Bu bir yardım çağrısıdır!

Son zamanlarda dostlarım ve tanıdıklarımdan birkaçı kalp krizi ve inme gibi ağır sağlık problemleri yaşadı. Bu yazıyı yazmama sebep olan şey buydu. Çoğumuz başkalarına yardım etmeye çalışırken en çok kendimizi ihmal ediyoruz. Oysa başkalarına yardım edebilmenin ilk şartı sağlıklı ve ayakları üzerinde duran kişiler olmamızdır. Bu yardım çağrısı öncelikle kendine yardım et çağrısıdır: Doktor kontrolünü ihmal etmeyin, düzenli yürüyün, beslenmenizi ve tansiyonunuzu kontrol altına alın. Sağlıklı olmadan hiçbir hayırlı işe koşamayız.

SALİH HOŞOĞLU | YORUM

Yazının başlığına bakıp zor durumda olan birilerine maddi destek istediğimi sandıysanız yanılıyorsunuz. Bu yardım çağrısının mahiyeti farklı. Son zamanlarda dostlarım ve tanıdıklarımdan birkaçı kalp krizi ve inme gibi ağır sağlık problemleri yaşadılar ve bu da beni bu yazıyı yazmaya sevk etti. Meşrebimizin gereği olarak hepimiz uzak yakın birçok kişiye yardım etmeye çalışıyoruz, oysa yardımı en çok hak eden kendimiziz ve ilk yardım etmemiz gereken kişi de kendimiziz. Bu yardım çağrısı öncelikle “kendine yardım et” şeklinde anlaşılmalıdır.

Evet sevgili dostlar, arkadaşlar, öncelikle kendimize yardım etmemiz lazım. Belki de en çok ihmal ettiğimiz hususlardan biri budur. Bir arkadaşımızın maddi veya manevi bir sıkıntısı olduğunda ona el uzatmaya çalışıyoruz, ki bu en insani bir yaklaşımdır. Oysa başkalarına yardım edebilmemizin ilk şartı bizim sağlıklı ve ayakları üzerinde duran kişiler olmamızdır. Bu mihnet sürecinde yaşadığımız ağır yıkımlar bizi çok hırpaladı ve yaşananlar hepimizin sağlığını kırılgan hale getirdi. Hırpalanan, dağılan ve yıkılan hayatımızı yoluna koymak için çok bedeller ödedik, ödemeye devam ediyoruz. Bu süreçte belki de en fazla kendimizi ihmal ettik. Bu mihnet sürecinde şayet ruh ve beden sağlığımızı koruyabildiysek diğer kayıpları bir şekilde telafi edebiliriz umudundayım.

Artık sağlıklı yaşamanın sırları diyebileceğimiz hususlar bir sır olmaktan çıktılar ve herkesin malumu oldular. Bilgi çoğaldı ancak bilmek yapmak anlamına gelmediği için pratikte çok şey değişmedi. Bir kısmı kültürel kodlarımızdan gelen alışkanlıklarla sağlığımıza en fazla zarar veren yanlışları ve bunun ağır bedellerini hatırlatmak istiyorum.

1-Öncelikle bazı dostlarımız doktor ziyaretinden hoşlanmıyorlar, mecbur kalmadan ve sağlıkları iyice bozulmadan doktora gitmiyorlar. Doktor kontrolünden kaçabilmek için çevresiyle ve aile fertleriyle ciddi kavgalar veren insanlarımız az değiller. Oysa yaşadığımız ülkelerin çoğu bize belli yaştan sonra ücretsiz sağlık kontrolü (check-up) imkânı bile sunmaktadır. Bu imkânları sınırlı sayıda insanımız kullanıyor. Bunda etkili faktörler arasında randevu almada zorluklar olmasını ve doktorlarla aynı dili konuş(a)mıyor olmayı sayabiliriz. Biz uzun süreli plan yapmayı pek sevmeyiz. Oysa birçok Batı ülkesinde doktor randevuları acil durumlar dışında aylar öncesinden belirlenmektedir. Biz de bu hususu dikkate alarak plan yapmalıyız.

Düzenli sağlık kontrolü yaptırmayan dostlarımız hastalıkların erken işaretlerini yakalama ve dolayısıyla bazen o hastalığın tedavi edilebilmesi şanslarını kaybetmektedirler. Örnek olarak erkeklerde prostat kanseri ve kadınlarda meme kanseri erken dönemde yakalanabilirse tamamen tedavi edilebilmektedir. Bu da ancak belli aralıklarla yapılacak tetkik ve muayenelerle mümkündür.

2-Malumdur ki sağlığı korumak her zaman tedavi olmaktan çok daha kolaydır, ucuzdur ve daha başarılıdır. Müslümanca bir hayat tarzı büyük oranda sağlığı korumayı netice vermektedir. Herkes kendi hayatında bu tavsiyelere ne kadar uyduğuna bakabilir. Ruh ve beden sağlığımızla hayat tarzımız doğrudan ilişkilidir. Kültürle ilgili davranış yanlışlıklarının başında aşırı ve yanlış beslenme geliyor. Günümüzde farklı mecralarda sayısını bilemeyeceğimiz kadar çok “uzman”, doğru yahut yanlış, beslenme konusunda vaaz veriyorlar. Sonuç olarak problemin çözümü gelip besin miktarımızı ve günlük beslenme aralığımızı sınırlandırmamıza dayanıyor. Bunun yanında alınan gıdaların da sağlıklı ve dengeli olması gerekiyor. Bunu da sadece kişilerin kendi hayat tarzlarını düzenlemeleri ve prensipli yaşamaları sağlayabilir.

3-Önemli bir problem içe kapanık (sedanter) yahut hareketsiz bir hayat tarzının benimsenmesidir. Özellikle sosyal çevre kaybının veya iş ortamının da etkisiyle bazılarımız itibarıyla çok az yürüyoruz, her yere araba ile gidiyoruz, oturarak çalışıyoruz ve sınırlı hareket ediyoruz. Bu husus özellikle son zamanlarda yaygınlaşan “evden çalışma” durumunda çok daha ciddi bir risk oluşturuyor. Bütün bilimsel çalışmalar günlük adım sayısının sağlıklı kalabilmede hayati önemde olduğunu göstermektedir. Geçmişte insanlar değişik nedenlerle çok daha fazla yürüyorlardı. Günümüzde teknolojinin getirdiği bu kolaylıklar bizi sağlıksızlığa itiyor. Hz. Peygamber’in (ASM) sünnetinde de yürümek önemli bir yer tutmaktadır. Mahalle mescidine yürüyerek namaza gitmek bile günde beş defa yapıldığı için önemli bir yürüme aktivitesidir. Günümüzde iş yoğunluğu, büyüyen şehirler ve yaşadığımız yabancı coğrafyaların etkisiyle hayatın içinde yeterince yürüyemiyoruz. Onun için fazladan çaba göstererek günlük yürüyüş yapmak gerekiyor. Bilimsel çalışmalar günlük en az beş-altı bin adım atmanın sağlığımızı korumada hayati değerde olduğunu gösteriyor.

4-Çok hayati sonuçları olan bir problem kilo fazlalığı ve yüksek tansiyonla yaşamaya devam edilmesidir. Sağlıklı yaşamak için şişmanlık (obezite) denilen bu problemle yüzleşmemiz ve çözüm aramamız gerekiyor. Hareketsizlik, genetik yatkınlık ve stresin yanında yanlış ve fazla beslenmenin, özellikle fazla tuz tüketiminin, sonucu olarak yüksek tansiyon ve şeker hastalığı riski artmaktadır. Tansiyon veya şeker hastalarının çoğu yürüyüş yapma ve beslenmenin düzenlenmesi gibi hayat tarzı değişikliği yapmadan sadece ilaç alarak yola devam etme meylindedir. Oysa ilaçlar tek başına genellikle yetersiz kalırlar. Çok defa ilaç alımı da düzenli yapılmayabilir. Bunun sonucu olarak organ hasarı (görme kaybı, böbrek yetmezliği, diyabetik ayak, vs.) ve inme gibi ağır sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Tansiyon ilaçlarının düzenli ve ömür boyu alınmasının yanında hayat tarzını değiştirmek elzemdir.

Hepimizin hayata dair projeleri, iyilik adına planları ve daha nice hayalleri vardır. İşte yapmak istediğimiz bütün bu güzel işler için sağlıklı olmamız olmazsa olmaz bir ön şarttır. Kalp krizi, beyin kanaması veya inme gibi ağır sağlık problemi yaşayan bir kişinin bundan sonraki hayatında başkalarına yardım etmesi oldukça zordur. En azından iyileşene kadar kendisi başkalarının bakımına ihtiyaç duyacaktır. Hele de bu hastalık kalıcı bir arıza bırakmışsa ya başkalarının yardımına muhtaç yaşayacağız veya kendi hayatımızı ucu ucuna idare edebileceğiz demektir. Sağlığımızı ihmal gerekçemiz kendi ailemize yahut başka dostlarımıza faydalı olma yoğunluğu ise karşılaşacağımız durum tam tersi olacak demektir.

İster bu dünya için ister ahiret için çalışmak istiyorsak sağlıklı olmak en temel şarttır. Sağlıklı olmadan hiçbir hayırlı işe koşamayız. Sağlıklı kalmak için atılması gereken adımları gecikmeden atmamız daha sonraki hayıflanmalarımızdan çok daha kolaydır. Lütfen bu yardım çağrısını dikkate alalım, kendimize yardım edelim.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin