Varlık Fonu, Erdoğan’ın çiftliği mi?

erdogan, portre, karanlık

Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) son dönemde özellikle inşaat ve enerji sektöründeki borçlu şirketleri kurtarmak için kullanılması, kurumun asıl faaliyet amacı hakkında soru işaretlerine neden oluyor.

“Misyonumuz, Türkiye’nin stratejik varlıklarını geliştirmek, değerlerini artırmak ve böylece ülkemizin öncelikli yatırımları için kaynak sağlamaktır.”

Bu cümle, yönetim kurulu başkanlığını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) internet sitesinde “Misyonumuz” başlığı altında yer alıyor. TVF’nin son dönemde özellikle inşaat ve enerji sektöründeki borçlu şirketleri kurtarmak için kullanılması, kurumun asıl faaliyet amacı hakkında soru işaretlerine neden oluyor.

Nasıl denetleniyor?

Deutsche Welle’nin özel haberine göre, Tüm varlıkları devlete ait şirket, banka, gayrimenkul ve sermayeden oluşmasına ve yönetim kurulu başkanlığını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başkanvekilliğini ise Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yürütmesine rağmen ‘kamu kuruluşu’ statüsünde değil.

Dolayısıyla özel hukuk hükümlerine tabi olan TVF’nin denetimi de Sayıştay tarafından değil bağımsız denetçiler tarafından gerçekleştiriliyor. Türkiye Varlık Fonu’nun denetimi 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da düzenleniyor.

Bu kanuna göre, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi, şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonlar 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında kurumsal yönetim düzenlemelerine uygun olarak bağımsız denetime tabi bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin devreye girmesiyle Cumhurbaşkanlığı’na bağlanan Türkiye Varlık Fonu ve bünyesinde kurulan alt fonların mali tabloları ve faaliyetleri hakkındaki denetim ve inceleme raporları son olarak Ekim 2018’de “gizli” ibaresiyle Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine gönderilmişti.

Kaynaklar nereye gidiyor?

Bugüne kadar Varlık Fonu’na Hazine’den 3,7 milyar TL’lik kaynak yaratıldı. Ayrıca Eximbank ve Halkbank’tan 1 milyar 50 milyon euro tutarında kredi alan TVF, Citibank ve ICBC’nin (Çin Endüstrü ve Ticaret Bankası) aralarında bulunduğu bir konsorsiyumdan da 1 milyar euroluk kredi temin etti.

Ancak bugüne kadar elde edilen bu sermaye girişi, şirketin kuruluş misyonunda yer aldığı üzere Türkiye’nin stratejik varlıklarını geliştirmek veya önemli yatırımları için kaynak sağlamak yerine, kamuya karşı yükümlülüğünü yerine getirmeyen bazı şirketlerin bütçesini rahatlatmak için kullanıldı.

“Paralel bütçe gibi çalışıyor”

Dünyada Varlık Fonu kuran ülkelere bakıldığında, Suudi Arabistan ve Norveç gibi cari fazla veren ülkelerin öne çıktığına işaret eden Ekonomist Mustafa Sönmez, DW Türkçe’e yaptığı açıklamada, “Yani Varlık Fonu kuran ülkeler, Türkiye gibi cari açık veren, sermaye eksiği olan ülkeler değil; tam tersi sermaye fazlasını gelecek nesillere aktarmak üzere harekete geçen ülkeler oluyor” diyor.

Türkiye’deki Varlık Fonu’nun bu tür ülkelerdeki varlık fonları ile isim benzerliği dışında bir benzerliği olmadığını dile getiren Sönmez, “Türkiye’deki Varlık Fon, adeta bir paralel bütçe gibi çalıştırılıyor. Yani Hazine görünümünün bozulduğu durumlarda devreye sokulan bir ikinci bütçe gibi işlev görülüyor” diye konuşuyor.

İnşaat şirketlerine kurtarma paketi

TVF Genel Müdürü Zafer Sönmez geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, İstanbul Finans Merkezi inşaatını üstlenen Ağaoğlu Şirketler Grubu (Akdeniz İnşaat), YDA ve İntaş’ın taahhütlerini yerine getirememesi üzerine 1,3 milyon metrekarelik kullanım alanı olan projenin yaklaşık 465 bin metrekarelik kısmının proje, hafriyat, arsa bedelleri ve bugüne kadar tamamlanan inşaat maliyetleri dahil olmak üzere 1,67 milyar TL karşılığında devralındığı ilan etmişti. CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da TVF’nin tartışmalı faaliyetlerini 4 Ekim’de Meclis gündemine taşıdı.

CHP’li Bekaroğlu: Sorumlu kim?

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi veren Bekaroğlu, İFM inşaatına ortak olunmasının nedenlerini sorarken, bu ortaklığın fonun kuruluş ve işleyiş amaçlarına uygun olup olmadığına ilişkin de açıklama yapılmasını talep etmişti.

2012 yılının Kasım ayında arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı yöntemiyle ihaleye çıkılan İstanbul Finans Merkezi projesinin tamamlanma tarihinin sürekli ertelendiğine işaret eden Bekaroğlu, “Projeyi üstlenen üç firma taahhütlerini neden yerine getirememişlerdir? Gecikmenin sorumluları kimlerdir? TOKİ ve Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı bünyesinde bunlar hakkında herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmış mıdır?” sorularını sordu. Henüz bu sorulara hükümetten yanıt gelmiş değil.

İnşaat şirketleri ile ortaklık

Varlık Fonu’na ilişkin bir diğer soru işareti de enerji sektöründeki faaliyetlerine ilişkin ortaya çıkmış durumda. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında, TVF’nin enerji sektöründe yatırım yapmasının da önü açıldı. Fon petrokimya, madencilik ve yerli kaynaklardan enerji üretimi projelerinde özel sektör veya yabancı sermaye iş birliğine dayanan ‘sıfırdan yatırım’ projelerine yatırım yapabilecek. Ancak TVF’nin faaliyetleri kapsamında algılanabilecek bu yetkinin yaklaşık 50 milyar dolarlık borcu bulunan enerji sektörü içerisinde batık kredileri olan şirketlere dönük bir finansal kaynak olarak kullanılabileceği belirtiliyor.

“Borsada 10 milyar TL yönetiliyor”

DW Türkçe’ye konuşan siyasal iktisat uzmanı Dr. Ali Rıza Güngen’e göre, TVF’nin yatırım yapacağı alanlar konusunda neyin ‘stratejik’ olup olmadığını belirleme yetkisi sadece Erdoğan ve Albayrak.’ta bulunuyor. Bu nedenle elde edilen ve Sayıştay tarafından denetlenemeyen kaynakların kullanım alanlarına ilişkin soru işaretleri ortaya çıktığını dile getiren Güngen, öte yandan TVF’nin Borsa İstanbul’da yaklaşık 10 milyar TL’lik hisse yönettiğine de dikkat çekiyor. Varlık Fonu bulunan diğer ülkelerde fonun iç piyasada işlem yapması önünde çeşitli engeller olduğunu kaydeden Dr. Güngen, şöyle konuşuyor:

“Türkiye’de en başından beri böyle bir kısıtlama yok. Cumhurbaşkanı ve Hazine Bakanı tarafından yönetilen bir kurum olarak, borsada bazı şirketlerin değerini etkileyebilecek bir güce kavuşmuş oluyorsunuz. Yani hem doğrudan şirketlere yapılan para transferleri var, bir de böyle borsa üzerinden dolaylı olarak yürütülen faaliyetler var.”

30 milyar dolarlık büyüklük

Türkiye ekonomisini yeniden canlandırma hedefi ile Ağustos 2016 sonrasında faaliyete geçirilen TVF, o günden beri pek çok tartışmanın odağında yer aldı. Türkiye Varlık Fonu’nun toplam büyüklüğünün 30 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Varlık Fonu’nun portföyünde öne çıkan bazı varlıklar ise şöyle:

THY’nin yüzde 49,12, Türk Telekom’un yüzde 6,68, Halkbank’ın yüzde 51,1 hisseleri ile Ziraat Bankası’nın, Türkiye Petrolleri A.O.’nın (TPAO), Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş.’nin (BOTAŞ), Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.’nin (PTT) ve Borsa İstanbul A.Ş.’nin Hazine’ye ait hisselerin tamamı ile Çaykur’un tamamı.

Bunlarla birlikte Milli Piyango ve Türkiye Jokey Kulübü tarafından düzenlenen çekiliş ve yarışların lisansları da Varlık Fonu’na devredilmiş durumda. Ayrıca Mülkiyeti Hazineye ait Antalya, Aydın, İstanbul, Isparta, İzmir, Kayseri ve Muğla’da bulunan bazı taşınmazlar da yine Varlık Fonu’na aktarılmış bulunuyor.

KAYNAK: DW

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin