Vakıfbank’ta bir temel fıkrası; Sadece Yerlikaya mı?

HABER-YORUM | ADEM YAVUZ ARSLAN

Eski milli güreşçi, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Hamza Yerlikaya’nın Vakıfbank Yönetim Kurulu üyeliğine atanması üzerine bankacılık uzmanı kaynağımı aradım.

Muhatabım uzun yıllar üst düzey görevlerde bulunmuş, bankacılık konusunda hatırı sayılır birikime sahip birisi.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Hamza Yerlikaya meselesini sorunca “ne biri ne biri hepsi hepsi” deyip ters yöne giren Temel’in hikayesini anlattı.

Fıkra bu ya, Temel İngiltere’ye gitmiş.

Araba kullanırken doğal olarak sağdan gidiyor ama normal trafik solda. Bu arada radyoda “ters yönde giden bir araç” anonsu geçince Temel kafasını camdan çıkartıp “ne birisi… hepsi ters gidiyor!” demiş.

Tecrübeli bürokrata göre durum tam da ters yöne giren Temel fıkrasındaki gibi. Çünkü yanlış olan sadece Hamza Yerlikaya’nın ataması değil. 

Önce uzun uzun ekonomi dünyasına dair prensipleri anlattı. 

Bankacılık sektörünün ne kadar hassa olduğunu, teknolojik gelişmelerle birlikte finans dünyasının teknik açıdan daha da karmaşık hale geldiğini, bu yüzden bankalarda üst düzey yönetim tarafından icra edilecek faaliyetlerin tecrübesiz kişilere bırakılmayacak kadar hayati olduğunu vurguladı. 

Bir başka ifadeyle hem mesleki eğitim hem de piyasa tecrübesi olmazsa olmaz. Bu durum dünyanın her yerinde böyle.

Gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere. 

Banka Yönetim Kurulları bankanın idare ve temsiliyle görevli en üst organ. Mevzuata göre bankanın en etkin ve verimli şekilde yönetilmesinden sorumlular. Bu yüzden 5411 sayılı Bankacılık Kanunu yönetim kurulu üyelerinin de ‘Banka Genel Müdürünün teknik özelliklerine’ sahip olması gerektiğini söylüyor. 

Kanunda açıkça yazdığı haliyle “genel müdür için öngörülen şartlar, yönetim kurulu üyelerinin yarıdan bir fazlası için de aranır.’ Yani yönetim kurulu üyelerinin yarıdan fazlasının genel müdürde aranan şartları taşıması gerekiyor. 

Peki banka genel müdüründe aranması gereken şartlar neler?

O da ‘Genel Müdür’ başlıklı 25.maddede belirtiliyor: “Banka genel müdürlerinin hukuk, iktisat, maliye, bankacılık, işletme, kamu yönetimi ve dengi dallarda en az lisans düzeyinde, mühendislik alanında lisans düzeyinde öğrenim görmüş olanların ise belirtilen alanlarda lisansüstü öğrenim görmüş olmaları ve bankacılık veya işletmecilik alanında en az on yıllık mesleki deneyime sahip olmaları şarttır”

Peki Vakıfbank’ta ne oldu ?

Girişte de söylediğim gibi mesele sadece Hamza Yerlikaya değil. 

Vakıfbank’ın resmi internet sitesinde yer alan ‘Yönetim Kurulu Üyeleri’ başlığını tıkladığınızda kurul başkanı ve üyelerin özgeçmişini görebiliyorsunuz. Ancak Yerlikaya hariç. 

Onun kısmı boş. Bu arada hatırlatalım, Hamza Yerlikaya’nın diploma sahteciliği suçlamasına muhatap olmuştu. 

Mevcut yönetim kurulu 9 kişiden oluşuyor. Az önce anlatmıştım; mevcut Bankacılık Kanununun 23’ncü maddesine göre yönetim kurulu üyelerinin yarısından bir fazlasının genel müdürde aranan niteliklere sahip olması gerekiyor.

Yani en az 6 yönetim kurulu üyesinin ‘öğrenim+10 yıllık bankacılık ve işletmecilik tecrübesi’ gerekiyor. 

Fakat yönetim kurulu üyelerinin özgeçmişini incelediğimizde durumun tam tersi olduğunu görebiliyoruz. Sadece 4 üye mevzuata uygunken 5 üye açıkça Bankacılık Kanununa aykırı olarak atanmış. 

Hem öğrenim hem de bankacılık/işletmecilik tecrübe şartını yerine getiren 4 üye şunlar;  Abdi Serdar Üstünsalih, Dr.Adnan Ertem, Şahin Uğur ve Serdar Tunçbilek. 

Devam edelim;

Öğrenim şartını yerine getirip 10 yıllık bankacılık veya işletmecilik tecrübesi şartını yerine getirmeyen 4 üye ise şunlar; 

Abdülkadir Aksu, Dr. Cemil Ragıp Ertem, Dilek Yüksel, Sadık Yakut… Bu 4 ismin de AKP’li ve bankacılık sektörüyle ilgileri olmaması yapılan atamanın ‘Ulufe’ olduğu iddialarını destekliyor. 

Son kategoride ise hem eğitim hem mesleki tecrübe şartını yerine getirmeyen üye olarak Hamza Yerlikaya var. Yerlikaya’nın tartışmalı Süleyman Demirel Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü diploması doğruysa bile yine de eğitim ve tecrübe açısından mevzuata uygun değil.

Yani açıkça yasaya aykırılık söz konusu. 

Erdoğan’ın Anayasayı tanımadığı, kanunları uygulamadığı bir ortamda AKP’li isimlerin kamu bankası yönetim kuruluna atanması çok mu, diyenler olabilir. 

Böyle bir durumda ‘durun’ demesi gereken bir kurum var; BDDK.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun bu kanun dışı atamaya ‘hayır’ demesi gerekiyordu. Ancak uzunca bir zamandır Saray’ın taşeronu haline gelen üst kurul, mevzuata aykırı yapılan bu atamaya ses çıkarmadı.

BDDK’nın onayı gereken bu atamalara BDDK’nın nasıl izin verdiği anlaşılabilmiş değil. 

Özetle, her şey arabasıyla ters yola giren Temel fıkrasındaki gibi. Liyakata göre atamaları çoktan geçtik de en azından kanunlara aykırı olmasaydı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin