Türkiye’de kutuplaşma ve ortaklaşma alanları neler?

YORUM | YAVUZ ALTUN 

Türkiye’de Kutuplaşmayı Azaltmaya Yönelik Stratejiler ve Araçlar Projesi’nin (TurkuazLab) 2020 yılında yaklaşık dört bin kişiyle görüşerek hazırladıkları Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması, bir kez daha (2015 ve 2017’de de çalışma yayınlandı) Türkiye toplumunun ortak yaşama iradesinin ne kadar düşük ve siyasi görüşlerin ise kimliklerle sıkı sıkıya bağlı olduğunu gösterdi.

Raporun “Sosyal Mesafe” başlıklı bölümünden bazı rakamlar aktarayım hemen. Her parti taraftarının, bir de kendisine en uzak hissettiği parti var. Ülke genelinde en uzak hissedilen parti, yüzde 39,8’le HDP. Onu yüzde 22,8’le AKP izliyor. CHP için yüzde 14,2 ve MHP için de yüzde 8,1 “en uzak parti” tanımlaması yapmış.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Bununla birlikte, “öteki parti” ile ilgili “Çocuğumun o partinin taraftarlarından biriyle evlenmesini istemem” diyenlerin oranı yüzde 75’e yaklaşıyor. Öteki partiden biriyle iş yapmak istemeyenler yüzde 72, çocuklarının farklı görüşte biriyle arkadaşlık etmesini istemeyenler yüzde 66, komşuluğa dâhi yanaşmayanlar ise yüzde 60,8 oranında.

Hemen herkes (neredeyse yüzde 80 oranla) kendi partisini “vatansever, ülkesi yararına çalışan, onurlu, açık fikirli, zeki ve cömert” görürken, öteki tarafı ise, “kibirli, bağnaz, zalim, bencil, ülkeye tehdit oluşturan ve ikiyüzlü” görüyor. Bunun yanında, öteki partilerin en olağan siyasî aktiviteleri olan yürüyüş ve toplantı düzenleme ya da bildiri dağıtma gibi eylemlere ise “soğuk” yaklaşılıyor.

Bu arada görüş ayrılığına en fazla yol açan konular yüzde 34,3 ile 15 Temmuz darbe girişimi, yüzde 32,3 ile Kürt Sorunu, yüzde 30 ile başkanlık sistemi geçiş ve yüzde 22,3 ile Gezi protestoları. İktidarın bir “kurucu mit” olarak lanse etmeye çalıştığı 2016’daki darbe girişiminin toplum tarafından anlatıldığı şekliyle kabul edilmemesi, önemli bir gelişme. Bunun birincil sorumlusu da iktidarın kendisi. Çünkü 15 Temmuz’un etinden, sütünden, yününden ve tüyünden faydalanmaya çalıştıkça, elini açık ediyor.

Araştırmanın dikkat çektiği bir başka nokta şurası: İnsanlar giderek yankı odalarına hapsoluyor, yalnızca kendisi gibi düşünen kimselerle sosyalleşiyor ve kamusal alanda, tanımadıklarının olduğu yerlerde, fikirlerini açıkça ifade etmekten çekiniyor. Mesela hükümetin yargıya müdahalesi konusundaki bir tartışmaya Facebook’ta katılacağını belirtenlerin oranı yüzde 22, Twitter’da katılacağını söyleyenlerin oranı ise yüzde 19. Araştırmaya katılanların yüzde 80’i ise yakın çevresinin kendisiyle aynı görüşte olduğunu ifade ediyor.

Bu arada toplumun haber alma kaynaklarında geçmiş yıllara göre büyük bir değişiklik görülmüyor. Televizyon hâlen yüzde 74,3 ile ilk sırada. Bu da, son Olay TV hadisesinde de görüldüğü üzere, iktidarın bilhassa televizyon kanalları üzerine yoğun baskı kurmasının sebebini açıklıyor. İddiaya göre, Olay TV’nin ipini çeken gelişme, HDP’nin Meclis toplantısını canlı yayınlamaları. Bu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın örmeye çalıştığı duvarın hangi manzarayı saklamaya yönelik olduğunu gösteriyor.

“Yalan (yanlış) haberle karşılaştınız mı?” sorusuna ise, iktidar taraftarları “muhalif kanallarda karşılaştım” derken, muhalifler de “iktidar kanallarında karşılaştım” cevabı veriyor. Zaten post-truth yarılmasının özü de burası. Her kesim kendisini doğru, karşı tarafı yanlış kabul ediyor ve “objektif gerçeklik” ya da “üzerinde uzlaşılan gerçeklik” diye bir şeyden neredeyse artık bahsedemiyoruz. Bununla birlikte sosyal medya kullanıcılarının yüzde 60’tan fazlasının burada siyasî görüşlerini paylaşmayacağını söylemesi de manidar.

Bu kutuplaşmaya rağmen, hissedilen bir takım ortaklıklar da yok değil. Ülkenin en önemli sorunu olarak neredeyse katılımcıların yüzde 50’si ekonomi-işsizlik cevabı vermiş. Yüzde 46,8 enflasyon (fiyat artışları), yüzde 14,9 da fakirlik demiş. İktidarın bu konuda hâlen adım atamaması, bırakın adım atmayı gündemi bile değiştiremiyor oluşu, muhalefetin “İlk seçimde gidecekler” söylemini haklı çıkaracak gibi duruyor. Nitekim AKP içinde bile azımsanmayacak bir oran, gidişatın kötü olduğunun farkında.

Katılımcılara “Başka bir ülkeye yerleşmek istiyor musunuz?” sorusu da yöneltilmiş. HDP’lilerin yüzde 43,5’i olumlu cevap vermiş. Onu yüzde 31’le CHP’liler izliyor. Bütün partilerin ortalaması alındığında ise katılımcıların yüzde 21’i yurtdışında yaşamayı arzuluyor. Elbette bu arzu yeni yerler görmek, yeni kültürler tanımak için değil. Ülkedeki durumun giderek karamsar bir hâl almasıyla yakından ilişkili. Nitekim yurt dışına gitmek isteyenlerin yüzde 63’ü daha iyi iş imkânları arıyor, yüzde 25’i ise Türkiye’de gelecek göremiyor.

Peki, Türkiye’yi ne birleştirebilir? Hayret edeceksiniz ama dış politika konularında ortaklaşmak mümkün olmuş. Türkiye’nin en büyük müttefiki Azerbaycan, en büyük tehdit ise açık arayla ABD olarak görülüyor. Düşünün ki HDP’lilerin bile neredeyse yüzde 40’ı ABD’yi tehdit olarak görüyor. Buna rağmen AB’ye üyelik konusunda Millet İttifakı ve HDP’nin müspet tavır göstermesi önemli. 2000’li yılların başında AB karşıtı tutumla öne çıkan muhalefetin, şimdi AB rotasını benimsemesi önemli.

Ancak çalışmanın “Sevr Sendromu” dediği ve “Batılılar ülkemizi parçalamak, işgal etmek için çabalıyor” şeklindeki bilinçaltı ezberin tekrarlandığı da görülüyor. Mesela katılımcıların yüzde 80’e yakını Avrupa’nın PKK’ya doğrudan yardım ettiğini düşünüyor. Yüzde 66’sı, Avrupa’nın “Haçlı ruhuna” sahip olduğu görüşünde. Bu sendrom AKP ve MHP’de yükselse de, CHP ve İYİ Parti’de de azımsanacak gibi değil. Aslında bu durum, “ortaklaşma” alanlarının keşfinde bir anahtar işlevi de görebilir.

Türkiye vatandaşlarının dış dünyayla ilgili bu çarpık algısı, özünde kendisine dair sınırlı bilinciyle ilişkili. Kendi kimliğini ne kadar çok mitler üzerinden kurgularsa bir insan, dışarıya karşı o kadar düşük özgüvenli hâle geliyor. Çünkü içten içe, o efsanelerin dışarıya anlatılamayacak şeyler olduğunun farkında. Türkiye elitleri, propagandaya son verip oturup adam akıllı neyin ne olduğunu konuşmadıkça, Türkiye’nin kendi içinde de, dünyada da işi zor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin