Takva nedir? Takva bilinci nasıl kazanılır?

YORUM | Prof. Dr. MUHİTTİN AKGÜL

Ramazan Ayı’nın en başta gelen hikmeti şüphesiz ki, mü’minlere takva bilincini kazandırmasıdır. Zira oruçla ilgili âyet bizlere, bu gerçeği açıkça şöyle ifade eder: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Böylece umulur ki fenalıklardan korunursunuz.” (Bakara Sûresi 183)

Görüldüğü üzere âyetin sonu, “umulur ki takva sahibi olursunuz!” şeklinde bitmektedir. Takva kelimesi, korkma, çekinme, sakınma, dikkatli davranma, kendini garantiye alma, hassas olma gibi anlamlara gelmektedir. Kavram olarak takva: Yüce Allah’ın bizlere Kur’ân ve Hz.Peygamber’in (s.a.s.) sahih sünnetinde bildirdiği emirleri yerine getirmek ve yasakladıklarından da kaçınmakla, İlahî azaptan insanın kendisini koruma altına alması demektir.

Bu kısa takva tanımıyla beraber, takvâ kavramını biraz daha açacak olursak, öncelikle insanın, Yüce Allah’ın kâinatın yegâne Rabbi olduğu gerçeğine yakından inanması, yani imanda tahkik mertebesine ulaşması, ruh-beden bir bütün olarak her türlü kötülükten uzak kalması, hırs, tama, bencillik, egoizm gibi menfi tutumları tamamen terketmesi, muhtaç olan kimselerin durumunu yakından görerek, onların bir parçası olduğunu hatırlaması ve İlahi yasakları ihlal edecek her türlü tutum ve davranıştan da uzak kalması demektir.

Tabii her güzel şeyi elde etmek için bir bedel, gayret ve uğraşı gerekir. Takva gibi son derece önemli bir değeri elde etmek için de elbette bazı fedakârlıkların yapılması gerekir. Öncelikle, takva hazinesine yaklaşmanın birinci şartı ve ilk basamağı, Yüce Allah’ın bizlere emrettiği şeyleri, büyük bir titizlikle hayatımıza taşıma ve günahlardan da uzak kalarak, hayatımızın güzelleşmesi için onlarla aramıza büyük engeller koymaktır.

İkinci basamak olarak da sadece açık emir ve yasaklardan değil, aynı zamanda şüpheli olan, yapılmasında açık sakınca olmamakla beraber yine de şüpheli yönleri olan tutum, davranış ve yeme içmelerden sakınmaktır. Nitekim takvanın zirvesinde bulunan ve takvanın ne olduğunu bizlere hayatıyla öğreten Yüce Peygamber (s.a.s.): “Kul gerçek takvaya ulaşamaz, sakıncalı şeylere girme endişesiyle bir kısım sakıncası olmayan şeyleri de terk etmedikçe!”(Tirmizi, Kıyamet 19) buyurmaktadır.

Takva, Kur’ân’ın pekçok âyetinde vurgu yapılan ve mü’minlere hedef olarak gösterilen bir zirvedir. Ve Kur’ân’ın hidayeti ve doğruları göstermesi de, ancak böyle bir zirveye ulaşan kimseleredir. Aksine takva şuurunda olmayanlar, bir nur ve yol gösterici olmasına rağmen, Kur’ân’dan istifade edemezler.  

Takva, bir zirvedir. Zirvelere ulaşmak da, ancak ekstra bir gayret ve fedakarlık gerektirir. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s.), helallerin açık, haramların da açık olduğunu, ancak ikisi arasında belirsiz, yani haramlık ve helalliğinin net olmadığı şüpheli bir alanın olduğunu, insanların çoğunun bunları bilemeyeceğini, dolayısıyla şüpheli olan bu alandan ve şeylerden uzak durulması gerektiğini tavsiye etmiş, bunu yapabilenlerin de hem dinlerini, hem de namuslarını koruyabileceklerini belirtmiştir.

TAKVANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Bizleri takvadan uzaklaştıran engelleri şöyle sıralayabiliriz:

  1. Helal haram demeden her şeyi yapma, yeme içme,
  2. Her zaman kötülüklere açık yanlarımızın olduğunu unutarak, kendimizi büyük bir güven içerisinde görme,
  3. Hayatımızı devam ettirirken, adeta mayınlı bir arazide yürüdüğümüzü unutarak, büyük bir rahatlık içinde gününü gün etme,  
  4. Nefsi dürtülerimize karşı büyük bir uyanıklık içinde olmama,
  5. Ölüm ötesi hayatı akla getirmeyip, kendimizi tamamen dünyaya kaptırma ve tûl-i emel duygusuna kapılma,  
  6. Yaptığımız ibadetlerin, gerçekten kabul edilip edilmediği endişeni taşımayıp, sanki bir an önce sorumluluğundan kurtulma şeklinde yerine getirilmesi,
  7. Bizi takva bilincinden uzaklaştıran belki de en önemli şey, hayatımızı, her an bizi GÖZETLEYEN BİRİ’NİN olduğunu unutarakve yaptıklarımızın kaydedilip mutlaka bir gün karşımıza bütün detaylarıyla çıkarılacağını ve onlardan hesap sorulacağına tam bir şekilde inanmadan uzak geçirmektir.

Yüce Mevla’dan, içinden geçtiğimiz bu mübarek ayda bizleri, takvanın zirvesine ulaştırması dileklerimle.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin