Uluslarası Af Örgütü’nün Türkiye araştırması: ‘Yüzde 62,6 temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlandığını hissediyor’

Uluslararası Af Örgütü’nün 10 Aralık İnsan Hakları günü nedeniyle Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi ile birlikte hazırlamış olduğu ‘İnsan Hakları Algısı Araştırması’nı yayınladı.

Araştırmaya katılanların yüzde 52,4 ‘Türkiye’de insanlar düşüncelerini özgürce ifade edebiliyor mu? sorusuna ‘hayır’ cevabı verdi. Çalışmaya katılanların yüzde 62,6 ‘temel hak ve özgürlüklerinizin kısıtlandığını hissediyor musunuz? sorusuna ‘evet’ cevabı verdi.

Araştırmaya göre, Türkiye’de halkın yüzde 75,3’ü istenen konuda barışçıl protesto ve yürüyüş düzenleyebileceğini düşünürken, yüzde 31,2’ye göreyse bir kişi gözaltına alındıysa suçludur.

Uluslararası Af Örgütü Kampanyalar ve İletişim Direktörü Tarık Beyhan, araştırmaya katılanların yüzde 75,3’ünün ‘istenen konuda barışçıl protesto ve yürüyüş düzenleyebileceğini düşünse de fiili durumun farklı olduğuna dikkat çekiyor.

‘‘İnsanların ifade hürriyetlerinin toplanma özgürlüklerinin önünde çok ciddi engeller var Türkiye’de. En basitinden bu hafta onu yaşanan ‘Las Tesis’ dansı etkinliği. Bütün dünyada yapılan aynı sözlerle yapılan dansın içindeki sözleri, suç olarak tespit edip polisin normalde uyması gereken kurallara uymayarak insanların gözaltına aldı. İnsanlar devletten de korkuyor bu konuda.’’

28 ilde 2651 kişiyle yapılan ankette başka çarpıcı veriler daha var.

Twitter ve facebook ügibi sosyal medya platformlarında fikirlerini rahatça ifade edebildiğini söyleyenler yüzde 38,4 iken ‘başkasının hakkını savunmak için herhangi bir kampanya, protesto ve faaliyete katıldınız mı?’ şeklindeki soruya araştırmaya katılanların sadece yüzde 18,3’ü ‘evet’ yanıtını vermiş.

Beyhan: ‘‘Türkiye’de insan hakları ile ilgili hassasiyet var’’

Uluslararası Af Örgütü Kampanyalar ve İletişim Direktörü Tarık Beyhan, bu verinin kendisini en çok üzen sonuç olduğunu söylese de insan haklarına bakıştaki genel eğilimin geçmiş yıllara göre pozitif seyir içinde olduğu kanısında.

VOA Türkçe’den Hilmi Hacaloğlu’nun sorularını yanıtlayan Beyhan, ‘‘Beni en fazla çarpan şey insan haklarına dair Türkiye toplumunun bir hassasiyetin olması. Türkiye’de her konuda çok kutuplaşmış bir toplumdan bahsediliyor olsa da bu hassasiyet bütün partiler arasında ve ideolojiler arasında eşit olarak dağılıyor. Dünyanın çoğu yerinde birçok sıkıntı var insan hakları ile ilgili. Türkiye’de son bir iki yıldır özellikle insan hakları alanında çok ciddi insan hakları ihlalleri var. Adil yargılanma hakkının tamamen neredeyse ortadan kalktığı bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Fakat bununla birlikte hala bize umut veren şeyler de var. Örneğin yakın zamanda Barış Akademisyenleri, Anayasa Mahkemesi’nin kararı sayesinde serbest bırakılabildiler. Şu an yargılamalar sürekli beraatlerle sonuçlanıyor’’ dedi.

Öney: ‘‘Devleti kendilerini koruyan güçlü bir devlet olarak görüyorlar ama güçlü devlet eşittir ceberrut devlet değil’’

Araştırmacı Sezin Öney ise ‘polisin gözaltına aldığı suçlulara şiddet uygulama hakkı vardır’ diye düşünenlerin yüzde 15,6, ‘polisin vatandaşa vurma hakkı vardır’ sorusuna olumlu yanıt verenlerin yüzde 16,4’te kalırken bunlara karşı çıkanların yüzde 75’ün üzerine çıkmasının dikkati çekici olduğunu söylüyor.

VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Öney, ‘‘Polisin şiddet uygulamasının kabul edilemez bir şey olduğu, sebep ne olursa olsun kabul edilmez bir şey olduğu ile ilgili bir bilinç var. Bu oldukça önemli bir şey bu bilinç. Devletle halkı karşı karşıya getiriyor da değil. İnsanlar başlarına bir şey geldiğinde bir hak ihlali söz konusu olduğunda ilk gittikleri adres polis veya güvenlik güçleri. Devleti kendilerini koruyan güçlü bir devlet olarak görüyorlar ama güçlü devlet eşittir ceberrut devlet değil; kendilerine kol kant geren, haklarını aramaya yardımcı olan devlet’’ diyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 82,6’sı ‘davaların uzun süre sonuçlanmamasını bir insan hakları ihlali olarak değerlendirirken Türkiye’de yaşayan herkesin kanunlar karşısında eşit haklara sahip olması gerektiğini düşünenler yüzde 82,9.

Bu verileri önemli bulan Sezin Öney, araştırmanın kapsamı dışında kalmakla birlikte Suriyeli sığınmacılara karşı artan ayrımcılığın altını çiziyor.

Öney, ‘‘İnsanların yüzde seksen beş davaların uzun sürmesinin bir hak ihlali olduğunu düşünüyorlar. İnsanlar birçok alanda sorun yaşıyor yargıyla. Yargı eğer felç olursa, kamuoyunda böyle düşünülürse adalete güvensizlik olursa toplumun dokusunun erimesine yol açar. Hukukun ortadan kalkması demek bu ciddi bir kriz alanı. Ayrımcılık konusuna baktığımda ben özellikle Suriyelilerin çok müthiş mesele olduğunu görüyorum. Bu araştırma kapsamında yoktu ama diğer tüm veriler ve araştırmalar Suriyelilerin konusunda toplumda ayrımcılık olduğunu gösteriyor. Her şey toz pembe değil, öyle olmayan veriler de var elbette’’ diyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin