Av. SERHAT AKINCI | YORUM
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği mücadelenin başlangıcı, 8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapması olarak kabul edilmektedir. Kadın işçilerin, polisler tarafından grev yapılan fabrikaya kilitlenmesi ve o sırada neden kaynaklandığı bilinmeyen bir yangın çıkması sonucu içeride mahsur kalan 129 kadın işçi yanarak can verdi. İşçilerin cenaze törenine on binlerce kişinin katılmasıyla toplumsal bir hareket başlamış oldu.
1975’te Birleşmiş Milletler tarafından kutlanmaya başlandı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 16 Aralık 1977 yılında aldığı kararı ile üye ülkeler kendi geleneklerine ve tarihlerine uygun bir günü Uluslararası Kadın Hakları ve Uluslararası Barış Günü ilan etmeye davet edildi. (1)
Sanayileşmeyle birlikte çalışan ve ezilen kadınlar, haklarına ve özgürlüklerine kavuşmak için mor renklere bürünerek gösterilere katılmışlardı. 8 Mart emekçi kadınlar gününde mor rengin öne çıkmasının sebebi de budur
Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında, iki komünist kız kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova’nın girişimi ile gerçekleştirildi (2). “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı.
5 Aralık 1934 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınlarının pek çok ülkeden daha önce seçme ve seçilme hakkını kazandığı önemli bir dönüm noktasıdır.
TBMM’de 7 Mayıs 2004 tarihinde kabul edilerek 22 Mayıs 2004 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa değişiklikleri çerçevesinde de Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” konulu 10. maddesinde yapılan düzenlemeyle, “Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir’’ hükmü getirildi.
Anayasada kadın erkek eşittir yazılmış olsa da kız çocukları – kadınlar için Eğitime ve istihdama erişmede zorluk hala devam etmekte. Ayrıca Dünya Ekonomik Formu cinsiyet eşitsizliği 2023 raporuna göre 146 ülke arasında 124.sırada olmamız kadın cinayetlerinin artmasında etken olarak devam etmekte.
Bir ülkede kadının statüsü toplumun çağdaş değerlerle ve demokrasiyle ne ölçüde buluştuğunun göstergesidir. Kadınların erkeklere tanınan haklardan mahrum bırakılmaları sadece kadınların sorunu değil, bir demokrasi ve demokratikleşme sorunudur. Eğitim sorunudur, ahlak sorunudur, vicdan sorunudur. (3)
Kadın hakları, kadınların erkeklere eşit şekilde sahip olduğu sosyoekonomik, siyasi ve yasal hakların tamamına verilen isimdir. İnsan hakları yeryüzündeki tüm bireylerin sadece insan oldukları için sahip oldukları hakları ifade etmektedir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde de bu çerçevede cins, dil, din, siyasi, millî veya sosyal köken, servet, doğuş veya diğer herhangi bir fark gözetmeksizin, insanın insan olması nedeniyle her insan tarafından yararlanılabilen haklara “insan hakları” denmektedir. Her ne kadar insan hakları sadece insan olarak doğmakla kazanılan değerler olsa da, ihlal veya inkârı hâlinde hukuk sistemi tarafından güvence altına alınmak zorundadır. Modern hukuk kurallarında insan haklarının bu özelliklerinin “devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlükler” olarak ifade edildiğini görmekteyiz. (4)
Tüm dünyada kadınlar, yaşadıkları bölgenin mevcut Kadınların hak ihlallerine maruz kalmalarının veya temel haklarından mahrum bırakılmalarının çeşitli sebepleri bulunmaktadır. Bu sebepler coğrafi, dinî, kültürel ve ekonomik koşullarla doğrudan bağlantılıdır. Dünya genelinde, örneğin Afganistan’da kadınların ve kız çocuklarının eğitimlerinin kısıtlanması, İran’da devam eden protestolar, çeşitli Avrupa ülkelerinde doğum izni ve eşit işe eşit ücret gibi taleplerle yürütülen kampanyalar, Güney Amerika’da kız çocuklarının cinsel sömürü amacıyla kaçırılması gibi insan haklarını ve kadın haklarını ihlal eden birçok mesele bulunmaktadır. siyasi, ekonomik, kültürel ve coğrafi durumuna bağlı olarak türlü hak ihlallerine maruz kalmaktadır. Araştırmalar dünyada her gün 137 kadının aile üyelerinden biri tarafından öldürüldüğünü ortaya koymaktadır (5).
2022 yılında yürütülen ve 146 ülkeyi kapsayan araştırmanın sonucunda, çeşitli alanlarda erkek ve kadın arasında kadın aleyhine uygulama farkları tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre sağlık alanındaki fark %95,8, eğitimdeki fark %94,4 ve siyasi yaptırım gücü alanındaki fark %22 olarak tespit edilmiştir. (6)
Kadın ve erkek eşitliği alanında yapılan araştırmalara göre henüz hiçbir ülke tam olarak cinsiyet eşitliği kapsamında belirlenen normları tam olarak uygulamıyor olsa da farkın en az olduğu ülke İzlanda (%90,8) olarak belirlenmiştir. İzlanda’yı sırasıyla Finlandiya (%86,2), Norveç (%84,5), Yeni Zelanda (%84,1), İsveç (%82,2), Ruanda (%81,1), Nikaragua (%81), Namibya (%80,7), İrlanda (%80,4) ve Almanya (%80,1) takip etmektedir. (7)
Birleşmiş Milletler (BM) uzmanlarına göre dünyadaki 130 milyondan fazla kadın ve kız çocuğu eğitimden mahrum bırakılmaktadır. Bunların 32 milyonu ilkokula dahi gitme imkânına sahip değildir; ortaokul çağındaki 30 milyon, lise çağındaki 67 milyon kız çocuğu da eğitim imkânına erişememektedir. Bu rakamlara üniversite eğitiminden mahrum olan kadınlar da eklendiğinde, eğitimden mahrum kadın ve kız çocuklarının sayısı 130 milyonu aşmaktadır. (8)
Araştırmalar kadınların erkeklere oranla iki ila dört kat daha fazla intihar girişiminde bulunma eğiliminde olduklarını ortaya koymaktadır. Dünya genelinde çalışma çağındaki kadınların %47’si iş gücü piyasasında yer alırken bu oran erkeklerde %74’tür. 15 yaş üzerindeki 640 milyondan fazla kadının bu türden bir yakın eş/partner şiddetine maruz kaldığı bilinmektedir. 15-19 yaş aralığındaki kız çocuklarından bir ilişki içerisinde olanların %24’ü fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalmıştır. 15-24 yaş aralığındaki kadınların %16’sı ise bu türden bir şiddete son 12 ay içerisinde maruz kaldıklarını bildirmişlerdir. (9)
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2022 yılına ait Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre Türkiye, cinsiyet eşitliğinde 146 ülke arasında 124. sırada yer almaktadır. Türkiye, %38 oranla kadınların en fazla şiddete maruz kaldığı OECD ülkesidir. (10)
Dünyada her yıl olduğu gibi bu yıl da 8 Mart’a, binlerce kadının katledildiği, binlerce kadına şiddet uygulandığı bir ortamda giriyoruz. Kadına yönelik şiddet ve kadınlara karşı ayrımcılık konusunda iç hukuk uygulanmadığı gibi altına imza atılan uluslararası sözleşmeler de sürekli ihlal ediliyor. Çözüm üretmesi gerekenler yetkililer hak ihlallerinin fail oluyor. Yasalar ihlal ediliyor. Kadınların kazanımları yok ediliyor.
Dünyanın birçok bölgesinde yaşanan savaşlar devam ediyor. Erkek egemen ve militarist devlet politikaları maalesef ki kadınlara savaşı ve kötü muameleyi dayatıyor. Savaşın en büyük mağdurları da kadınlar oluyor. Bugün dünyanın birçok bölgesinde Filistin’de, İsrail’de, Libya’da, Suriye’de, Ukrayna’da kadınlar, savaş mağduru oluyorlar.
Coğrafyamızda da yerleşik devlet politikası erkek egemen şiddeti ve feodal değer yargılarını kadınlara dayatmaya devam ediyor. Kadınlara maalesef ki ayrımcı politikalar uygulamaya devam ediyorlar.
Devlet dili kadınlara yönelik şiddet ve nefret üreten bir yaklaşımı sergiliyor. Kadına yönelik şiddeti, resmi politika haline getiren iktidar anlayışı maalesef ki kadınların hukuk alanındaki tüm kazanımlarını da ellerinde almaya çalışıyor. Kadınlar yaşamın her alanında baskıya ve ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Sokakta şiddete uğruyor, evde şiddete uğruyor, iş yerlerde şiddete uğruyor, gözaltında şiddete uğruyor, cezaevinde şiddete uğruyor, insanlık onurunu yok sayıp çıplak aramalara mağruz kalıyor, hukuk yok sayılarak hamile ve lohusa kadınlar tutuklanıyor.
İslamın kadın hakkında aşagıda verdığimiz ilkeleriyle kıyaslandığında, siyasetçilerin halkı İslamla aldattıkları tekrar tekrar görülür :
Kur’an-ı Kerim’de Kadının Yeri ve Değeri:
Nisa Suresi, 4/1: “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ondan, içlerinden kadınları da yaratıp, aralarındaki sevgi ve merhamet sayesinde hayatı devam ettiren Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde gözetleyicidir.” Bu ayet, kadın ve erkeğin eşit yaratıldığını ve birbirlerini tamamlayıcı olduğunu vurgular.
Nisa Suresi, 4/7: “Erkekler ve kadınlar arasında mirasta paylaştırma yapılırken, her birine hak ettiğinden fazla verilmesi gerektiği düşünülmüştür. Bu ayette, kadınlara mirasta hak verilmesi, onları ekonomik anlamda bağımsız kılmayı hedeflemiştir.”
Alak Suresi, 96/1-5: “Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan yarattı. Oku, senin Rabbin en cömert olandır; O ki kalemi öğretti, insana bilmediğini öğretti.” İslam, her bireye ilim öğrenmeyi emretmiştir ve bu ilim kadınlar için de geçerlidir. İslam’da kadınların eğitimi, erkeklerin eğitimi ile eşdeğer kabul edilmiştir.
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Hadis-i Şeriflerinde Kadın:
Buhari, Hadis 324: “Kadınlar, Allah’ın size emanetidir. Onlara, güzel ve nazik bir şekilde davranın.” Bu hadisi şerif, kadınların Allah’ın emaneti olduğu ve onlara saygı gösterilmesi gerektiğini açıkça belirtir.
Tirmizi, Hadis 1163: “Sizin en hayırlınız, kadınlarına en iyi davrananınızdır.”
Bu hadis, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kadınlara iyi davranmanın, müminlerin en yüksek meziyetlerinden biri olduğunu vurgular.
Muslim, Hadis 1468: “Kadınların, erkeğin bir parçası olduğunu unutmamalıyız. Bir kadın, bir aileyi inşa etmekteki rolünde erkekle eşittir.” Kadınların toplumsal düzeydeki yerinin ve ailedeki rolünün ne kadar değerli olduğunu belirten bir hadistir.
Buhari, Hadis 5971: “Cennet annelerin ayakları altındadır.” Bu hadis-i serif ile annelik makamının İslam’daki yüksek derecesini açıkça ortaya koyar. Kadının annelik rolü, İslam’da çok değerli görülmüştür.
İslam, kadına yalnızca evde değil, toplumsal alanda da saygı gösterilmesini ve haklarının korunmasını öğütler. Kadınların çalışma hakkı, eğitim alma hakkı, mirastan pay alma hakkı ve toplumda söz hakkı gibi haklar, İslam’ın getirdiği yeniliklerdir.
Kadınların Eğitim Hakkı:
Bir hadis-i şerifinde efendimiz “İlim, her Müslümana farzdır, erkek ya da kadın fark etmez.” (İbn Mace) Bu hadis, kadınların eğitim hakkına dair net bir öğüdür. İslam’da kadınların eğitim alması zorunludur ve bu da onların toplumsal gelişimlerinin bir gereğidir.
Başka bir hadislerinde ise, “Kadınların, kendi malında tam tasarruf hakkı vardır.” (Buhari) Bu, kadının ekonomik bağımsızlığını ve kendi kazancından sorumlu olma hakkını açıkça ortaya koyar.
Kadının Ailedeki Rolü:
İslam’da kadın, ailenin temel taşlarından biridir. Annelik, kadın için çok değerli bir makam olup, cennetin annelerin ayakları altında olduğu ifade edilmiştir. Kadın, eş ve anne olarak ailenin huzurunu ve düzenini sağlamada önemli bir rol oynar. Kur’an-ı Kerim’de, ana-babaya öf bile dememek gerektiği belirtilmiştir (İsra suresi, 17/28).
Kadının Toplumdaki Yeri:
İslam, kadının toplumda aktif bir rol oynamasını teşvik etmiştir. Kadınlar, eğitim, iş hayatı ve sosyal hizmetler gibi alanlarda görev alabilirler. İslam’dan önceki dönemde kadınların değersiz görüldüğü bir toplumda, İslam kadına hak ettiği değeri vermiştir.
Türkiye’de Kadını Hali :
Ülkemizde yaşanan büyük depremin acıları ve sıkıntıları maalesef kadınlar açısından hala devam ediyor. Barınma hakları tamamen yok edilmiş olan kadınlar büyük bir yoksulluk içinde yaşamaya devam ederken, temel ihtiyaçlarına bile ulaşamıyorlar.
Türkiye’deki hükümetin kullandığı şiddet dili maalesef ki topluma yayılıyor. Bu şiddet dilinin toplumsallaşması sonucunda kadın cinayetlerinde büyük bir artış var. Bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler, Türkiye’nin çeşitli illerinde, 25 Kasım 2020’den 25 Kasım 2021’e kadar 280 kadın cinayeti 200 şüpheli kadın ölümü oldu. 1 Ocak 2021-23 Kasım 2021 dönemindeki 326 günde, en az 285 kadını öldürdü. Yine aynı kaynağa göre erkekler, 1 Ocak 2021-23 Kasım 2021 arası dönemde en az 711 kadına şiddet uyguladı. Ayrıca yine aynı dönemde en az 193 kadının ölümü basına ‘şüpheli’ olarak yansıdı. Yine aynı kaynağın verilerine göre 2022 yılının ilk 11 ayında erkekler tarafından en az 308 kadın, 36 çocuk öldürüldü. (11)
Yani neredeyse her gün bir kadın, erkekler tarafından katledildi, bir o kadarda şüpheli kadın ölümü var. Bu sayılar son derece korkunç olduğu gibi aynı zamanda kadına yönelik şiddetin de büyüklüğünü gösteriyor.
Kadınların ifade ve örgütlenme özgürlükleri, büyük baskı altında. Kadın örgütleri maalesef ki yaptıkları sokak gösterilerinde sürekli polis taciziyle karşılaşıyorlar, işkenceye ve kötü muameleye maruz kalıyorlar. Yine adli ve siyasi nedenle cezaevinde olan kadınlar, çıplak arama dayatmasına maruz kalıyorlar çeşitli işkence ve kötü muamele uygulamalarına maalesef ki maruz kalıyorlar.
Ayrıca cezaevlerinde çok sayıda hasta mahpus kadın bulunmaktadır. Maalesef ki ağır hastalıkları olan kadın mahpuslarla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu’nun verdiği tıp etiğinden yoksun raporlar nedeniyle hasta mahpus kadınlar, hamile ve lohusa kadınlar cezaevinde yaşamaya devam etmekte, yüylerce bebek anneleri ile birlikte ceza evinde işkence çekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin ayrımcı sığınmacı politikasından maalesef en çok kadınlar etkileniyor. Sığınmacı kadınlar, gerek yaşamın içinde gerek sokakta gerekse geri gönderme merkezlerinde şiddete ve nefret diline maruz kalıyorlar.
Yaşanan ekonomik kriz de en çok kadınları vuruyor. Maalesef ki ekonomik kriz nedeniyle kendilerine gerekçeler üreten erkek şiddeti, kadına daha fazla şiddeti dayatıyor.
Binyıllardır Çözülemeyen Kadının Mağdur Edilmesi Nasıl Önlenebilir ?
Önce samimiyet gerekli. Üç konuda samimiyet. Biri, Kadının Allah-u Tealanın iradesi olduğu konusunda samimiyet ki bu, Alllah-u Teala’nın iradesine saygıyı ve gereğini yapmayı gerektirir. “Allah erkek ile kadını eşit haklarla yarattı, kadın emanettir“ düşüncesinde samimiyet. Diğeri, kadın hakları hususunda bugün de çok büyük sorunların var olduğunu kabul etme, sorunu kabul etme. Son olarak da siyasete alet etmeden, dünyevi çıkarlara alet etmeden siyaset üstü tutarak, sümen altı etmeden samimi çözüm arama. Yoksa çok süslü, etkileyici cümleler var, okuyunca “işte şimdi oldu, artık sorun çözülür“ dedirten.
BM‘den tutun da Dünya Kadın Hakları Dernekleri ve Türkiye Kadın Hakları Derneklerinin kağıtlara, ekranlara yazdıkları güzel çözüm önerileri vardır. Hatta hükümet bile icra etmeyeceklerini bile bile, resmi kayıtlarda olsun nevinden çözüm önerileri kayda almıştır. Kadın haklarının korunması amaçlı uluslararası sözleşmelerin yaygınlaştırılması, kadınların çalışmasının ve ekonomik özgürlüklerinin artırılması, kadınların ve kız çocuklarının eğitimi desteklenmesi, küçük yaşta evliliklerin, zorla evliliklerin ve şiddetin önlenmesi ve sosyoekonomik refahın güçlenmesi, kadınların karar alma mekanizmalarında daha güçlü olmaları adına siyasi temsil oranları arttırılması gibi… Bunlar 1857 yılından beri hep yazılıyor. Avrupa kıtası belli bir noktaya kadar işi getirdi. Yukarıda ilahi kriterlerinden örnek verdiğimiz İslam Çoğrafyasının karnesine bakıldığında, değerler UTANÇ vesilesi. İnsanlığından utanır hale gelen insan, kendini “bu tabloların hesabını, kadınların sahibi Allah-u Teala’ya nasıl veririz’ diye sorgulamaktan alamıyor.
Bugün İslam Coğrafyasını Cahiliye Dönemini aratmayan liderler-aileler yönetiyor. Sadece kadınları değil, kendi aileleri dışındaki kadın-erkek herkesi kendi menfaatlerinin kölesi-hizmetgarı görüyor yöneticiler. Halkın onlar için sinek kanadı kadar değeri yok. Bütün haklar sadece kendileri ve aileleri için var. Onun içindir ki ülkeyi toptan soymayı kendilerine hak görüyorlar. Onların menfaatlerine hizmet ettiğin, köleliği kabul ettiğin, diz çöküp baş eğdiğin, verdikleri kadarıyla geçindiğin ve her an onlara şükrettiğin sürece nefes alırsın.
İslamiyet, İnsanlık, Demokrasi, Adalet, Münafıklık Türkiye de öylesine dip yapmış ki, kadınlarımız için “Allah yardımcınız olsun, Allah ülkeyi bu hak hırsızlarından kurtarsın ” demekten başka şey gelmiyor elden.
KAYNAKÇA :
(1)- “BM Genel Kurulu 32. oturumu, 142 no’lu karar”. undocs.org sitesi. 9 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Nisan 2021)
(2)- “Kadınlar Günü Nasıl Ortaya Çıktı? Kadınlar Günü’nün Anlam ve Önemi Nedir? Türkiye’de Kadın”. 23 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mart 2020.
(3)- (Türkiye’de ve Dünya’da “Kadının İnsan Hakları” Yrd. Doç. Dr. Sevda Yaşar Coşkun. Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi)
(4)- (Türkiye’de ve Dünya’da “Kadının İnsan Hakları” Yrd. Doç. Dr. Sevda Yaşar Coşkun. Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi)
(5)- Türkiye Kadın Dernekleri Federasyanu Haber: Didem Mercan Kaynak: Gazete Duvar.
(6)- (World Economic Forum, “Global Gender Gap Report”, Insight Report, 2022.)
(7)- (KADIN HAKLARININ KÜRESEL GÜNCEL DURUMU İrfan Tatlı İNSAMER Rapor 162 Mart 2022)
(8) (UNİCEF, “Girls’ education”, https://www. unicef.org/education/girls-education#:~:text=Worldwide%2C%20129%20 million%20girls%20are,gender%20 parity%20in%20primary%20education (26.02.2023).)
(9)- ( UN Women, “Facts and figures)
(10)- (Kaan Eroğuz, “Kadına Yönelik Şiddette Dünya Liderliği”, Türkiye Raporu, 25.10.2022, https://turkiyeraporu.com/arastirma/kadina-yonelik-siddette-dunya-liderligi-11275/ (02.03.2023).
(11)- (World Economic Forum, “Global Gender Gap Report”, Insight Report, 2022.)
