Yumru!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Fikret Bila’ya şöyle demiş Erdoğan Bayraktar:

“Benim 8 yıldır boğazımda bir düğüm var. Ne içersem içeyim bunu yutamıyorum, sindiremiyorum içime.”

Bayraktar’ın hissettiği ve bahsini ettiği düğüm aslında bir yumru.

Genellikle yetim malı yiyenlerde olan, ne kadar kalbi katı, vicdanı köhnemiş olsa da zamanla kendini hissettiren ve tam da Bayraktar’ın dediği gibi, yutkunmaya çalıştıkça belirginleşen, suyla sindirmeye çalışsa da asla aşağıya inmeyen bir hak hukuk yumrusudur o.

Zalimlerin boğazında olurlar genelde ama zalim çok umursamaz, gırtlağında o düğümle yaşamayı öğrenmiştir ve hırsız başka hırsızı, gaspçı diğerini, zalim kendi hempasını yumrusundan tanır.

Boğazlarına bakınca, “Sen de bizdensin!” derler.

Ve yumrusuz, boğazında düğümsüz olanlardan aşırı derecede rahatsız olur bu tayfa.

Yüce kitabımız özellikle yetim malı yiyenleri çok şiddetli azapla tehdit eder ve şöyle der: “Temizi pis olanla değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.” (Nisa, 2)

Bugünkü iktidar en tepeden en dibe kadar neredeyse tamamen bu pisliğe batmış durumda ne yazık ki!

Temizi pis ile değiştiren bir kavim bugünün muktediri.

Erdoğan Bayraktar’ı rahatsız eden de bu sanırım.

Acı olan ise, ne yaparsa yapsın o düğümün asla gitmeyeceği…

Kıyamet günü hesabını verene kadar o yumruyu boğazında hissedecek Erdoğan Bayraktar.

Kim bilir, belki de en azından o yumruyu hissetmek de bir erdem olabilir, emin değilim.

Ancak, bunu hissettiği halde genelini yapmıyor, bir gün dediğinden ertesi gün cayıyor, kafasına basanlardan hala çekiniyorsa sıkıntı var demektir.

Allah’tan daha çok korktuklarıyla imtihan edilmesi çok acınası bir durum.

Allah kimseyi Erdoğan Bayraktar’ın durumuna düşürmesin.

Bir yandan kendisini rahatsız eden o yumru. Diğer yandan dünya hayatını tehdit eden topuklarıyla başını ezenler.

Tıp bilimi bu yumru hissiyatının ismini de koymuş: Globus.

Çok enteresan değil mi, şöyle diyor tıp sözlükleri:

“Globus hissine yol açan organik bir neden yoksa, uygulanacak net bir tedavi yoktur. Doktorlar ve araştırmacılar boğazda düğümlenme hissine neyin yol açtığını tam olarak bilmiyorlar.”

Oysa inanç bu hissiyatın sebebini çok net olarak biliyor ve cezasını da söylüyor.

Buhari Havâle’sinde kul hakkı yiyerek ahirete gidenin cennet yüzü göremeyeceğini yazar.

Yazar Inger Gammelgaard Madsen, Suçluluk Ateşi’nde tescilli hırsızına şu itirafı yaptırır: “Benim için en büyük ceza, gırtlağımdan bir türlü gitmeyen bu yumrudur!”

Veterinerler özellikle tavuk, horoz gibi hayvanlarda kursak tıkanması diye bir hastalıktan bahsederler. Şöyledir: Hayvanlarınıza dışarıda bakıyor iseniz “Sert Kursak” bu tür vakalarda da benzer etkiyi görebilirsiniz, hayvanlarınız da moralleri bozuk öylece aç susuz muş gibi duruyor olabilirler çünkü kursakları sıkışmıştır. Kursak tıkanmaları genelde yabancı bir takım şeyler yenildiğinde uzun sert ot parçaları taş ve benzeri durumlarda kursak çıkışı tam anlamı ile kapanır ve sindirim süreci gerçekleşemez.

Yediğinizin boğazınızdan inmemesi durumu.

Erdoğan Bayraktar’ın düğüm dediği şey aslında tam da bu olsa gerek. Kursak tıkanması. Yediği haramın bir süre sonra sindirilmemesi.

Açıkçası bu hastalığın çaresi sadece bu alemde yok ama en azından minimize etme şansı var kursak tıkanmasına dûçar olan haramzadenin.

Yediği haramları teker teker itiraf edip, başta yetimler ve üzerinde hakkı olan milyonlardan helallik dilemesi.

Yoksa o yumrunun yerini ateşten bir topun alacağı güne hazır olmalı.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin