Tolunay Kafkas’a kızmayın!

HABER ANALİZ | HASAN CÜCÜK

Türk futbolunun problemlerinden biri de, kaliteli teknik adam yetiştirememesidir. Futbolu bırakan her isim, büyük teknik adam olma rüyasına kapılıyor. Çoğunun sonu hayal kırıklığı oluyor. Her futbolcunun üç büyüklerde oynama hayali gibi, her teknik adamın da bu takımları çalıştırma rüyası oluyor. Tecrübe kazanmadan başlayan kariyerler çoğu zaman hüsranla sonuçlanıyor.

ÇIRAKLIK YAPMAK

Türk futbolunun iki başarılı teknik adamı olan Fatih Terim ve Mustafa Denizli’nin bugünlere gelmesinde Sepp Piontek ve Jupp Derwall’i yok saymak mümkün değildir. Her ikisi de, ustalarının yanında adeta piştiler. Piontek ve Derwall de kendileri sonrası bayrağı devralacak bu isimlere iyi birer öğretmen oldular. Terim, önce Milli Takım’la ardından Galatasaray’da büyük başarılara imza attı. Keza, Mustafa Denizli de Derwall’in yanında yaptığı stajın ardından sarı-kırmızıları lig ve Avrupa’da başarıya taşıdı.

Fatih Terim, A Milli Takımı tarihinde ilk kez bir Avrupa şampiyonasına taşırken yanında bir başka tecrübe Rasim Kara vardı. Euro 96 sonrası Rasim Kara Beşiktaş’a, Fatih Terim ise Galatasaray’a gitti. Terim’in tarih yazdığı 1996-2000 arasında kulübede yanında iki tecrübe vardı: Bülent Ünder ve Müfit Erkasap. Adeta Fatih Hoca’nın tutan eli, gören gözü oldular. Ekip çalışmasının semeresini üst üste gelen 4 lig şampiyonluğu ve UEFA Kupası’yla aldılar.

TERİM KİMSEYİ YETİŞTİREMEDİ

Terim, bu iki isimle yollarını ayırdıktan sonra ne hikmetse yardımcı tercihini hep futbolu yeni bırakmış isimlerden seçti. Hasan Şaş yanında en çok gördüğümüz isim oldu. Ümit Davala, bir başka isimdi. Ne yanındaki çıraklar, kalfalaşabildi ne de Terim ilk dönemindeki muhteşem başarıları tekrarladı. Üzgünüm ama Fatih Terim, futbol tarihimizin en başarılı teknik adamı olarak, bir isim bile yetiştiremedi. Sepp Piontek’in kendisine yaptığı yardım ve katkıyı, yanındaki yardımcılarına aktarmadı veya aktaramadı. Artık 67 yaşında bir isim. Teknik adamlıkta sonbaharı yaşarken, bir veliahtının olmaması tecrübeli hocanın eksileri arasında yer alıyor.

Bu durum Terim’e has değil. Türk futbolunun genel problemi. Son örnek Emre Belözoğlu. Sportif direktör olarak başladığı sezonu teknik adam olarak bitirdi. Yardımcıları tam evlere şenlikti. İlk düğme Erol Bulut’un yardımcı seçimiyle yanlış iliklenmişti. Selçuk Şahin, Mehmet Yozgatlı, Aurelio, Volkan Demirel, Bulut’un yardımcılarıydı. Ne tecrübeleri ne de derin futbol bilgileri vardı. Tecrübesiz hocaya, tecrübesiz yardımcıyla elbette sezon bitmeyecekti. Emre Belözoğlu gelince yardımcılığına Bundesliga tecrübesi de olan Erdinç Sözer getirildi. 10 haftalık periyotta başarının önemli kısmını Sözer’in hanesine yazmak gerekiyor.

FERGUSON’UN YARDIMCISI

Alex Ferguson, 27 yıl United’da kalırken yardımcı olarak tecrübeli isimleri tercih etti. Sadece son yıllarında Ryan Giggs’i yanında tuttu. Aslında veliahtı olarak gördüğü isim Roy Keane idi. Aralarında geçen bir sürtüşmeden dolayı hem takımdan hem de gelecek planından uzaklaştırdı. Ferguson başarısında önemli pay sahibi olan isimlerin başında Portekizli Carlos Queiroz geliyor. Portekizli, bir çok takım ve milli takımda teknik direktörlük yaptıktan sonra temmuz 2002’de Ferguson’un yardımcılığına getirildi. Bir yıl sonra, kendine güvenip Real Madrid’in teknik direktörlüğünü kabul etti. Ancak henüz zamanı değildi.

Temmuz 2004’te yeniden Ferguson’un yardımcısı olarak işe başlayıp, 4 yıl kaldı. Ferguson, takımın defansla ilgili tüm sorumluluğunu Queiroz’a yüklüyordu. Kompakt bir teknik adam olmayan Portekizli, defans kurgusu konusunda üstüne düşeni fazlasıyla yapıyordu. 2008’de tekrar United’dan ayrılıp aralarında Portekiz milli takımı da olmak üzere teknik adamlık yaptığı hiçbir yerde başarıyı yakalayamadı. Belki de iyi bir ikinci ama kötü bir ilk adamdı.

KİMLİK VE ALTYAPI SORUNU

Türk futbolunda kimlik sorunu ne bugünün ne de dünün meselesi. Zaten hiçbir zaman da kimlik oluşmadı. Şenes Erzik ve her şeye rağmen başarılı olan Haluk Ulusoy’dan sonra düzgün bir federasyon başkanı bile olmadı. Tüpçüden kaçıp, müteahhide yakalandık. Kulüp başkanları hakeza. Alt yapı diye bir dertleri olmayan kulüplerimiz, tecrübesiz isimleri hocalığa getiriyor. Bir Serpil Hamdi Tüzün daha çıkaramadık. Sadece kulüpler mi? Milli takımlar da tecrübesiz veya teknik adamlıkta bir arpa boyu yol almamışlara emanet. Ümit Milli Takım ve Genç Takımlar Sorumlusu gibi afili unvan taşıyan Tolunay Kafkas’ın Ukrayna ile oynanan hazırlık maçında hata yaptığı için 17 yaşındaki Erkan Süer’i ilk yarı bitmeden oyundan almasına boşuna kızmayın. 17 yaşındaki gencin bir hatasından dolayı üzerini çizen Kafkas’ı görevi getirenlere kızın.

Tekrar olacak ama ülke tel tel dökülürken futbol düzgün olmayacak elbette. Futbol gibi bir oyunu bile kuralına göre oynamayan bir ülkenin gelişmesini boşuna beklemeyin. Hala yabancı sayısının her yıl tartışıldığı bir ülkeden bahsediyorum. Bunca derdin arasında, futbolun sırası mı demenize hak veriyorum. Kafa dağıtmak için okunacak yazılar bile moral bozuyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin