ABD neden kutuplaşıyor?

AYDOĞAN VATANDAŞ | YORUM

Ezra Klein’ın ‘Why We Are Polarized-Neden Kutuplaşıyoruz’ adlı eseri, günümüz Amerikan siyasetinin neden bu kadar keskin çizgilerle bölündüğünü açıklamaya çalışan nadir eserlerden biri. Klein aslında gazeteci kimliğiyle tanınan bir isim ancak kitabında kişisel tecrübelerini, akademik ve tarihsel verileri harmanlayarak Amerika’nın günümüz kutuplaşmış politik ortamını çok iyi anlatmış.

Kitabın temel sorusu şu: Amerikan toplumu neden bu kadar kutuplaştı? Demokrat ve Cumhuriyetçiler, nasıl oldu da bu denli kesin çizgilerle birbirinden ayrıştı? Ezra Klein, bu sorulara yüzeysel politik cevaplar yerine kimlik, medya, parti yapıları, seçmen psikolojisi ve tarihsel dönüşümler gibi çok katmanlı unsurları bir araya getirerek cevap vermeye çalışmış.

Klein’in özetle söylediği şu: Kutuplaşma sadece fikri bir ayrılık değil fakat, daha çok kimlikler üzerinden derinleşen bir ayrışma. Yani insanlar artık sadece farklı görüşlere sahip olmanın ötesinde; bu görüşler onların kim olduklarının bir parçası haline geliyor. Bu da karşıt fikirleri, kişisel saldırı gibi algılamalarına neden oluyor.

Bu kutuplaşmada özellikle medyanın rolü çok büyük. Özellikle sosyal medyanın ve haber kanallarının algoritmalar aracılığıyla insanlara sadece kendi görüşlerini pekiştiren içerikler sunması, kutuplaşmayı derinleştiriyor. Artık insanlar farklı görüşlere maruz kalmak yerine, kendi “bilgi balonları” içinde yaşıyor. Bu da karşıt görüşleri anlamayı değil, onları düşmanlaştırmayı beraberinde getiriyor.

Kitapta dikkat çeken bir diğer önemli nokta, Amerikan siyasi partilerinin geçirdiği dönüşüm. Eskiden her iki partide de çeşitli ideolojilerden insanlar bulunabilirken, artık partiler ideolojik olarak homojen hale geldi. Bu da partiler arası uzlaşmayı zorlaştırıyor. Klein, özellikle Cumhuriyetçi Parti’nin zamanla daha agresif bir kimlik siyasetine yönelmesini örneklerle açıklıyor. Nitekim Trump’ın göreve başlamasının ardından asker ve sivil bürokraside yapılan tasfiyeler bunun en açık göstergesi. İç Güvenlik Ajansı gibi federal kurumların resmi sosyal medya hesaplarından Demokrat Partiyi açıkça hedef alan siyasi içerikli mesajlar, gelinen noktanın hiç de iç açıcı olmadığını gösteriyor.

Kutuplaşmanın en tehlikeli biçimi, hiç şüphesiz siyasal tercihlerin kimlik haline gelmesi. Trump ise tam da bu dinamiği besliyor. Cumhuriyetçi Parti’nin; Trump liderliğinde beyaz, kırsal, Hristiyan ve geleneksel değerleri savunan bir kimlik etrafında şekillendiği malum. Bu durum, “biz ve onlar” ayrımını daha da keskin hale getiriyor.

Trump’ın ikinci döneminde bu kimlik siyaseti daha da radikalleşiyor; zira Trump artık görece bir çoğunluk meşruiyetiyle hareket ediyor. Ezra Klein, medyanın kutuplaşmayı nasıl körüklediğini açıkça ortaya koyuyor.

Trump’ın yeni medya düzenine baktığımızda bunu net bir şekilde görebiliyoruz. Elon Musk’ın sağladığı sosyal medya ortamında doğrudan seçmenle kurduğu ilişki, ana akım medyayı “düşman” ilan etmesi ve kendi bilgi evrenini yaratması, zaten bölünmüş olan bilgi ortamını daha da ayrıştırıyor.

Klein, kutuplaşmanın kurumlar üzerindeki baskısını detaylı bir şekilde anlatıyor. Uzlaşı kültürünün çökmesi, yargı bağımsızlığını aşındırma çabaları gibi meseleler kutuplaşmayı artırıyor. Trump’ın ilk döneminde kurumlarla yaşadığı çatışmalar dikkate alındığında, bu dönemde bu çatışmaların daha da keskinleşmesi ve kurumsal denge-denetleme mekanizmalarının daha fazla aşınması muhtemel.

Ezra Klein

Ezra Klein’ın bulguları, kutuplaşmanın bireylerin bilinçli tercihlerinden ziyade, sistematik olarak işleyen yapısal dinamiklerle beslendiğini gösteriyor. Trump gibi güçlü, popülist ve kutuplaştırıcı lider figürleri, bu sistematik eğilimleri daha da hızlandırma potansiyeline sahip. Dolayısıyla Trump’ın ikinci bir başkanlık döneminde hem politik arenada hem de toplumsal düzeyde kutuplaşmanın artacağı; farklı kimlik grupları arasındaki uçurumun derinleşeceği söylenebilir.

Peki bu bizi nereye götürebilir? Leave The World Behind (Dünyayı Ardında Bırak) filmi, sorduğum bu soruya bir ışık tutabilir. Filmin analizini usta sinema eleştirmeni Nedim Hazar’a bırakıyorum….

Diğer taraftan, siyasal kutuplaşmanın giderek bir kimlik kutuplaşmasına dönüşmesi, İslamofobinin artmasının nedenlerini de açıklıyor. Zira Müslüman kimliği, Trump’ın yeniden seçilmesi ve özellikle Musk’ın X platformunun algoritma stratejileriyle, ABD’de belirgin bir şekilde “öteki” olarak konumlandırılıyor.

İslamofobi, sadece dini bir önyargı olmaktan çıkıp; aynı zamanda beyaz Hristiyan-Amerikan kimliğini tanımlamak için kullanılan bir karşıtlık mekanizması haline geliyor. California ya da Texas merkezli sosyal medya hesaplarının, New Jersey’de kendi halinde bir mahalle olan ve Müslüman Arap ve Türklerin yoğun olarak yaşadığı Paterson’la ilgili sürekli nefret içerikli paylaşımlar yapmaları başka türlü açıklanamaz.

Mesela bu hesaplar, hatta bazı din adamları, Paterson’un şeriatla yönetilmeye çok yakın olduğunu yazmaktan çekinmiyorlar. Oysa şiddetli eleştirilere konu olan Paterson Belediye Başkanı Andre Sayegh Müslüman değil Katolik.

Bu süreçte Müslümanlar X platformunda sıklıkla negatif haberlerle gündeme geliyor. Çok takipçili bazı sosyal medya hesapları, İslam’ı güvenlik tehdidiyle eşleştiren anlatılarla kamuoyunu yönlendiriyor. Bu sistemli algoritma çalışmaları, kullanıcıların hâlihazırdaki önyargılarını pekiştiriyor. Böylece Müslümanlara dair korkular ve yanlış bilgiler, yankı odalarında tekrar tekrar üretilip dolaşıma sokuluyor. Bu da hem bireysel hem kolektif düzeyde İslamofobiyi besliyor.

Amerika’daki kutuplaşma, yalnızca bu ülkeye özgü bir mesele değil. Dünyanın pek çok yerinde benzer kimlik siyasetleri, benzer ayrışmalar ve kutuplaşmalar yaşanıyor. Klein’ın kitabı, bu süreçleri anlamak isteyen herkes için yol gösterici olabilir.

Siyasetin ortak sorunlara çözüm bulma çabasından çıkıp, bir savaşa dönüşmesi ortak zeminin kaybolması ihtimalini beraberinde getiriyor ve bu hiç şüphesiz toplumun başına gelebilecek en büyük felaket. Bugün Amerika’nın karşı karşıya kaldığı en büyük sorun, bu ortak zemini kaybetme ihtimalidir.

3 YORUMLAR

  1. Nedeni veya nedenleri ne olursa olsun, Zülüm ile Abad olanin Ahiri er veya gec berbat olur. Adi Erdogan olmus, Hitler olmus, ABD olmus farketmez! Yüz Milyonlar Mazlumlarin Kanini, uzuvlarini, Ailel üyelerini, ekonomilerini, mallarini, adaletlerini … calan ve bahanelerle Zalimligi örtmeye calisanin Ahiri berbattir! Buna ses cikarmayan halkininda! BIZ Iyiyiz digerlerleri Kötü algisi bitmistir.
    Haksiz Reakabet, Herseyi kendin belirlemen, Fiyatlari ayarlaman, baska Milletleri acik-gizli engellemen, bagimli ve sömürü yapman, özgürlügü sirf Bati insani icin görmen, dünyadaki adaletsizliklerin ….
    Birdaha söylüyorum ABD de kazanilan paranin enaz %50 si HARAM dir!!!!!!! Maasinizi alinca yarisini hemen elden cikarin, Sizin degil o!
    Bati Avrupa Ülkelerinde bu %30-40 arasidir! Almanya bile belki üretken ülke oldugu icin %25 dir!!!
    ABD de, Bati batarsa Dünya batarda büyük yalandir! Bu düzen batacak yeni düzen kurulacak! 5-10 sene sancili gecebilir!!!
    Batsin bu Dünya düzeni!!!!!!

  2. Cin deki düzene taraf oldugum icin degil ancak Cin in bu Bati Hegomonyasi, Zalimligine karsi durabilmesi ve gelisebilmesinin tek sebebi Dis Oyunlardan kendini izole edebilmis olmasi, icerdeki caliskanligi ve Nüfüsünün coklugudur. Bati insaninda ise bir bikkinlik, bir atalet, bohemlik ve piskolojik buhranlar söz konusudur.
    -Bati Dünyanin topyekün gelismesindeki en büyük engeldir!
    -Bati ayni zamanda Dünyanin suandakinden 3-5 kat daha gelismemis olmasinin en büyük sebebidir!
    -Bati, Dünya Insan Beyin kapatisesinin sirf kendine yönelmesi ve kendi Refahi icin calisdigi icin, ancak bu Dünya Beyin kapasitesinin %30 u calisabilmektedir!
    -Bu düsünce yapisindan dolayida Dünyada hep catismalar, düsmanlar, savaslar, cikar odaklari. sömürüler, piyonlar, usaklar, diktatörler …. üretmistir. (Onlar acisindan istenilen Durum!)
    – Demekki Standfort, MIT in, Oxford un… yaptigini Cin de yapabilir, engellemeler ve tekelesme olmassa ODTÜ de yapar, Bogazicide yapar, Semerkant da yapar, Viernam da yapar, Keyada yapar …. da yapar.
    – Tatli rekabetin olmasi ayri birsey, melek görüntülü Seytan olmus vahsi, zalim, gaddar olmak ayri birsey! Kapitalizmin ikinci olanini Tercih etmistir Bati!

    Üstüne üstelik bizim gibi Milletleri kendine hayranlik duyacak yiginlara cevirmis birde!
    Gözleri var ama görmezler, kulaklari var ama duymazlar, beyinleri var ama düsünmezler!!!!!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin