Tüy dikmede rekor kırıldı!

YORUM | MAHMUT AKPINAR 

Türkçede “üzerine tüy dikmek!” diye bir deyim var. Kötü olan bir şeyi daha da kötü yapmak, berbat etmek anlamına geliyor. Başka bir deyimle açıklamak gerekirse “hacetini yaptıktan sonra sıvamak” demek. Deyimin hikayesi nedir diye Google’a sorduğumda karşıma yakın zamana kadar tüy dikicilere alkış tutan, ama şimdilerde çark etmeye çalışan Ahmet Taşgetiren’in bir yazısı çıktı. 

Taşgetiren yazıyı 28 Şubat sürecinde vuku bulan skandal olay üzerine yazmış ve olayın 28 Şubatçıların zulümlerine tüy diktiğini ifade etmiş. Ölümcül bir hastalığı olan 71 yaşındaki Medine Bircan’ın tedavisi için sağlık karnesinde başı açık fotoğraf istenir, hastaneye alınmaz. Oğlu tedavi ettirebilmek için anasına peruklu sağlık karnesi hazırlar. Ama Medine ananın ömrü yetmez, vefat eder.

Konumuz Ahmet Taşgetiren değil. Ama 28 Şubat’ta bile böyle yazılar yazabilen yazarın hapishanelerin başörtülü, eğitimli, dindar hanımlarla dolduğu, tesettürlü hanımlara, dindar beylere tecavüzlerin olduğu bu dönemde, önce zalimlere tam destek verip, bugünlerde kıvırmaya çalışmasını tam bir ahlaksızlık, ilkesizlik ve iki yüzlülük olarak tespit etmek gerekiyor.

Cumhuriyet döneminin en büyük zulümlerinden birinin yaşandığını bildiği halde, zalime kibar kibar konuşan, ama mazluma aslan kesilen, zalimin ağzıyla masumlara iftiralar atan bu güç yalakasına, din istismarcısına, iki laf etmesem yüreğim soğumayacaktı.

Bu dönemde susmayı erdem görenlerdenim. Herkesten Ahmet Altan olmasını beklemiyoruz. Nitekim zalime karşı durmaya cesaret edemeyen ama mazluma da vurmayıp susan çok kimse var ve onları anlıyoruz. Lakin zalimin sözcüsü, kalemşörü olup yazanların, konuşanların elinde kan var. Dünyada ve ahirette verecekleri hesap var. Zulüm düzeninin parçası olup devranın dönmeye başladığını görünce vicdan yapanlardan ise midem bulanıyor.

Bunları yazmayı tasarlamamıştım. Ama yıllarca Taşgetiren’i “adam” sanıp okumuş, saygı duymuş birisi olarak bu adamın bende oluşturduğu inkisarı paylaşmak istedim.

Ahmet Taşgetiren 2002 tarihli yazısında “tüy dikmek” tabirini şöyle açıklıyor: “Eskiden adamın biri panayırda bir çadır kurmuş, içine de büyük abdestini yapmış. İşin garibi üzerine de bir tüy dikmiş. Sonra çadırı ziyarete açmış. Herkes panayırdaki çadırları dolaşıyor, seyrediyor, alış verişler yapıyormuş. Sıra bu çadıra gelince insanlar “Ne var bu çadırda?” diye merakla göz gezdirdiklerinde ortada yığılmış bir pisliği görüyorlarmış. Ve hemen hayretle ilk tepkilerini dile getiriyorlarmış: “Adama bak, bir de üzerine tüy dikmiş!”

AKP iktidarı memleketin her taşına, her köşesine (afedersiniz) büyük abdestini yaptı ve üstüne de tüy dikti. Münhasıran son 8-10 yılda kirletmediği alan, mundar etmediği etmediği iş kalmadı. “Bu da olmaz, olamaz!” diyeceğimiz her şeyi yaptılar. Sonra da bütün utanmazlıklarıyla tuhaf açıklamalar yapıp insanları ahmak yerine koydular. 

“Bu da mı oldu?” diyeceğimiz şeyleri kayda geçirsek ansiklopedi olur. Hemen aklıma gelenlerinden bazıları:

— Doğurmak üzere olan kadınları yatağa kelepçeleyip doğumun olduğu aynı gün bebekleriyle birlikte cezaevine gönderdikleri vaka sayısı yüzlere ulaştı. 

— “Cami yaptıracaktık!” dedikleri rüşvet paralarını bavullara doldurup milletin gözü önünde sürükleyip götürdüler. 

— Bakanları, bürokratları rüşvete bağlayıp illegal işlere bulaştıran Reza’ya Türk bayrağı önünde ödül verip “hayırsever!” ilan ettiler. 

— Çocukları koruması gereken bir hanım bakan 45 çocuğa tecavüz vakasına “Bir kere yaşanmış bir olay” dedi ve olay örtüldü. 

— Rejim Müftüsü Hayrettin Karaman dünyayı sarsan rüşvet soruşturmalarından sonra çıkıp “rüşvet hırsızlık değildir” fetvası verdi. 

— Vergisini veren esnafın malına mülküne çökerken, milletin “a..a koyan” müteahhidin vergi borçlarını defalarca sıfırladılar. 

— Anayasayı korumak ve uymak için yemin eden Cumhurbaşkanı, yasa-anayasa ihlali yapmanın ötesine geçti ve bunu ekranlar önünde alenen ifade etti. 

— Vatan, millet, bayrak diyen bu çıkarcılar “seçim kazanacağız” diye Osman Öcalan’ı TRT’ye çıkarıp konuşturdular. 

— Bunlar Kemal Kurkut’u vuran polisi suçsuz bulup, fotoğraf çeken gazeteciyi mahkum ettiler.

— Bunlar helikopterden atılan köylülerle ilgili soruşturma dahi açmayıp, haber yapan gazeteciyi 20 yılla yargıladılar.

— Bunlar 25 yıl İstanbul’u yönetip “dikey yapılaşma”dan “betonlaşma”dan şikayet eden yüzsüzler.

— Bunlar masum insanları hapislere doldurup sonra suçu yargıçlara atan, üstüne pişkin pişkin yargı reformundan bahsedenler. 

— Bunlar ana muhalefet liderini yumruklayan inek hırsızını kahramanlaştırıp elini öpenler.

Bankaya para yatıran, çocuğunu okula gönderenler hapiste tutulurken Alaattin Çakıcı gibi katillerin, hırsızların afla çıkarılması da adaletsizliğe tüy dikti. İktidar ortağı Bahçeli’nin yetinmeyip Çakıcı’yı “dava arkadaşı” ilan etmesi, Erdoğan’ın susup Emine Hanım’ın konuşması herkesi şaşırttı.

AKP’nin hacetini sıvamasını, yaymasını ve bununla iftihar etmesini kanıksamıştık. Ama tüy dikme vakalarında geçen müthiş bir sıçrama oldu, uç bir rekor kırıldı. Haber Aydın’dan geldi. Bir vatandaş Çakıcı’ya “yavşak” dediği için evi basılarak tutuklandı.

Erdoğan’a hakaretten on binlerce kişiye dava açıldığını ve yüzlerce insanın tutuklandığını biliyoruz. Devlet memuruna “gık” diyenin hapse atılmasına, polise kimlik soranın dayak yemesine alıştık. Emine hanımın çantasına, Bilal oğlanın tapelerine yayın yasağı getirilmesini normalleştirdik. Zira onlar aileden, vasıfsız da olsalar Erdoğan’ın yakınları.

Ama Alaattin Çakıcı gibi çocuğunun önünde karısını öldürtmüş, Erdoğan, Bahçeli dahil çok kimseyi tehdit etmiş, herkese racon kesen bir mafya liderine hakaretten ev basarak adam tutuklamak tüy dikmede büyük ilerleme olarak kayıtlara geçti!

Bu kadarı, psikopat diktatör İdi Amin’in Uganda’sında dahi olmamıştır.

1 YORUM

  1. çakıcı gibi bir kriminalin itibar görmesi ülkeyi yönetenlerin seviyesini çok açık bir şekilde gösteriyor. Bir başka ifade ile bunların çakıcı kadar adam işte anlayana.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin