUM

Bugün Birleşmiş Milletler Dünya Çocuk Hakları Günü. Ben ise dünden beri yaptığım iki telefon görüşmesinin ağırlığını taşıyorum. Bu ülkede çocuk olmak, her yıl biraz daha ağır bir yük haline geliyor.

Yedi aylık hamile Nazife Karakoç, 18 Ekim’de eşiyle birlikte Edirne’de tutuklandı. İki çocuk annesiz-babasız bırakıldı, doğmamış bir bebek ise daha dünyaya gelmeden cezaevine mahkûm edildi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi anne ve babanın aynı anda tutuklanmasını yasaklıyor. Ama görünen o ki kimsenin umurunda değil. Üstelik Karakoç çifti ikinci kez birlikte tutuklanıyor.

Edirne İpsala Adliyesi’nde mahkemeye çıkan anne ile babayı, kapıda 8 yaşındaki kızları ve 11 yaşındaki oğulları bekliyordu. Önce annenin tutuklandığı haberi geldi. Ardından bir buçuk saat sonra babalarının da tutuklandığı duyuruldu.

Bu yıkıcı haber çocuklara birinin söylemesi gerekiyordu. Adliye önündeki bankta, ayakları yere bile değmeyen iki küçük çocuk sallanarak oturuyordu. Teyzeleri yanlarına gidip, “Anneniz ve babanız bir süre gelemeyebilir” dedi. Küçük kız, bu sözleri duyunca abisine sarıldı ve şu cümleyi kurdu:

“Abi, gördün mü bak… Çekirdek ailemizden ikimiz yine bir başımıza kaldık.”

Türkiye Cumhuriyeti, sekiz yaşındaki bir çocuğa bu cümleyi kurduran bir devlettir.

BEBEĞE REVA GÖRÜLEN İŞKENCE

Şeyma Aslan ve ailesi.

İkinci olay ise, cezaevlerindeki en ciddi sorunların başında geçen mahpusların nakilleriyle ilgili. Dün akşam 26 Eylül’de 14 aylık kızıyla birlikte Edirne’de tutuklanan KHK’lı biyoloji öğretmeni Şeyma Arslan’ın eşi Emrah Arslan ile görüştüm.

Emrah Arslan Burdur’da yaşıyor. Eşi Edirne’de hapisti. Nakil istediler. Şeyma Aslan’ı 3 Kasım’da Antalya L Tipi Cezaevine sevk ettiler. Ettiler ama nasıl? Etmeseler daha iyiydi. Nasıl yolculuk yaptıklarını duyunca içim sızladı. Bebek ayrı, anne ayrı perişan…

“KAFASINI CAMA VURUP VURUP AĞLAMIŞ”

Baba Emrah Aslan diyor ki, “Tabut gibi araçla getirmişler ta Edirne’den. Biz Antalya merkeze hastaneye gidene kadar bile bunalırdık. Çok nefessiz kalırdık. Taa ordan… Çok zor olmuş. Bebek dayanamamış, iyice bunalmış, kafasını cama vurup vurup duruyormuş. Çok ağlamış yolda. Bir gece Afyon Cezaevinde mola vermiş, dinlenmişler. Şu anda Antalya’da, 5-6 yıl önceki eski koğuşunda. Yıllar sonra yine aynı koğuşa geri dönmüş oldu eşim maalesef. Ama bu sefer büyük çocukla değil, 14 aylık bebeğimizle.”

Babanın anlattıklarını duyunca kahroldum. Hadi anneyi cezalandırıyorsunuz. Bebeğin ne suçu var? Annesiyle birlikte cezaevinde tutulan çocuk, fiilen cezalandırılıyor. Bu durum küçük çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılmasını yasaklayan BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırı. 

Kahrolduğum başka bir ayrıntı ise, Şeyma Aslan’ın altı yıl sonra Antalya L Tipi Cezaevine ikinci kez, üstelik yine bir çocuğuyla dönmesi. 11 yaşında bir oğlu ve 14 aylık kızı olan Aslan’a, Antalya’da kapatılan Yağmur Kolejinde görev yapmak, öğrencilerle ilgilenmek, arkadaşlarıyla umreye gitmek, otelde kalmak, ByLock gibi gerekçelerle 6 yıl 10 ay hapis cezası verildi.

Aslan bu ‘suç’lamalarla Ocak 2019’da tutuklandı ve o dönem üç yaşında olan oğluyla birlikte yine aynı cezaevinde 6 ay kaldı. Şimdi küçük kızıyla birlikte aynı koğuşa yeniden konuldu. 41 kişilik koğuşta bebeğiyle ayakta durmaya çalışıyor.

Bir aileye daha nasıl kötülük yapılabilir? Çocukların gözyaşı bu ülkenin duvarlarına sinmişken kimse bize ‘Türkiye hukuk devletidir” demesin. Adaletin yerini tarif etmesin.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin