Toplumlarda çaresi olmayan tek şey şudur

Yorum | Tarık Toros

Biz Türkiye’de kötülüğe karşı mücadele ederken…

Başlarda olmasa da, sonuna doğru bunu önlemenin çok mümkün olmadığının farkındaydık.

Yine de yılmadık.

Niye?

Tarihin ve kaderin üzerimize yüklediği bir misyon vardı.

Ve bunu o zaman ifa etmeliydik.

Bir gayemiz de:

Yarın, çocuklarımız “ülkede bunlar olurken sen ne yaptın?” diye sorduklarında rahat cevap verebilmekti.

 

**

Yine…

Amacımız, günü gelip “ben demiştim” demek de değildi.

Zaman zaman yaşadığımız acıların tetiklemesiyle, böyle yaptığımız oluyor.

Ben de düşüyorum bu vartaya, farkında olmadan.

Lakin esası değiştirmiyor.

Çünkü…

Uyarının vakti, beklenen afet gelmeden önceki zaman dilimidir.

Felaket yaşandıktan sonra “söylemiştim” demenin manası yoktur.

O gün yapılması gereken:

Depremin etkilerini azaltmaya çalışmak, insan kurtarmak, malı mülkü korumaya çalışmaktır.

Zarar büyük olsa da bunu azaltmanın yoluna bakmaktır.

Belki…

Yeni uyarıların, önlemlerin zamanıdır.

Buna kafa yormaktır.

 

**

Sigaradan kanser olan insana, “çok içmeyecektin şu mereti” demenin ne kadar yararı varsa…

Toplumsal konularda da böyledir yani.

Tedavi yöntemleri araştırıp doğru uzmana yönlendirmek, yaşam kalitesini artırmak, sonraki yıllarını daha steril geçirmesine çabalamak, yeni amaç olmuştur artık.

 

**

Dedim ya.

Bu iki hassasiyet de kayboldu.

Hele, sosyal lince uğramış insanlar söz konusuysa…

Her hanede kayıplar olmuş, hayat boyu taşınacak elemler yüklenmişse…

Sağduyuyu korumak zordur, çok çok zor.

 

**

Tarih tanıktır.

Anadolu, başımızdaki beyinsizler yüzünden ağır bedeller ödedi.

Her zaman masum da değildi.

Anadolu’nun, yaşanan belalardan kendine çıkaracağı pay vardır.

Bu hesaplaşma olmamıştır henüz.

 

**

Özellikle son 5 senedir, her şey ama her şey milletin gözü önünde oldu.

Şu çağda…

“Haberim yoktu, farkında değildim” deme lüksü yok.

Bir yönüyle böyle.

Diğer taraftan:

-Konforunu koruma çabası

-Propagandanın esiri olma

..gibi nedenler var ki…

Kusura bakmasınlar, mazeret kredisi olmayan şeyler bunlar.

 

**

Son 2-3 senedir…

Ekonomide olası çöküşü hissetmek için ekonomist olmaya gerek yoktu.

Ne çare, yakın çevrede bile sözlerimiz tesir etmedi ki, genel vatandaş buna uysun.

Sesimi duyurabildiğime:

-Paranızı sistemde (banka vs) tutmayın,

-TL’de kalmayın,

-Mal/mülk yatırımı yapmayın

..dedim demesine de, uygulayan olmadı.

Şimdi, “Sen demiştin” diyorlar.

Bunu işitmek, insanı mutlu etmiyor.

Üzülüyorsun.

 

**

Kimse, ülkenin felaketi için bedduaya çıkmış değil.

Aklından zoru olan varsa, o başka.

Bütün mahalleyi yıkan bir zelzelede…

Tedbirli olduğunuz için eviniz ayakta kalmışsa mesela…

Nasıl sevinebilirsiniz?

Komşuların enkaz altında can vermiş, hatıralarınız yok olmuş, artık orada yaşamınızı nasıl idame ettireceksiniz. Hangi gönül huzuruyla?

 

**

Ülkeyi bu hale sokanlar, bundan nemalananlar, onların destekçileri vs.

Fatura tek başına bu ekibe kesilse, herkesin arzu ettiği çözüm gerçekleşecek.

Gelgelelim, dünyada benzer süreçlerden geçen toplumlarda işler hiçbir zaman böyle tatlıya bağlanmamış yani.

Koca uluslar, tüyü bitmemiş yetimlerine kadar cekmiş ceremesini.

Maalesef, Türkiye’de de böyle olacak.

 

**

Dünyanın kestiği fatura, 80 milyona paylaştırılacak.

Ülkede 29 dolar milyarderi varmış.

Onlar fakirleşmeyecekleri gibi, servetlerini katlayacaklar.

Hatta kimi, yurt içinde borçlanıp bununla yurt dışında yatırım yaptı.

Sonra da bu borcu “yapılandırarak” milletin sırtına yükledi.

Tıpkı…

Köprülerin, yolların, şehir hastanelerinin, havalimanlarının “olmayan” gelirlerinin yüklendiği gibi.

 

**

Derin uykudaki insanın yüzüne soğuk su çarparsın, yerinden sıçrar ya…

Keşke uykudaki milyonları sarsmak bu kadar kolay olsaydı.

 

**

Şöyle veya böyle bitecek bu film.

Acı bir finali olacak.

Şu son bir asırda yaşananlar gösterdi ki, bizim milletimiz yaşananlardan ders almadı.

Yeni cumhuriyetin kurucularının kafa patlatması gereken tam da bu olmalı.

9 şiddetinde depreme dayalı tünel yapmak gibi…

Hiçbir muhalif rüzgarın sarsamayacağı bir sistem inşa edilmeli.

İnsan unsurunu ve haklarını önde tutarak.

 

**

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Mahur Beste” romanında geçer:

Cahilsin, okur öğrenirsin.

Gerisin, ilerlersin.

Adam yok, yetiştirirsin.

Paran yok, kazanırsın.

Her şeyin bir çaresi vardır.

Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur.

 

**

O değil de…

İnsanın canı en çok neye sıkılıyor biliyor musunuz:

Dünya görmüş insanlar var. Neyin ne olduğunu bilen, kitabını yazan.

Ve esasında olan bitene hayli tepkili ama renk vermeyen.

Onlar da çıkıp “savaştayız, saldırı altındayız” filan yazmıyor mu, asıl bu koyuyor.

Ekran başındaki halk ne yapsın.

1 YORUM

  1. Kusura bakmayin da baskasinin balyoz vs darbe planlarini; oburlerininin rusvetini, hirsizligini, terore yardimini, ahlaksizligini istihbarat vs kanallarla ortaya cikarmak Hizmet’e mi dustu. Bu organizasyonun boyle bir vazifesi oldugunu bilmiyordum. Hani gecelerce izdirapla kivranip, teheccud kilip, risale okuyup, okul acip insan yetistirecektik. Uzerimize vazife olmayan devletlu islere girdik. G.tumuzde patladi. Sorumluluk ustlenip hesap veren de yok masallah.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin