Ya Dünya’nın ayı olmasaydı? Uranüs gibi dönseydi? Levhaları hareket etmeseydi? 

NASA Goddard Space Flight Center, Reto Stöckli

HABER-YORUM | BETÜL GÜL

“Küre-i arz her ne kadar semâvâta nisbeten çok küçüktür; fakat hadsiz masnuat-ı İlâhiyenin meşheri, mazharı, mahşeri, merkezi hükmünde olduğundan, kalb cesede mukabil geldiği gibi, küre-i arz dahi koca, hadsiz semâvâta karşı bir kalb ve mânevî bir merkez hükmünde olarak mukabil gelir.” (Risale-i Nur Külliyatı, 12. Lema)

Ağustos 2019 itibariyle güneş sisteminin dışında tespit edilen gezegenlerin sayısı dört bini geçti. İçlerinde en çok ilgi çekenlerden biri Gliese 581d adı verilen gezegendi. Suyun sıvı halde bulunması için uygun sıcaklıkta olabileceği düşünülüyordu. Harvard Üniversitesi’nden gökbilimci Dr. Lisa Kaltenegger ve ekibinin araştırması, Gliese 581d’nin yalnızca tek yüzünün aydınlandığını, diğer yüzünün sürekli karanlık olduğunu, iki yüzü arasındaki sıcaklık farkının çok büyük fırtınalara neden olduğunu gösterdi. Dr. Kaltenegger’in hesaplamaları, yerçekiminin Dünya’nın yerçekiminden fazla olduğuna, atmosfer basıncının da çok yüksek olabileceğine işaret etti. Kaltenegger, “orada bir yerden bir yere gitmek kesinlikle aşırı zor olurdu, sürekli derin suda gitmek gibi bir şey” diyor.

Dünya, çölün ortasındaki vaha gibi. Ne atmosferinin hemen hemen hepsi karbondioksitten oluşan Venüs gibi ortalama yüzey sıcaklığı 460 derece, ne de Mars gibi yaklaşık eksi 60 derece. Mars’taki kum fırtınaları tüm gezegeni kaplayıp aylarca sürebiliyor; Neptün’deki rüzgârların hızı saatte iki bin yüz kilometreye varıyor. Merkür’ün yerçekimi atmosfer tutamayacak kadar zayıf… Denizleri, ormanları, çiçekleri, meyveleriyle çeşit çeşit canlıyı taşıyan harika bir gemi gibi Dünya. Dengeli gaz karışımı, zehirsiz atmosferi, yeryüzünde rahat dolaşmamıza izin veren yerçekimi, kozmik ışınlardan koruyan manyetik alanı, ultraviyole ışınlardan koruyan ozon tabakası, ayı, güneşiyle özel bir gezegen.

Dünya’nın yakın komşusu Venüs’e çok defa Dünya’nın ikizi, ya da kardeşi deniliyor. Büyüklükleri, bileşimleri ve yerçekimleri benzer. Ancak Venüs’te insanın sıcaktan kavrulacağı, atmosfer basıncı altında ezileceği, ve oksijensizlikten boğulacağı belirtiliyor. Bizi koruyacak teknolojiye sahip olduğumuzu varsayıp gezegenimizin “ikizi” Venüs’e hayali bir yolculuk yapalım… Venüs’e inince önce iyi bir uyku uyumak isteyebilirsiniz. Tabii gün boyunca değil. Çünkü bu gezegende bir gün yaklaşık 6.000 saat sürüyor. Güneşin doğuşunu seyretmek isterseniz söyleyelim, güneş 177 günde (Dünya günü) bir doğuyor ve batıdan doğuyor. Çünkü Venüs ters yönde dönüyor. Zaten atmosfer o kadar kalın ki, güzel bir güneş doğuşu görmeyi de, geceleri yıldızları görmeyi de beklemeyin. Dünya’daki gibi güzel mavi bir gökyüzü de yok tabii. Gökyüzünde sülfürik asit bulutları var. Bu arada şunu da belirtelim, bu gezegende çevreye bakınca her şey turuncu tonlarında görünüyor. Venüs’ün atmosferi o kadar ağır ki, gezegenin yüzeyinde olmak denizin yaklaşık bin metre altında olmak gibi. Atmosfer basıncı, Dünya’daki atmosfer basıncının 92 katı. Ortalama yüzey sıcaklığı 460 derece olan Venüs, kurşunu eritecek kadar sıcak…

ESA/NASA

Dünya atmosferinin üst tabakasında bulunan ozon, canlıları güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından koruyan bir kalkan görevi görüyor.    

İngiltere’nin St. Andrews Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sami Mikhail, aşırı sıcağın sadece Venüs’ün güneşe daha yakın olmasından değil, neredeyse hepsi sera gazı karbondioksitten oluşan bir atmosferle sarılı olmasından da kaynaklandığını belirtiyor. Dünya’da, karbondioksit yanardağ faaliyetleriyle atmosfere karışıyor ve gezegenin sıcak kalmasında rol oynuyor. Ancak Venüs’ün atmosferindeki gibi yüksek oranlara ulaşmıyor. Karbon kimyasal reaksiyonlarla atmosferden yer kabuğuna geçiyor, yer kabuğu da zamanla levha hareketleriyle yer altına çekilip eriyor. NASA’nın Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nden fizikçi Dr Michael Way, “Dünya’nın yüzeyi, levhaların birbirinin altına doğru hareket etmesiyle sürekli yenileniyor. Oysa, Venüs’ün tek levhası var.” diyor.

Amerika’nın Maine Üniversitesi’nden fizik profesörü Neil Comins, “Ya Dünya’nın İki Ayı Olsaydı?” adlı kitabında, “Dünya galaksinin merkezine daha yakın olsaydı?” veya “Dünya’nın eksen eğikliği Uranüs gezegenininki gibi olsaydı?” gibi soruları yanıtladı. Prof. Neil Comins’in kitabında cevapladığı sorulardan biri de şu: “Yerkabuğu daha kalın olsaydı ne olurdu?” Comins’e göre daha kalın yer kabuğu levha hareketlerinin olmaması, yüzey sıcaklığının daha fazla olması, kükürt dioksit ve başka zehirlerle dolu yoğun, nemli bir atmosfer demek. Bu arada şunu da belirtelim, Harvard Üniversitesi’nden Diana Valencia ve meslektaşlarının araştırmasına göre, Dünya birazcık daha küçük ve az kütleli olsaydı, levha hareketleri olmazdı. Prof. Comins, “en yakın komşumuz ayın kütlesi, şu andaki kütlesinin yarısı kadar olsaydı, Dünya çok farklı bir yer olurdu; ayın kütlesi daha az olsaydı, bir gün on beş saat sürebilirdi.” diyor. Sözlerinin devamında, “kendi etrafında yirmi dört saatte dönen gezegenimiz on beş saatte bir turu tamamlasaydı, sık sık buz devirleri ve daha büyük sıcak hava dalgaları olurdu” diyor. Peki, gezegenimizin hiç ayı olmasaydı? Daha da hızlı döner, gün sekiz saat olabilirdi. Comins şöyle söylüyor: “Çok hızlı dönüşün etkilerini, on saatte bir turu tamamlayan Jüpiter’e bakarak görebiliyoruz. Jüpiter’de rüzgâr hızı genelde saatte 160-320 kilometre arasında.”

Dünya’nın dönme ekseninin eğikliği 23,5 derece civarında dengede. Eksen eğikliğinin dengeli olması büyük iklim değişimlerinin meydana gelmemesi açısından önemli. Amerika’nın Georgia Teknoloji Üniversitesi’nden astrofizikçi Dr. Gongjie Li, Mars’ın eksen eğikliğinin 0 ile 60 derece arasında değiştiğini belirtiyor ve bu değişkenliğin Mars’ın yüzey sularının buharlaşmasına katkı sağlamış olabileceğini ifade ediyor. NASA’nın Uzay Uçuş Merkezi’nden Dr. Sten Odenwald, Dünya’nın eksen eğikliğine dair şunları söylüyor: “Bu eğiklik olmasa güneş ışınları yıl boyunca ekvatorda yere dik gelir, 45 derece paralelinde yere her gün 45 derecelik açıyla gelirdi. Kuzey ve Güney Kutbu’nda güneş hiç ufkun üstüne çıkmazdı. Mevsimler yılın hangi zamanında olduğunuza göre değil, Dünya’nın hangi paralelinde bulunduğunuza göre belirlenirdi.” Dr. Odenwald, eksen eğikliği yaklaşık 90 derece olan Uranüs’ten de söz ediyor. Dünya’nın dönme ekseni, Uranüs gezegenininki gibi olsaydı, “kuzey yarımkürede yazdan sonra altı ay kış olur, güneş tüm kuzey yarımkürede batar ve bir daha altı ay boyunca doğmazdı” diyor. Tabii, bu sırada güney yarımküre altı ay boyunca sürekli güneş ışığı alırdı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin