İki yeni15 Temmuz ifşaatı: Fidan ve Akar darbeden bir gün önce de buluşmuş

15 Temmuz darbe girişiminden önce yaşanan trafikle ilgili iki önemli ifşaat ortaya çıktı. Yenişafak’ta Doğu Perinçek’in Vatan Partisi’nden Hasan Atilla Uğur’un darbe günü bilgi verdiği tartışmasına röportajı yapan Hüseyin Likoğlu da dahil oldu. Likoğlu, Atilla Uğur ile 15 Temmuz günü 15.00 görüştüğünü anlatırken bir gün önce kendisini çağıran bir grup bürokratın bir gün sonra darbe olacağını anlattığını deşifre etti.  İkinci önemli haber ise Odatv’de Müyesser Yıldız imzasıyla yayınlandı.  Yazıya göre, 15 Temmuz darbesinin yaşandığı gün MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Genelkurmay Karargâhı’na gitmesinden, darbecilerin harekete geçtiği saate kadar olan 6 saatlik süreçte yaşananlar gizemini korurken, darbeden bir gün önce Akar ve Fidan arasında 6 saatlik bir sır buluşma daha gerçekleştiği ortaya çıktı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Özel Temsilcisi Aleksandr Dugin’in, 14 Temmuz günü Ankara’da olduğu ve o gün birkaç kişiye ordunun içinde hareketlilik olduğunu anlatımları basına yansımıştı.

MÜYESSER YILDIZ’IN YAZISI ŞÖYLE:

Yaklaşık 1.5 ay kadar önce bu iddiayı duyduğumda inanamadım. Bu bilginin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da ulaştırıldığı, ancak “açıklamaya cesaret edemediği” öne sürülünce iyice şaşırdım, ama iddianın peşini bırakmadım.

Sordum, soruşturdum. Ulaştığım bilgileri paylaşmadan önce geçen hafta Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesine başlanan şehit Ömer Halisdemir davasından bir bölüm aktarmam gerekiyor.

KESKİN NİŞANCIDAN KESKİN SORULAR

Duruşmanın ikinci günü olan 22 Şubat Çarşamba günü sanıklardan keskin nişancı Piyade Üstçavuş Mehmet Bilge savunma yaptı. Darbe gecesi Diyarbakır’dan Semih Terzi’yle birlikte gelen Özel Kuvvetler Timi’nde yer alan Bilgi savunmasına, “Bir takım soru işaretleri var, aklıma yatmayan bir sürü şey var” diye başlayarak, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda yaşananlara dair ilginç değerlendirmelerde bulundu.

Mahkeme Başkanı İsmail Ademoğlu’nun, “Üslubun farklı. Biz gazete kupürleri ile yargılama yapmıyoruz, iddianame ile yapıyoruz. Bu çerçevede savunma yapmanız sizin için daha iyi olur” uyarısına, “Bazı şeylerden şüphelendiğimi söylüyorum” karşılığını veren Bilge, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın ulaşamadığı MİT Müsteşarına Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’nın ulaşmasını, MİT Müsteşarı’nın Aksakallı’ya zırhlı araç göndermesini gündeme getirdi.

Bunun üzerine de Başkan Ademoğlu, “Zaten bu kişileri zaman içinde tanık olarak dinleyeceğiz. Bunlar zaten gündeme gelecek. Şu anda salonda olmayanlar hakkında konuşmak ne kadar doğru?” dedi.

Ama Bilge devam edip, hiçbir kanıt sunulmadan müebbetle yargılandığını, hain ilân edildiğini, kendisine bu muamelenin yapılacağını bilse o gün darbe yapmak isteyecek biri olacağını söyleyince Başkan Ademioğlu ile aralarında şu diyaloglar yaşandı:

BAŞKAN : NE YAPMAK İSTERDİN?

Bilge : Darbeci olmak isterdim. Neden? Dışarıda rütbe alanlar, bir yerlere gelenler benim nazarımda emekliliği gelmiş, ekonomik kullanım ömrünü doldurmuş insanlardır. Kıymetli insanlar darbeci muamelesi görüyor, bizim emeğimizle, çabamızla yıldızına yıldız katanlar dışarıda kahraman. Şu an darbeyle mücadele edenler darbeci muamelesi görüyor, evde oturan adamlar rütbe almış ne hikmetse.

Başkan : Tepemize bombalar yağmış, ne yani bunları yok, yaşanmamış mı sayalım? Burada yargılandığınızı biliyorsunuz değil mi? Bir türlü kendinize gelemediniz.

MEDYA BU İDDİALARI 1 CÜMLEYLE GEÇİŞTİRDİ

Bilge yine durmadı, şunları anlattı:

“14 Temmuz’da Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda bir kurs kapanış töreni yapıldı. Normalde Cuma günü yapılması lâzım, Perşembe yapıldı. Niye Perşembe? Bunun bir nedeni var mı, Özel Kuvvetler’e sorulsun. Katılımcılar kim; Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı. Paraşüt atlayışları yapılacaktı, ama hava şartları bahane edilerek, iptal edildi. Bildiğimiz kadarıyla o gün Ankara’da hava gayet iyiydi. Meteorolojiden o günkü hava durumunun da sorulmasını istiyorum. Tören saat 17.30’da bitiyor. Adamlar başına bir şey gelmesinden korktuğu için söyleyemiyor, belki de inkâr ederler; Törenden sonra Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı havuzlu bahçede sohbete koyuluyor. Duyduğum, bildiğim kadarıyla anlatıyorum; Zekai Paşa bile yanlarına yaklaştırılmıyor. Bu sohbet saat 23.00’e kadar sürüyor. Önce MİT Müsteşarı’nın çıkması gerekirken, Genelkurmay Başkanı çıkıyor. MİT Müsteşarı orada askeri bir yöneticiyle kalıyor.”

Mahkeme Başkanı Ademoğlu, Bilge’yi şu sözlerle bir kez daha uyardı:

“Bak, kimden duyduğunu söylemediğin gibi, kimin inkâr edeceğini de bilmiyorsun. Oradan duydum, buradan duydum şeklinde savunma olmaz. Burası mahkeme net bir şeyler söyle. İma ettiğin varsa, açıkça söyle. Burası mahkeme. 20 dakikadır savunmana gelemedin. Tekrar uyarıyorum, kendi savunmana dön.”

Piyade Üstçavuş Mehmet Bilge’nin 14 Temmuz’a dair bu sözleri sadece Anadolu Ajansı’nın geçtiği şu bir cümleyle bazı medya organlarında yer aldı:

“Darbe girişimi öncesi, Özel Kuvvetler Komutanlığındaki kurs kapanış töreninin teamüllere göre Cuma günü yapılması gerekirken, Perşembe gününe alındığını ileri süren Bilge, törenden sonra MİT Müsteşarı ile Genelkurmay Başkanının baş başa gece saatlerine kadar görüştüğünü duyduğunu iddia etti.”

Mahkemenin yanısıra diğer sanıklar, sanık yakınları ise -hatta Avukatı da- Bilge’nin iddialarını, “Yaşadıklarını kaldıramadı, psikolojisi bozuk” diye yorumlayıp, üzerinde durmadı.

HERKESİN BİLDİĞİ SIRRIN DETAYLARI

Peki Üstçavuş Bilge’nin anlattığı bu olay, tamamen hezeyan veya dedikodu muydu?

Hayır.

 

Öncelikle 14 Temmuz’da Genelkurmay Başkanı Akar’la birlikte Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndaki törene giden, 15 Temmuz’dan sonra da gözaltına alınıp, 20 gün sonra tahliye edilen bir askerin verdiği ifadede bu ilginç buluşmanın bilgisinin yer aldığını tespit ettim.

 

İkincisi; Bizzat bazı savcılardan duydum. Ayrıca bazı devlet yetkililerinin de bu ifadeden haberdar olduğunu öğrendim.

Üçüncüsü; O gün törende yer alan bir yetkiliye doğrulattım.

İşte bu tespitlerden sonra çıkan sonuç:

Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndaki ihtisas kursu diploma töreninin 15 Temmuz Cuma günü yapılması planlanmış, ki tüm törenlerin Cuma yapılması teamülmüş.

Lâkin törene birkaç gün kala önce Perşembe’ye alındığı, sonra 18 Temmuz’a ertelendiği bildirilmiş. Nihayetinde Perşembe’de karar kılınmış.

Tören saat 15.00’te başlamış. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı bilenlerin iddiasıyla, “Özel Kuvvetler Komutanı bile değiştiğinde devir-teslim törenine Genelkurmay İkinci Başkanı katılırken”, kurs törenine Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar gelmiş.

Vatan Gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Çelik’in geçenlerde yazdığına göre, “Yedikleri içtikleri ayrı gitmediğinden” midir, bu kursa katkılarından mıdır bilinmez törene MİT Müsteşarı Hakan Fidan da katılmış.

Tören saat 18.00’de sona ermiş, ardından kokteyl verilmiş.

Kokteylden sonra diğer konuklar ÖKK’ndan ayrılırken, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan, “Bizi yalnız bırakın” diyerek, bahçeye geçmiş.

Bahçedeki bu başbaşa sohbet de tam 00.30’a kadar devam etmiş.

15 Temmuz yaşanmasa, belki üzerinde bile durulmayacak bir buluşma…

Lâkin darbenin iki sır isminin, 15 Temmuz’dan bir gün önce yine 6 saat başbaşa görüşmesi, ayrıca adeta herkesin bildiği bu sırrın 7 ay geçtiği halde hiç gündeme getirilmemesi ve konuşulmaması başlıbaşına ilginç değil mi?

LİKOĞLU DARBEYİ BİLEN BÜROKRATLARLA GÖRÜŞÜYOR, ATİLLİ UĞUR RÖPORTAJI TEKLİFİ ALIYOR

Yenişafak’tan Hüseyin Likoğlu, Doğu Perinçek’in açıklamalarına tepki için yazdığı yazısında şunları kaleme aldı: “4 Temmuz günü telefonum çaldı. Telaşlı bir ses: “Hüseyin Bey filan yerdeyiz acil gelmen lazım”. Yukarda bahsettiğim ekip, herkesin yüzünde müthiş bir telaş: “Hüseyin Bey, bunlar darbeye girişecek. Bunun önüne geçmek artık imkansız. Halkı bilinçlendirecek bir haber yapılmalı. Ancak halk durdurabilir bu hainleri”. Şaşkınlıkla, “Nasıl yani! Böyle bir haber yapılamaz” dedim. “Hüseyin Bey siz durumun ciddiyetinin farkında değilsiniz!” dediler. “Tabi ki farkındayım ancak böyle bir haber dili olmaz. Ancak, bu söylediklerinizi bir uzman dile getirirse söyleşi olarak haberleştirilebilir” karşılığını verdim.

“Hasan Atilla Uğur ile röportaj yapar mısın?” diye sordular. “Ergenekon’dan AK Parti hükümetleri dönemlerinde hapis yatmış birisi. Olmaz” karşılığını verdim. “Tamam, başka isim düşünelim” dediler. Bu ara kendi kendime sesli düşündüm: “Neden olmasın! AK Parti döneminde hapis yatmış, siyaseten de AK Parti’ye muhalifliği açık bir isim bütün bunları söyleyecekse neden olmasın”. “Tamam, röportaj yaparım ama Genel Yayın Yönetmeni ile konuşmam lazım” dedim. Genel Yayın Yönetmenimiz İbrahim Karagül ile konuyu paylaştım. Ve 15 Temmuz saat 15.00’te Hasan Atilla Uğur ile randevulaştık. Yazımın başında belirttiğim gibi 15 Temmuz günü röportajı gerçekleştirdik, ancak yayınlamaya fırsat kalmadan darbe girişimi oldu. Nitekim röportajı bir hafta sonra yayınladık.

Doğu Perinçek, neyin peşinde anlaşılır gibi değil, ama Yeni Şafak olarak, doğru yerde, doğru zamanda, doğru habercilik yaptığımızın en açık göstergesi 15 Temmuz oldu. Perinçek, bize Hasan Atilla Uğur’u göndermedi, bizim yaptığımız doğru habercilik bizi Hasan Atilla Uğur’a götürdü.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin