Yayın yasağı, ‘rutin’e bağlandı: Suçların üzeri, yasaklarla örtülüyor

İLKER DOĞAN

Yayın yasağı özellikle son dönemde adeta ‘rutin ve sıradan’ bir uygulamaya dönüştü. En son önceki gün Gebze’de viyadüğün çökmesi sonucu 3 işçinin hayatını kaybettiği olayla ilgili jet hızıyla yayın yasağı getirildi. Siyasi iktidar, skandal ya da ihmalleri ortaya çıkarmak yerine, ‘karanlıkta’ kalmasını istediği ne varsa yayın yasaklarıyla üzerini örtmenin derdinde. 25 kişinin öldüğü 8 Temmuz’daki Çorlu tren faciasına ve geçtiğimiz haftalarda da 7 askerin hayatını kaybettiği üs bölgesindeki patlamaya da yayın yasağı gelmişti. AKP’nin yayın yasağı listesi kabarık: Uludere katliamı, Aktütün saldırısı, 17/25 Aralık, MİT TIR’ları soruşturması, Ankara saldırısı, Soma faciası, Reyhanlı patlaması, Karaman’daki tecavüz skandalı. Bugüne kadar yayın yasağı getirilen neredeyse hiçbir olay tam olarak aydınlatılamadı.

Gebze’de önceki gün yaşanan olayda 3 işçi hayatını kaybederken, bir işçi de yaralandı. Kaza inşaatı süren viyadüğün işçiler üzerindeyken çökmesi sonrası meydana gelmişti. Daha olay yerine ambulans ulaşmadan, mahkemeden jet hızıyla ‘yayın yasağı’ kararı geldi. Yayın yasağı, AKP iktidarı döneminde adeta ‘normal’ bir uygulamaya dönüştü. Türkiye’ni sarsan, gündem olan neredeyse her olaydan sonra mahkemelerce yasak getirildi.

Hakkari’nin Şemdinli ilçesindeki üs bölgesinde 9 Kasım’da saat 17.00 sıralarında top atışı yapıldığı esnada mühimmatın patlaması sonucu 7 asker şehit olmuştu. Bu olayın ardından da anında yasak geldi. Top atışı sırasında yaşanan patlamanın nasıl meydana geldiğini henüz bilmiyoruz. Biraz daha geriye gidelim. 8 Temmuz’da 25 vatandaşın hayatını kaybettiği ve ağır ihmal sonucu meydana geldiği anlaşılan Çorlu tren faciasının ardından da iktidar, alelacele yayın yasağı kararı aldırdı. Ve o soruşturma ağır ihmal ve kusura dair eldeki somut görüntülere rağmen bir arpa boyu ilerlemedi.

HİÇBİR SORUŞTURMA SONUÇLANMIYOR

Yayın yasakları sadece bunlarla sınırlı değil. Deniz Feneri Davası, Musa Anter Davası’ndaki JİTEM listesi, şike soruşturması, Reyhanlı patlamaları, 17/25 Aralık yolsuzluk soruşturması, silah yüklü MİT TIR’larına ilişkin soruşturma, Yüksekova’da üç askerin öldürülmesi, Dışişleri Bakanlığı’ndaki skandal toplantının ses kayıtları, 34 kişinin hayatını kaybettiği Uludere katliamı, Aktütün saldırısı dahil birçok dava ve soruşturmaya gündemde oldukları dönemde yayın yasakları getirildi. Diyarbakır’ın İstasyon Meydanı’nda 5 Haziran 2015’te yapılan HDP mitingine yönelik bombalı saldırıda 4 kişi hayatını kaybetmişti. O saldırıya ilişkin haber yayınlamak da yasaklanmıştı.

SOMA’DA DA YASAK GELMİŞTİ

302 madencinin diri diri gömüldüğü Soma faciası ve Ankara’da 102 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmaya dair haberlerin yayınlanması da jet hızıyla yasaklanmıştı. İktidara yakın Ensar Vakfı’nın adının karıştığı tecavüz skandalı da yasaktan nasibini aldı. Ve yukarıda sayılan olayların hiç biri tam anlamıyla aydınlatılamadı. Yayın yasağına uymayanlara ilişkin cezalar, TCK’nın 285. maddesinde düzenleniyor. Buna göre soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılıyor.

DİSK: Gazetecilik betona gömülmeyecek

Kuzey Marmara Otoyolu’nun Kocaeli Gebze kesimindeki viyadük çalışmaları sırasında yaşanan iş cinayeti sonrası getirilen yayın yasağı DİSK Basın-İş’in tepkisini çekti. Konuyu yazılı bir açıklamayla değerlendiren DİSK, her gün işçi cinayetlerinin yaşandığını hatırlattı. İş güvenliği koşullarını sorgulamanın, taşeron ya da ana yüklenici firmanın sorumluluğunu araştırmanın gazeteciliğin esası olduğu ifade edilen açıklamada, “Yoksa nasıl çıkar gerçekler aydınlığa… Çorlu tren faciasında olduğu gibi sorular sorulmasın, kamuoyu aydınlatılmasın diye ilk refleks yayın yasağının getirilmesi oldu. Gerekçe ise “toplum ahlakının zedelenmemesi” imiş! Ahlak gerçeklerle yüzleşebilmekle korunur. Gazeteciler ve basın kuruluşları bu görevden birinci derecede sorumludur. İşçilerin, yakınlarının çığlıklarının duyulmasını istemediler bir kez daha. Gerçekleri çok taptıkları inşaatların betonuna gömmek istediler. Biz haber yapmakta, halkın haber alma hakkına sahip çıkmakta ısrarımızı sürdüreceğiz. Bu yasakları tanımıyoruz. Gazetecilik betona gömülmeyecek.” denildi.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin