Türkiye: bir garip ülke

YORUM | Prof. Dr. MEHMET EFE ÇAMAN

Türkiye. Bir garip ülke! Sosyal adaletsizlikler var, ama bir sol parti yok. Temel haklar ve özgürlükler dünyanın en kötü ülkeleri seviyesine gerilemiş durumda ve hala da düşüşte, özgürlükçü değerleri ne konuşan var ne talep eden. Kültürel, dini ve geleneksel ne varsa metalaştırılmış ve haraç-mezat ayağa düşmüş, ama merkez sağda muhafazakâr ve etik, aynı zamanda demokrasiyi içine sindirmiş bir parti maalesef namevcut!

Ülkede kanayan bir etnik yara var, cumhuriyetin kuruluşundan beri iyileşmeyen, Kürt olmayanların aklı fikri kendi kimliklerini dayatmakta. Nasyonalizm patlama yapmış, milliyetçi söylemin etkilemediği hiçbir siyasal parti yok. Ahlaktan arındırılmış, çalmayı-çırpmayı meşrulaştırıp minareyi kılıfına uyduran bir din anlayışının yerleşip kök saldığı bir parti, on yedi yıldır ülkeyi yönetiyor.

Kadroları yolsuzluğu geçtim, organize suça ve uluslararası nitelikli dolandırıcılıktan selefi-cihatçı manyakların finansmanına kadar birçok derin kanunsuz olaylara gırtlağına kadar batmış durumda. Herkes tribünlere oynuyor. Bir maskeli baloda kimse diğerlerinin berbat yüzünü görmüyor. Herkes maskeleri gerçek suratlar sanıyor!

Türkiye. Bir garip ülke! Üniversitelerden sekiz bin akademisyen ihraç edildi, ya hapislerde çürüyor, ya da sokaklarda süründürülüyor. İçeride yüzlerce gazeteci mahpus, daha doğrusu rehin, ama rejimin enstrümanı atanmış bakanlar bu insanların gazetecilikten dolayı hapiste olmadıklarını utanmadan söyleyebiliyor. Yüzlerce bebek ve çocuk anneleriyle mahzenlerde büyürken, devletin konsolosu bulunduğu yabancı ülkedeki misyonundan sosyal medyada bu çocukların annelerinden “pedagojik ve psikolojik sağlıkları” gerekçesiyle ayrılmadığını yazıp çiziyor! Ülkenin en güçlü iki-üç kaleminden biri olan ünlü bir romancı ve tanınmış bir köşe yazarı, Ahmet Altan, üç yılı aştı, halen hapishanede. Her gün birbiri ardına kuru ağaç yaprakları gibi rüzgârda savrulup göçen giden KHK’lı gariban insanların haberleri. Kalp krizi, kanser! Kanıksanıyor işkence haberleri, işkenceciler aklanırken her geçen gün! Minik çocuklara tecavüz edenler, kutsal addettikleri kitaplarının dibinde, kendileriyle aynı “dünya görüşünden” olan güçlü ama yolsuz politikacılarca korunuyor. Aman kimseler duymasın, sus, konuşma böyle şeyleri, neme lazım diyen suç ortakları, bu yıl hangi beş yıldızlı lokantada hangi büyük siyasetçinin veya işadamının iftarına katılacak?

Türkiye. Bir garip ülke! Mustafa Yılmaz iki yüz dört gündür kayıp, Gökhan Türkmen iki yüz on beş gün olmuş, bulunamadı daha, Yusuf Bilge Tunç otuz beş gün önce kayıplara karıştı! İnsanlar sokaktan kaçırılıyor, işkence hanelerde en sefil muamelelere tabi tutuluyor, onurları-izzetleri çiğnenerek şahsiyetleri parçalanıyor. Merkez Bankası’nın faizlerini çok bulan İslamcı reis, 17.25 puana çekilen faizlerden memnun olur mu? Kakaladığı tabanı bunu İslami bulduğu oranda Merkez Bankası’nın “uyumlu” yeni başkanı yerini sağlamlaştırır mı? Dış piyasalar bunu yemese de varsın olsun! Nasılsa içeride dokunmanın sevap sayıldığı dünya liderleri var! AB’nin verdiği hibelerin Suriyelilere kullanılmadığı bilgisi kulislerdeki yolsuzluk dedikodularının yeni malzemesi haline gelmişken, Suriye sınırında Amerika’nın oyalama taktiği çektiği Türk birlikleri, apar topar cihatçı refakatinden ABD özel kuvvetleri himayesine girişe hazırlanmakta, psikolojik olarak! Ne harika, ne muhteşem, ne “Osmanlı” bir durum! Osmanlı tarihi geniş nasılsa! Uygun bir dönem bulunur benzetmek için. Kimine göre Abdülhamit olur, kimine göre mütareke dönemi. Ayrıca kimin umurunda ki? Mütareke dönemi desek ne yazar? Mütarekeyi müzakere sanacak kitle sayıca o kadar fazla ki! Şimdi gel de deme: “ o halde yaşasın demokrasi”!

Türkiye. Bir garip ülke! Hatırlıyor musunuz OHAL Komisyonu denen bir ucube vardı. Hani AİHM için oyalamalık, dosyaları yokuşa süren ve sümenaltına alan, arada ya hak-hukuk kaynatan, ya da yoksa ölen ölür, kalan sağlar bizimdir yaklaşımıyla tasarlanmış yeni adalet kurumu! Sahi, ne oldu ona, duyan-bilen var mıdır? Belki de Diyarbakır Sur’da yıllardır süren sokağa çıkma yasağı gibi, bu da kanıksanmıştır! Aman canım, ne olacak ki? Nasılsa İstanbul’a ve Ankara’ya kayyum atamadı rejimimiz, değil mi? Kürtlerin belediyeleri mi? Güldürmeyin beni yahu! Ölümle korkutup sıtmaya razı edilen milyonlar rahatsız olurlarsa eğer, mutlaka “FETÖ” vardır işin içinde! Türkiye’den deniz yoluyla kaçmaya çalışanların sayısı 2018’de 18 bin iken, bu yıl daha bitmeden otuz bine dayanmış! Ya sev ya terk et! Ali Babacan partisini kursun, dönerler hayırlısıyla diyenlerin çoğunlukta olduğu bu günlerde, haklar-özgürlükler için ümitli olmak mümkün müdür?

Türkiye. Bir garip ülke! Mehmet Emin hoca, inşaattan düşmüş, okulların açıldığı gün ölen KHK’lıların arasına katılmış! Fotoğrafı karşımda, gözleri parıldayarak gözlerime bakıyor ve gülümsüyor. Onu işinden atanlar, atılmasına “oh olsun!” diyenler, mutlu musunuz? Selahattin Demirtaş’ın tahliye kararına itiraz reddedilmiş. Selahattin Bey bu kararı devletten “temizlenen” terörist “FETÖ” ile açıklamadan önce, acaba Mehmet Emin hocanın geride bıraktığı ailesini düşünecek midir? Aman, sen de! Düşündüğün şeye bak! Ahmet Altan ve Nazlı ılıcak tahliye talep etmişlerdi; reddedilmiş! Demirtaş’ın tahliyesini talep edenler, mutlaka bu karara sevinmişlerdir. Adalet, ancak senin tahliyen gerçekleşirse tecelli edecek. Rejimin mahkemesi diğerlerine zulmederken adalet mekanizması pekâlâ çalışabilir! Afalladınız? Afallamayın! Bir derin nefes alın, olmadı bir bardak soğuk su için. Sonra Avrupa Konseyi gibi, siz de gündeminize başka bir şey alın. Türkiye, Türkiye’dir. Büyük resmi görelim. Bu gece hangi diziyi izliyoruz? Yoksa bir film mi? Misafir mi gelecek? Ben penguenli belgeselden yanayım. Hatta Kürtçe çevirili ve Boşnakça altyazılı olsun. Bir de ufak video yapın. Herkes ne kadar hoşgörülü olduğumuzu görür hem!

Türkiye. Bir garip ülke! 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin