Trump’ın ardından Amerika

YORUM | UĞUR TEZCAN

Kasım ayındaki Amerikan başkanlık seçimlerinin hemen öncesinde yazdığım yazıda seçim sonuçlarının ortada olduğundan, Başkan Donald Trump’ın kazanma ihtimalinin biraz daha yüksek göründüğünden ve sonuçları büyük oranda rekor düzeyde seyretmesi beklenen katılım oranının sandıklara yansıma şeklinin belirleyeceğinden bahsetmiştim.

Katılım oranı beklendiği gibi çok yüksek oldu ve neticede Joe Biden kazandı. Ancak unutulmamalı ki sadece Joe Biden değil, Donald Trump da şimdiye kadarki Amerikan başkan adayları arasında en yüksek oy sayısına ulaşmayı başardı. Her iki aday da toplamda 74 ve 80 milyon civarında oy almayı başararak aynı anda rekor kırdılar.

Bildiğiniz gibi seçimden önce yaptığı bir konuşmada Trump, seçim sonuçları istediği gibi çıkmazsa çekilmeyeceğini ve sonuçları tartışmaya açacağını açıkça ifade etmişti. Konuyla ilgili yayınladığı her mesajda seçime dönük güven sarsıcı açıklamalarda bulunmaya devam etti. Böyle rekor düzeyde oy kazanınca da kendisine savaşması için [tabanının algılarına oynaması yönüyle] daha uygun bir zemin yakalamış oldu.

Trump, karakterinden beklenen bir tarzda inat etmeye devam ediyor. Biden’i hala tebrik etmediği gibi çekilmeyeceği yönündeki ısrarını da sürdürüyor. Birkaç eyalette davalar açmış durumda. Oylarının çalındığını ve seçime hile karıştırıldığını söyleyip duruyor. Tabanını bu algılar yönünde, kaynayan bir kazan gibi sürekli olarak harlı bir ateşin üzerinde tutmaya çalışıyor. Bunda şimdilik başarılı da oluyor. Bazı fanatik Cumhuriyetçi çevreler, Trump’ın yüksek mahkemeyi ve orduyu kullanarak darbe yapmasını bile savunuyor! Trump zaten ilk iş olarak istihbarattan ve Pentagon’dan bazı isimleri eledi. Trump karşıtı çevrelerde Trump’ın yaptıklarını bir nevi darbe (coup d’état) olarak yorumlayanlar bile var.

Otokrat ve kanun ile sorunu olan liderlerin ortak özelliğidir. Yaygara koparmadan, çirkeflik yapmadan, yangın çıkarmadan gitmek istemezler. Yenilgi onlar için sadece bir kaybetme eylemi değildir. İtibarları da önemlidir. Tamamen kaybettiklerini anladıkları anda bile, ‘mağdur edildi’ dedirterek ayrılmak isterler. Ayrıca yaptıkları bazı eylemler suç kategorisine girdiği için güçlerini kaybettiklerinde yalnız kalacaklarından ve hesap vereceklerinden hep korkarlar. Ayrıca, kibirleri gereği güç ve makam kaybını bir varlık sebebi haline getirebilirler.

Zaten hem Trump’ın kendisi aleyhinde hem de tıpkı Erdoğan gibi, yönetim kadrosunda aktif olarak kullandığı yakın aile bireyleri hakkında ciddi vergi kaçırma ve yalan beyanda bulunma gibi iddialar var. Onun için gücünü kaybettiğinde ailecek adalet önünde hesap verme ve şirketlerinin de bundan zarar görme ihtimali yüksek. Görev süresinin dolmasına iki ay kalmışken kendi ekibinden bir isim olan ve mahkemede yargılanıp suçlu bulunan Michael Flynn’i ilk iş olarak başkanlık affı ile affetti. Bununla da kalmayıp şimdi de üç çocuğu ve damadını da kapsayacak şekilde ‘önleyici af’ (preemptive pardon) tabir edilen bir eylem hazırlığı içinde olduğu ciddi bir şekilde konuşuluyor.

Seçimden önce, eğer Trump kaybederse bir sonraki seçimde tekrar aday olabilir diyordum. Bu yönde açıklamaları oldu zaten kendisinin. Bunu yapabileceğine ciddi bir ihtimal veriyorum. Zira, kibri ve hırsı gereği rekor düzeyde oy almış olmasının kendisine vermiş olduğu bir güven var. Ayrıca böyle insanlar hep vazgeçilmez ve çok başarılı olduklarını düşünürler. Trump dört yıl boyunca her fırsatta kendisinin gelmiş geçmiş en iyi Amerikan başkanı olduğunu iddia etti. Trump’ın bir diğer önemli özelliği de kendi şirketlerinin geleceği adına başkanlık makamını titizlikle kullanmış ve hala kullanıyor olması.

Eğer bu yöndeki kararı netleşirse Trump, bazı aktif Cumhuriyetçi senatörlerin ve kanun yapıcı liderlerin de desteğini almaya çalışarak, Biden yönetimine iş yaptırmamaya, onu sürekli olarak eleştirmeye, iftiralar ve komplo teorileri kullanmak suretiyle kendi tabanına hitap etmeye devam eder. Bunları yaparken de en büyük amacı kendisine ‘ölümüne’ bağlı ve sadık olduğunu düşündüğü tabanını kaybetmemek ve onları bir sonraki seçime kadar kendisine eklemlenmiş bir şekilde tutmaya çalışmak olur. Böyle bir desteği somutlaştırabilirse, parti içerisinden kimsenin kendine rakip çıkmaya cesaret edemeyeceğini ve parti yönetimi ve delegelerinin kendisiyle çalışmak isteyeceğini düşünür.

Mevcut Cumhuriyetçi Parti yönetimi içerisinde önemli bir kesimin pragmatik davranıp bu yönde hareket edebileceğini kestirmek zor değil! Yani Trump eğer bu yönde ciddi planlar yaparsa siyasi kaderini Cumhuriyetçi parti liderliğinin bakış açısı, vizyonu ve liderlik kalitesi belirlemiş olacak. Trump’ı ya dışlayacaklar ya da onun fanatik tabanını kaybetmeme telaşına düşüp Trump’a mecbur kalacaklar.

Trump’ın bu seçim sonuçlarını kabul etmeyen uzlaşmaz tavırlarını eleştiren Cumhuriyetçi liderler de var elbet; ancak bu henüz toplu bir tepkiye dönüşmüş durumda değil. Benim en büyük korkum, giderayak Ortadoğu’da bir savaş başlatma ihtimali. Ayrıca, kendi uluslararası şirketlerinin de geleceği adına damadı Jared Kushner’i Ortadoğulu diktatörlerle toplantıya gönderip duruyor. Son iki ayı bile birçok Amerikalıya “Ne zaman kurtulacağız şu adamdan!” dedirtiyor.

Ocak 20’den itibaren dünya siyaseti Trump’tan tamamıyla kurtulsa bile Amerikalıların artık ‘Trumpism’ dedikleri Trumpçı siyaset anlayışı büyük bir sorun olarak ortada duruyor. Birçok uzman bu siyasi anlayışın artık hortladığından ve Amerikan siyasetini avlamaya devam edeceğinden endişe ediyor. Artık yeni siyasi liderler Trumpism bazlı; toplumu sürekli olarak kamplaştırma yörüngeli yöntemler uygulamayı tercih edebilirler.

Amerikan demokrasisi gibi güçlü bir demokrasi ve süper devlet imajı Trump döneminde çok ciddi yaralar aldı. Amerikan toplumu, toplumu radikalleştirme, nefret üreterek siyaset yapma, ırkçılığı taban kazanma adına kullanma ve gerçeklere değil salt algılara ve komplo teorilerine dayalı saldırgan bir retorik üretmeye endeksli bir siyaset anlayışı üzerinden ciddi oranda kamplaştırılmış oldu. Zaten Türkiye’nin Erdoğan ile yaşadığı faşistleşme ve soykırım uygulama aşamasına gelme süreci de benzer bir yol izlemişti.

Bakalım 2021 ve sonrası dönem nelere gebe olacak. Hep birlikte kısmetse izleyip göreceğiz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin