VAR bile çare olamadı

HABER ANALİZ | HASAN CÜCÜK

Türk futbolunun eleştirilmesi gereken konularını say say bitmiyor. Kulüp yönetiminden federasyona, oyuncu maaşlarından spor basınına, taraftardan hakemlere kadar neredeyse her konuda dünya standartlarının altındayız. Federasyon başkanları seçim adı altında atamayla geliyor. Kulüp başkanları enkaz bırakıp giderken kimse hesap sormuyor. Taraftar zaten maçlara “ölmeye” geliyor! Hakemlerimizin VAR’a rağmen dökülmeye devam etmesini ise açıklayacak kelimeler bulunmuyor.

Kendimizi kandırmayalım… Hiçbir zaman Avrupa standardında hakemlerimiz olmadı. Hemen hepsi vasatın altında maçlar yönetti. Şans eseri Ahmet Çakar ve Cüneyt Çakır gibi iki isim Avrupa arenasında düdük çaldı. Çakar’ın kariyerinde geldiği en yüksek nokta, Şampiyonalar Ligi’nde maç yönetmek oldu. Türk hakemlerinin çıtasını yükselten isim Cüneyt Çakır’dı. Çakır, basamakları adım adım tırmandı. Zirveye çıktıktan sonra ise istikrarını korudu.

Cüneyt Çakır bir anlamda baba mesleğini seçti. Babası Serdar Çakır, hakem ve MHK asbaşkanı olarak görev yaptı. Ancak oğul Çakır, meslekte babasına büyük fark attı. Kariyeri boyunca iki Avrupa, bir Dünya Kupasında düdük çaldı. Şampiyonalar Ligi finalini yönetti. İlk Dünya Kupasında yer alan Doğan Babacan’dan sonra kupa tarihinde görev yapan ikinci Türk olarak adını tarihe yazdırdı.

Çakır dışında maalesef uluslararası arenada tanınan hakemimiz olmadı. Çakır da artık kariyerinin son yıllarında. Yaş haddinden uluslararası arenadan çekildiğinde, Türk hakemliğinde bir devir de kapanmış olacak. Gerçi Avrupa’da oldukça başarılı maçlar yöneten Çakır’ın Edirne sınırları içindeki performansı soru işaretleriyle dolu.

Futbolun kuralı belli iken, neden hakemlerimiz vasatın altında kalıyor? Bu soruya tek cevap vermek mümkün değil. Kulüp yönetimlerinden taraftarlara, basından ekran yorumcularına kadar birçok etken bulunuyor. Bilhassa üç büyükler aleyhine yanlış bir karara imza atan hakem hemen “istenmeyen adam” ilân ediliyor. Hakemler açıklandıktan sonra kısa bir sosyal medya turu yaptığınızda, karşınıza binlerce olumsuz mesaj çıkıyor. Keza, kulüp yönetimleri açıklamalarıyla hakemler üzerine baskı kuruyor. Ekran yorumcuları ise ayrı bir dert. Üç büyüklerin kontenjanından ekranda yer bulan isimler, fanatik taraftarların duygularını ekrana taşıma görevini üstleniyor. Spor medyası zaten yerlerde, anlatmaya bile gerek yok.

Saha ve hava şartları hakemlerin aleyhineyken sağ olsun hakemler de kendilerini eleştirenlerin ekmeğine yağ süren kararlar veriyor. Üzerinde durulması gereken konu, hakemler verdikleri kararlarda istikrarlı değiller. Belli bir standartları yok. Ortalama bir hakem flu alanlar için kafasında bir standart belirler, kararlarını verir. Hani spikerler Avrupa liglerinden maç anlatırken, “Bu pozisyonlara penaltı çalınmıyor” diyorlar ya, hakemler de standardını belirler, “Evet, bu hakem bu tür pozisyonlarda aynı kararlar veriyor” denir ve konu kapanır. Bırakın farklı maçları, bir maç içinde bile birbiriyle zıt düdükler çalınıyor. Formanın rengi kararı belirliyor. Bir de seyirci baskısı. Garip durum ise, en fazla korunan dört büyüklerin hakemlerden şikayetçi olması.

VAR uygulaması aslında hakemlerin işini kolaylaştırdı. Ofsayt, penaltı ve kırmızı kart gibi direkt sonucu etkileyecek kararlarda artık VAR devrede oluyor. Tartışmalı pozisyonu hakem, farklı açılardan izleyip doğru karar veriyor. Ofsayttan gol yeme artık tarih oldu. Keza penaltılar da çok daha adil. Ancak maç içinde VAR’a takılmayan pozisyonlarda hakemlerin adil olduğunu söylemek mümkün değil.

Trabzonspor – Fenerbahçe maçının hakemi Ali Şansalan’ın yanlış düdükleri küçük çaplı bir depreme sebep oldu. Önce MHK başkan yardımcısı Metin Tokat, ardından başkan Serdar Tatlı istifa etti. Hakemlikleri vasatın altında geçen isimlerin, emekli olduktan sonra hakemleri yöneten kurumun başına geçmesi ise ayrı garabet. Seçimle geliyorlar demeyin. Federasyon başkanının, resmen olmasa da fiilen atandığı ülkede MHK başkanın seçimle geldiğine inanmamızı beklemeyin.

Türk futbolunda son 20 yıllık süreçte MHK yönetimleri 14 kez değişirken 10 farklı isim başkanlık yaptı. Söz konusu süreçte 2000 yılından bu yana Bülent Yavuz, Sabri Çelik (2), Ufuk Özerten, Mustafa Çulcu, Hilmi Ok, Oğuz Sarvan, Yusuf Namoğlu (3), Zekeriya Alp (2), Kuddusi Müftüoğlu ve Serdar Tatlı başkanlık koltuğunda oturdu. Son 20 yıl MHK’yi yöneten başkanlardan Yusuf Namoğlu 3, Sabri Çelik ile Zekeriya Alp ikişer farklı dönemde görev aldı. Ağustos 2020’de göreve gelen Serdar Tatlı’nın ömrü sadece 14 ay sürdü.

Farkındayım, ülke deve misali doğru bir yeri bulunmuyor iken, futbolda düzen beklemek naiflik belki. Hiç olmazsa futbol gibi basit ve kuralları net olan oyunda standardı yakalayalım diyorum sadece. Futbolu bu halde olan ülkenin nasıl olduğunu hepimiz yaşayıp görüyoruz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin