Ümmetin Gaspçısı ve Peker’in Ailesi

YORUM | NEVİN ERDEM 

Peker günlük hayatımızı, alışkanlıklarımızı, ifadelerimizi iyice değiştirmeye başladı.

40 yaşın üstündekiler hatırlarlar. Kurtlar Vadisi’nin tanıtımında kullanılan bir ifade vardı: Kendi gününde, kendi saatinde… Dizi de perşembe günleri saat 20:00’de başlardı.

Şimdilerde “kendi gününde, kendi saatinde” başlayan Peker videoları hayatımıza girdi. Pazar sabahları saat 07:30’da yayınlanan videoları milyonlarca insan kahvaltısını dahi yapmadan izlemeye başlıyor. Kısa da değil; her bir video bir saatin üzerinde.

Sıcak ekmek kokusundan önce Peker’in sesi geliyor: Bugün vallahi hem güleceğiz, hem düşüneceğiz, diyor 9. bölüme başlarken.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Pazar sabahı saat yedi buçukta neye güleceğiz? Tabi ki ağlanacak halimize.

Ve tabi ki düşüneceğiz, zavallı yurdum ne halde, diye.

Kahvaltı öncesi başlanılan videoların izlenmesine ya kahvaltı sırasında devam ediliyor ya da konuşulanların yorumuna geçiliyor.

Kurtlar Vadisi’nde bir senaryo izliyorduk. Bu türü beğenenler açısından eğlenceliydi. Film izlenme rekorları kırıyordu.

Peker videolarında ise, bir mafya babası tepeden tırnağa yolsuzluğa, pisliğe batmış bir ülkeyi, “ümmetin liderliği” fantezilerinden “ümmetin gaspçılığı”na giden yolu anlatıyor. Kendi tabiriyle “masal değil”.

Peker’in sözünü ettiği ülke bizim ülkemiz, sözünü ettiği paralar bizim paralarımız, yani halkın.

Olmaması gerekenler ortada cirit atarken, olması gerekenler ortada yok. Peker’in iddialarını önce soruşturmaya sonra da gerekirse yargılamaya konu etmesi gereken ve böylelikle halka iddialarla ilgili adaletin gerçekleştirildiğini ya da gerçekleştirileceğini gösterme yükümlülüğünde olan yargı makamları ortada yok.

Ülkede yanlış giden bir şeyler varsa bunu halkın temsilcisi olarak halk adına araştırmakla, sorunları tespit etmekle, çözüme ulaştırılmasını takip etmekle yükümlü milletvekilleri ve Meclis ortada yok. Muhalefet tatlı sularda…

Halk ise, organize olarak kendi haklarını korumaktan uzak bir “kalabalık” görünümünde.

Güçler ayrılığı sistemindeki üç ayak yasama, yürütme ve yargı Türkiye’de allak bullak olmuş, çürümüş durumda. Peker üç ayaklı tripodu ve bir kamerası ile bu çürümeyi, kokuşmayı gözler önüne seriyor.

Modern demokratik toplumlarda bu klasik üç erke dördüncü erk olarak eklenen, hatta etkinliğine referansla birinci güç olduğu da belirtilen medya, Peker’in 9. videosunda ana konulardan birisi.

Yandaş medya, havuz medyası ve iktidar medyası tabirleri Türkiye’de medyanın önemli ölçüde iktidara bağlı olduğunu ifade etmek için uzun bir zamandan beri kullanılan kavramlar.

Peker Kanal D, CNN, Hürriyet gibi medya organlarının iktidar tarafından nasıl ele geçirildiğini anlattı. Demirören tarafından Ziraat Bankası’ndan alınan kredilerin hiç ödenmediğini, zira Demirören’in bu medya organlarının asıl sahibi olmadığını, göstermelik olarak bu işlemlerin yapıldığını, tüm bu medya organlarının iktidara ait olduğunu belirtti.

Medyanın ele geçirilmesi, iktidar açısından en stratejik hamlelerden birisiydi. Halk açısından ise, tarafsız olmayan bir medyaya mahkûm olmaktan daha ağır bir ceza olamaz.

Evet, medya halkın ne düşünmesi gerektiğini dayatamaz. Ancak, ne hakkında düşünmesi gerektiğini, yani gündemi çok rahat belirler.

Ülkede ekonomik kriz nedeniyle intihar eden esnaflar ve işçiler, Şenyaşar Ailesi’nin adalet arayışı, çıplak aramalar, askerler tarafından helikopterden atılan köylüler, kaçırılmalar, cesedi buzdolabında saklanan veya Meriç’ten geçerken boğulan ya da  cezaevinde büyüyen çocuklar, 15 Temmuz’da aslında ne olduğu, Suriye’de IŞİD’e giden silahlar, Venezuela-Türkiye kokain hattı, Kanal İstanbul çevresinde Katarlıların arazi alımları, 128 milyar doların kaybolması, ekonominin iflasa doğru yol aldığı gibi konular konuşulmuyor.

86 yıllık rüyanın gerçekleştiği sloganıyla Ayasofya’nın camiye çevrilmesi, Starship ile Ay’a yolculuk başlayacağı, Karadeniz’de Türkiye’nin 20 yıllık, Tekirdağ’da ise 5 yıllık  ihtiyacını karşılayacak doğalgaz bulunduğu, mavi vatan rüyaları, terörle (!) mücadeledeki başarılar,  “ekonomi öyle bir atağa kalkacak ki, Almanya’sı, Fransa’sı, ABD’si çatlayacak patlayacak” seviyesizliğiyle yürütülen Süleyman Soylu mitingleri, Mesut Özil’in Türkiye’ye dönmesi, güya kritik eşiğe gelen ama bir türlü başlamayan dev (!) projeler medyada temel gündem olarak konuşuluyor.

Gerçek gündem ile iktidar medyasının gündem yaptığı konular arasındaki fark, Türkiye’de iktidarı belirleyen şeydir. Sürekli iktidar medyası tarafından gündeme getirilen konular etrafında konuştuğunuzu, düşündüğünüzü düşünün. Ele alınan gündemlerle ilgili o medya ile aynı yönde düşünmeseniz dahi, zihninizin sürekli o gündemlerle meşgul edilmesindeki vahameti hayal edin.

Medyanın neredeyse tamamını oluşturan yandaş medyanın gündemi ile gerçek gündem arasındaki bu farkın büyüklüğü, aynı zamanda Sedat Peker’in videolarındaki izlenme oranlarının birkaç saat içinde milyonlara ulaşmasının da nedeni.

Milletvekillerinde dolayısıyla yasama organında, hakim ve savcılarda dolayısıyla yargıda, AKP teşkilatlarına dönen kamu otoritelerinde dolayısıyla yürütmede ve medyada aradığını bulamayan kalabalıklar, Peker videolarıyla gerçek gündemi yakalamaya çalışıyorlar.

“Peker videosunu izleyen kalabalıklar” ifadesini özellikle kullanıyorum. Zira ortada ne yasamayı, ne yürütmeyi ne de yargıyı harekete geçirme gücüne sahip, baskı unsuru olabilecek organize bir kitle yok. Nitekim, Peker dokuzuncu videosunu yayınladı ve  birinci videosunun üzerinden bir aydan daha uzun bir süre geçmesine rağmen, etkin bir şekilde harekete geçmesi gereken hiçbir makam ya da kişi harekete geçmedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeğeninin eşiyle telefon görüşmesini yayınlarken attığı tweet’te Peker “Biz hepimiz aileyiz, her suçta beraberiz” yazdı.

Peker bize ailesini tek tek tanıtıyor; aile değerlerini (!) anlatıyor. Bir “pislik” varsa, ben en az pis olanım, diyor.

Kurtlar Vadisi tam 399 bölüm sürdü. Peker’in kaç video yayınlayacağı belli değil.

İnsanlık ailesinin ortak değerleri etrafında birleşemeyen, entelektüelleri dahil olmak üzere, herkesin kendi mahallesine sahip çıkıp, en küçük bir karşılaşmada öbür mahallelinin günahlarını saymaya başladığı, diğerini yok saydığı, ötekileştirdiği bir ülkede, Peker 9 değil, 399 video çekse dahi “kalabalıkların” bir arpa boyu yol alamayacağı ve “Peker’in Ailesi”nin değerleriyle yaşamaya devam edeceği açık.

2 YORUMLAR

  1. Yazınızı çok beğendim. Yalın, düzgün ve etkili bir yazı olmuş. Yazılarınızla çok faydalı olacağınızı düşünüyorum. Umarım yazmaya daha çok ağırlık verirsiniz. Yazılarınızın devamını bekliyorum. Teşekkürlerimi sunuyorum.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin