Türkiye, demokrasiyi esir aldı

YORUM | JØRGEN LORENTZEN*

Türkiye, gün geçtikçe daha da haydut bir devlet olma yolunda ilerliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2016’daki şüphelerle dolu olan darbe girişiminden bu yana, elindeki gücü iyice pekiştirdiği görünüyor. Kendi halkını kontrol altına alma konusunda Vladimir Putin’den geri kalır tarafı yok.

Erdoğan, tüm üniversite ve yüksek okulları kontrol altına almayı, seçilmiş belediye başkanlarını ve boşalan yerleri kendi istedikleriyle doldurmayı başardı. Şu an neredeyse tüm yazılı ve görsel medyayı da kontrolü altına almış durumda. Ayrıca sosyal medyayı da boğmak üzere yeni kanunları uygulamaya soktu.

Türk kadınları için hayati değer taşıyan, ve Türkiye’nin de imzalayan ilk ülkeler arasında olduğu İstanbul Sözleşmesi de Erdoğan tarafından feshedildi. Erdoğan’ın üzerine çizgi çektiği İstanbul sözleşmesinin feshiyle birlikte aynı hafta birçok kadın öldürüldü. CNN’in verdiği bilgilere göre Türkiye’de öldürülen kadın sayısı 2021 yılının mart ayında 80 kadına ulaşmıştı. 2020’de toplamda 300 kadın öldürüldü.

İNSAN KAÇIRMALAR

Türkiye’nin uluslararası sularda faaliyet gösterme şekli son dönemde çok ciddi bir konu. Freedom House’un bir raporunda, Türkiye’nin 2014’ten bu yana dünyada en çok kaçırma eylemi gerçekleştiren ülke olduğu ve hükümetin 2016’daki darbe girişiminden sonra 116 kişiyi ülkeye getirdiği belirtiliyor. Bunlar Azerbaycan, Moldova, Kosova, Ukrayna, Pakistan, Malezya, Gabon ve Kenya gibi ülkelerden ve şimdi muhtemelen Kırgızistan’dan kaçırılanlar.

Kaçırılanlar, Erdoğan’ın darbe girişiminin arkasında olduğuna inandığı Fethullah Gülen’in destekçileri. Cumhurbaşkanı kendi ülkesinde büyük bir tasfiye gerçekleştirdi ve birkaç yıl boyunca Gülen taraftarlarını ömür boyu hapsedildikleri ve işkence gördükleri Türkiye’ye, yani “eve getirdi”.

1 Haziran’da Kırgızistan’ın Bişkek kentinde Türkçe öğretmeni Orhan İnandi evinden kayboldu. Erdoğan’ın Gülen tarafından kurulduğunu iddia ettiği Türk-Kırgız Sapat Okulu’nun müdürüdür ve 1995’ten beri Kırgızistan’da görev yapmaktadır. İnandı, 2002 yılında “Kırgız Cumhuriyeti’nin Eğitimde Mükemmellik” unvanını ve beraberinde bir onur diploması aldı. ülkedeki eğitim sisteminin iyileştirilmesine yaptığı katkılar ortada.

İnandi henüz ortaya çıkmadı. Eşi ve avukatı, Türk büyükelçiliğinde gizli tutulduğunu iddia ediyor, ancak henüz doğrulanmadı. Twitter’da yayınlanan bir filmde, Bişkek’te büyükelçilikten ayrılmaya çalışan bir araba görüyoruz: Protestocular arabanın yolunu kapatıp bagajda ne olduğunu sorduklarında, arabayı çevriliyor ve elçilik binasına geri dönüyor.

Cenevre’deki Uluslararası İnsan Hakları Savunuculuğu Derneği, kaybolmayı Kaşıkçı davasına benzetiyor ve benzer nitelikte olduğunu söylüyor.

Türkiye şimdiye kadar Batı ülkelerinden herhangi bir adam kaçırma girişiminde bulunmaya cesaret edemedi, ancak hem İsveç’te hem de Norveç’te Türklerin izlendiği veya Türk rejimine muhalif listelerin yapıldığı vakalar oldu. Son beş yılda, Türkiye tarafından 2,000’den fazla kişiye sığınma hakkı verildi.

MAFYA BABASINDAN ŞOK AÇIKLAMALAR

Son haftalarda Türkleri en çok şok eden şeylerden biri de eski mafya babası Sedat Peker’in yayınladığı Youtube videoları dizisi. Bu videolarda başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere iktidarda bulunan birçok isme ağır suçlamalarda bulunuyor. Peker, cinayet emirlerini, Kolombiya’dan Türkiye’ye kokain kaçakçılığını, Türkiye’deki para nakillerini ve memur maaşlarını anlatıyor.

Bugüne kadar bu videolar yaklaşık 80 milyon kişi tarafından izlendi ve Türk televizyonundaki tüm programlarda sıcak bir konu. İçişleri Bakanı dışarı çıkıp kendini savunmak zorunda kaldı ve kesin olarak her şeyin tamamen yalan olduğunu iddia ediyor.

Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisi dışarı çıkıp içişleri bakanını desteklemek zorunda kaldı. Parlamentodaki kürsüden, “Suç çetelerinin üyeleri dünyanın neresinde saklanırlarsa saklansınlar peşlerine düşeceğiz” dedi.

Bu ağızda kötü bir tat bırakıyor çünkü zaman zaman suç çetesi olarak bahsettiği Fethullah Gülen’in takipçilerini nasıl kaçırdığını da ima ediyor. Cumhurbaşkanı için artık ne ahlaki ne de olgusal sınır var.

DEVLET SİLAH KAÇAKÇILIĞI VE CİNAYET

Sekiz numaralı videoda Peker, Türk istihbarat servisinin (MİT) Suriye’deki İslamcı örgüt El Nusra’ya yapılan silah kaçakçılığının arkasında olduğu yönündeki haberini doğruluyor. Bu haber, Cumhuriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın önce hapse atılması, ardından ülkeyi terk etmek zorunda kalması için çıkış noktası oldu.

En güçlü suçlamalardan biri de Erdoğan’ın partisinden Milletvekili Tolga Ağar’a yönelik. Peker, Ağar’ın Mart 2019’da 18 yaşındaki Yeldana Kaharman’ı tecavüz edip öldürdüğünü söylüyor. Kaharman’ın ölümü intihar olarak kayıtlara geçirildi ve soruşturma açılmadı, ancak o sırada öldürüldüğüne dair iddialar da vardı. Şimdi mafya babası cinayeti doğruluyor.

Sedat Peker’in nerede saklandığı belli olmasa da çoğu kişi onun Dubai’de olduğuna inanıyor, ancak MİT’in uzun kollarının ona ulaşamaması için farklı yerlerde yer değiştiriyor. Peker’in şimdi Erdoğan’ın yandaşlarını hedef almasının nedeni, bu yıl nisan ayında çetesinin polis tarafından basılmış olması. Karısı da kendi evinde bu esnada tatsız durumlara maruz bırakıldı. Mayıs ayında Youtube’da ilk videoları canlı olarak yayınlamaya başladı.

GERÇEĞİN ANI

Erdoğan ve Peker eski müttefiklerdi ve Peker Türkiye’deki tek mafya babası değil. Çok sayıdaki mafya ve hükümet arasında yakın bir bağ olduğu biliniyor.

Türklerin bu süreci heyecanla takip etmesi anlaşılır bir şey. Erdoğan ve Soylu’nun ufukta tehditkar bir gölge olarak algılanabilecek bir şeye hakaret etmesi de anlaşılabilir. Türkiye’deki mafya muhtemelen ülkedeki karanlık ekonomik ve siyasi meselelerin çoğuna dair fikir sahibidir.

14 Haziran’da Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkan Joe Biden ile görüşecek. Peker, o zamandan beri birkaç videoda yakında Erdoğan hakkındaki gerçeği de söyleyeceğini iddia etti. Son filmde Biden ile görüşme sonrasına kadar bekleyeceğini söylüyor. Türkler heyecanla bekliyor.

* ‘Allah’ın Lütfu’ (A Gift From God) isimli 15 Temmuz belgeselinin yapımcısı Jørgen Lorentzen’in NATO zirvesi öncesi Norveç’in Aftenposten Gazetesi’ne yazdığı yazının tercümesidir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin