ABD/İsrail-İran savaşının 100. gününde Hürmüz Boğazı’nda ticaret akışı savaş öncesi seviyelerin çok altında kaldı. Normal dönemde günde 129-138 geminin geçtiği boğazdan, 100 günlük süreçte toplam 988 ticari gemi geçebildi. Brent petrol savaş öncesindeki 72,78 dolar seviyesinden 126,41 dolara kadar çıktı; bugün ise 96-97 dolar bandında seyrediyor. Savaşın küresel ekonomiye faturasının 700 milyar dolarolduğu hesaplanıyor. Ancak bu rakam doğrudan savaş harcamasını değil; petrol, LNG, navlun ve üretim maliyetleri üzerinden küresel büyümede oluşması beklenen potansiyel kaybı ifade ediyor.
Küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’nda 100 günlük savaş bilançosu ağırlaştı. ABD/İsrail-İran savaşının 28 Şubat’ta başlamasının ardından boğazdaki ticari gemi trafiği savaş öncesi seviyelere göre yüzde 90’dan fazla geriledi. Normal koşullarda boğazdan bir haftada geçmesi beklenen gemi sayısına, savaşın ilk 100 gününde ancak ulaşılabildi.
Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı’ndan günlük ortalama 129-138 gemi geçiş yapıyordu. 100 günlük dönemde boğazdan geçen ticari gemi sayısı 988’de kaldı. Bu da günlük ortalamanın yaklaşık 10 gemiye düşmesi anlamına geliyor. Geçişlerdeki daralma, sadece bölgesel bir güvenlik sorunu değil; petrol, LNG, gübre ve deniz taşımacılığı üzerinden küresel ticaretin tamamını ilgilendiren bir arz şoku olarak öne çıkıyor.
Petrol tüketiminin yüzde 20’si Hürmüz’den geliyor
Hürmüz Boğazı savaş öncesinde dünya enerji ticaretinin en hassas noktalarından biriydi. Küresel günlük petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri ve LNG ticaretinin önemli bölümü bu dar geçitten sağlanıyordu. Deniz yoluyla yapılan gübre ticaretinde de boğazın payı yüksek seviyedeydi. Bu nedenle geçişlerin sert biçimde düşmesi, enerji fiyatları kadar gıda ve sanayi üretim maliyetleri açısından da risk yaratıyor.
100 günlük dönemde boğazdan geçen gemilerin önemli bölümünü petrol ve petrol ürünleri taşıyan tankerler oluşturdu. Bu süreçte 456 petrol ve petrol ürünü gemisi geçiş yapabildi. 28 Şubat’ta 50 ham petrol ve petrol ürünü gemisi boğazdan geçerken, bu sayı 1 Mart’ta 17’ye, 2 Mart’ta 6’ya, 3 Mart’ta ise 2’ye kadar düştü. Bazı günlerde petrol ve petrol ürünü taşıyan gemi geçişi hiç gerçekleşmedi.
LNG ticaretinde tablo daha sınırlı kaldı. Savaşın başlamasının ardından günlerce Hürmüz’den LNG gemisi geçmedi. İlk LNG gemisinin geçişi 2 Nisan’da gerçekleşti. 100 günlük dönemde boğazdan sadece 18 LNG gemisi geçebildi. Bu sayı, toplam geçişlerin yaklaşık yüzde 2’sine karşılık geldi.
72 dolardan 126 dolara!
Petrol fiyatları da bu süreçte sert dalgalandı. Brent petrol, savaş öncesi son işlem gününde 72,78 dolar seviyesindeydi. Savaşın ilk günlerinde arz güvenliği endişesiyle hızla yükselen Brent, mart ayında 119,50 dolara, nisan sonunda ise 126,41 dolara kadar çıktı. Bu seviye, çatışmanın başlangıcından bu yana görülen en yüksek fiyat oldu.
Mayıs ayından itibaren diplomatik temaslara ilişkin beklentiler fiyatlarda kısmi geri çekilme yarattı. Brent petrol 100 doların altına inse de savaş öncesi seviyelere dönemedi. Bugün gelinen noktada Brent yeniden 96-97 dolar bandında işlem görüyor. Bu seviye zirvenin altında olsa da savaş öncesine göre hâlâ belirgin biçimde yüksek. Ancak kimse artık fiyatların eksi seviyelerine dönmesini beklemiyor… Kısa ve orta vadede brent petrolün yeniden 70 dolar seviyelerini görmesi çok zor.
Her yeni saldırı fiyatları tetikliyor
Fiyatlardaki son yükselişte bölgede yeniden artan askeri gerilim etkili oldu. İsrail’in İran’a yönelik yeni saldırıları ve İran’ın misilleme ihtimali, petrol piyasasında Hürmüz riskinin yeniden fiyatlanmasına yol açtı. Bu nedenle piyasada düşüş beklentisi tamamen ortadan kalkmış değil; ancak her yeni çatışma haberi fiyatları yeniden yukarı taşıyor.
Hürmüz krizinin Türkiye açısından önemi doğrudan enerji faturası üzerinden okunuyor. Türkiye petrol ve doğal gazda dışa bağımlı bir ekonomi olduğu için Brent petrolün yüksek seyretmesi cari açık, akaryakıt fiyatları, üretim maliyetleri ve enflasyon beklentileri üzerinde baskı yaratıyor. Petrolün zirveden gerilemesi kısa vadeli rahatlama sağlasa da fiyatların savaş öncesi seviyelerin üzerinde kalması, bu rahatlamanın sınırlı olduğunu gösteriyor.
Uzmanlara göre Hürmüz’ün 100 günlük bilançosu, sadece bir deniz geçişindeki trafik düşüşü olarak okunmamalı. Boğazdaki kısıtlı geçişler küresel enerji arzında kırılganlığın sürdüğünü, petrol fiyatlarındaki gevşemenin ise kalıcı normalleşme anlamına gelmediğini ortaya koyuyor.
Hürmüz neden önemli?
Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en dar ve en kritik geçiş noktalarından biri. Yukarıda da aktarmıştık; küresel günlük petrol tüketiminin yüzde 20’si ve LNG ticaretinin önemli bölümü bu dar geçitten sağlanıyor. Buradaki her aksama petrol, LNG, navlun, sigorta ve emtia fiyatları üzerinden küresel enflasyonu etkiliyor. 100 günlük dönemde trafiğin yüzde 90’dan fazla düşmesi, enerji piyasasında arz güvenliği riskinin hâlâ çok yüksek olduğunu gösteriyor.
Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için asıl risk, petrolün sadece bugün kaç dolar olduğu değil; bu seviyenin ne kadar kalıcı hale geleceği. Brent petrol savaş öncesi seviyelere dönmedikçe akaryakıt, cari açık ve enflasyon üzerindeki baskı tamamen ortadan kalkmayacak. Kısa vadede ise kalıcı bir çözüm görünmüyor…
