TÜİK’in “İstatistiklerle Çocuk, 2025” bülteni, Türkiye’de çocuk nüfusun toplam içindeki payının gerilemeye devam ettiğini ortaya koydu. 2025 sonunda çocuk sayısı 21 milyon 375 bin 930’a inse de, çocuklar hâlâ toplam nüfusun yüzde 24,8’ini oluşturuyor. TÜİK projeksiyonlarına göre çocuk nüfus oranının 2030’da yüzde 22,1’e, 2100’de ise yüzde 14,5’e kadar gerilemesi bekleniyor. Buna karşılık çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Veriler, çocuk nüfusun nicelik olarak azalırken ekonomik ve sosyal kırılganlığın ağırlaştığını gösteriyor.
Bültenin ortaya koyduğu temel gerçek şu: Türkiye’de çocukların sayısı/toplam nüfus içindeki oranı azalıyor ama çocukların karşı karşıya olduğu ekonomik ve sosyal riskler düşmüyor. Çocuk nüfusun toplam içindeki payı düşerken, her 100 çocuğun yaklaşık 37’sinin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olması, çocuk politikalarının artık sadece demografi değil doğrudan refah ve korunma meselesi olduğunu gösteriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı “İstatistiklerle Çocuk, 2025” bülteni, çocuk nüfusun demografik ağırlığının uzun vadede azaldığını ortaya koydu. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 2025 sonu itibarıyla Türkiye nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi olurken, bunun 21 milyon 375 bin 930’unu çocuklar oluşturdu. Böylece çocuk nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 24,8 olarak kaydedildi. Bu oran 1970’te yüzde 48,5, 1990’da yüzde 41,8 düzeyindeydi. TÜİK projeksiyonlarına göre çocuk nüfus oranının 2030’da yüzde 22,1’e, 2100’de ise yüzde 14,5’e kadar gerilemesi bekleniyor.

Bültendeki en çarpıcı başlıklardan biri ise çocuk yoksulluğu oldu. TÜİK verilerine göre 2025’te toplam nüfusun yüzde 27,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındayken, çocuklarda bu oran yüzde 36,8’e çıktı. Cinsiyete göre bakıldığında risk oranı erkek çocuklarda yüzde 36,0, kız çocuklarda yüzde 37,8 olarak kaydedildi. Bu tablo, ekonomik kırılganlığın çocukları yetişkin nüfusa göre daha sert etkilediğini gösterdi.
Coğrafi dağılım da dikkat çekici. Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu il yüzde 43,3 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa’yı yüzde 39,2 ile Şırnak, yüzde 36,7 ile Mardin izledi. En düşük çocuk nüfus oranı ise yüzde 15,9 ile Tunceli’de görüldü; Edirne ve Kırklareli de en düşük oranlı iller arasında yer aldı. Türkiye’nin çocuk nüfus oranı, Avrupa Birliği ortalaması olan yüzde 17,6’nın da belirgin biçimde üzerinde kaldı.

Eğitim ve çalışma başlığındaki veriler ise çocukların yalnızca nüfus içindeki payını değil, yaşam koşullarını da ortaya koydu. 2024-2025 öğretim yılında 5 yaş net okullaşma oranı yüzde 82,5 oldu. İlkokulda net okullaşma oranı yüzde 95,4, ortaokulda yüzde 89,1, ortaöğretimde yüzde 82,9 olarak kaydedildi. Buna karşılık paylaşılan TÜİK-UNICEF infografiğinde 15-17 yaş grubunda işgücüne katılma oranı toplamda yüzde 25,5 olarak yer aldı; bu oran erkek çocuklarda yüzde 36,5’e çıkarken kız çocuklarda yüzde 13,9’da kaldı. Bu veri, her dört çocuktan birinin çalışma hayatıyla temas ettiğini gösteriyor.
Sağlık ve sosyal koruma göstergeleri de bültende yer aldı. 2024’te canlı doğan bebek sayısı 937 bin 559 olurken, bebek ölüm hızı binde 9,0, beş yaş altı ölüm hızı ise binde 11,1 olarak kayda geçti. Aynı dönemde ilk kez özel gereksinim raporu alan çocuk sayısı 96 bin 83’e ulaştı. Kuruluş bakımı altındaki çocuk sayısı 15 bin 508, koruyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı 10 bin 841, evlat edindirilen çocuk sayısı ise 681 oldu. TÜİK verileri, çocukların yalnızca nüfus politikaları açısından değil, bakım, eğitim ve sosyal hizmetler bakımından da yoğun desteğe ihtiyaç duyan büyük bir toplumsal alan oluşturduğunu gösterdi.
