Tahliyeler kime batıyor!

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Son Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın tahliyesine gösterilen tepkiler bize bir kez daha gösterdi ki 15 Temmuz rejimi AKP’yi paravan olarak kullanan Ergenekon rejimidir. Erdoğan muhalifiymiş gibi görünen siyasi partiler, gazeteler, yazarlar yani Ergenekon’un arka bahçeleri de bu rejimin en önemli sacayaklarıdır.

Altan ve Ilıcak’ın tahliyesine tepki gösterenlerle, Bülent Arınç’ın sözlerinde ayağa kalkanlara dikkatlice baktığımızda arkadaki hayaleti görmüş oluruz. Bu yapı Ergenekon yani derin devletten başkası değil.

İflah olmaz bir demokrasi ve hukuk düşmanı olan bu yapı iktidar ve muhalefet kılığına girerek gerçek düşmanıyla yani cemaatle ve ülkedeki özgür düşünceyle savaşıyor. 15 Temmuz rejimi içindeki derin kine yeşil urba geçirmiş, önlerine de boğazlarına kadar suça batmış hırsız bir güruhu almış bu yapıdan başkası değildir.

Suçunuz yoksa çıkarsınız yargılanmaktan niye kaçıyorsunuz diye höykürenler istisnasız her tahliyeden sonra ayağa kalkıp Ali Tatar hatırlatması yapıyor. 31 Mart 2017 tarihinde tutuklu 28 gazetecinin salıverilmesinde de aynı höykürmeyi yapmış, muhalif urba giymiş şebeke ayaklanıp yeniden tutuklatmıştı. O gazeteciler o günden beri yeniden hapisteler.

Bir ara muhalefetin de tutuklanmaktan korktuğundan dolayı sürekli fetö sakızını çiğnediği zannediyordum. Meğer hiç de öyle değilmiş, bakıyorsunuz iktidar zulmetmekten kolları yorulduğunda, muhalif görünen şebeke vurmayı niye bıraktın diye ayağa kalkıyor. Ülkede devlet adına ayakta hiçbir şey kalmamasına rağmen muhalefetin bunlarla dıgıl dıgıl mugul mugul yapmaktan öteye geçen bir itirazı olmuyor. Ancak cemaate zulümde biraz azalma olsa muhalefet feryat figanla zalime cemaatle mücadeleyi hatırlatıyor. Bu kadar bebeğin tutuklanmasına, bu kadar lohusa kadınların içeri atılmasına muhalif siyasi partilerin, yazarların, gazetelerin hiç itiraz ettiğini gördünüz mü? İtiraz etmedikleri gibi kazara serbest bırakılsa en çok tepkili bunlar veriyor.

Bize asıl düşman olan şebekenin AKP tabanı olmadığı kanaatindeyim. Bunu söylerken AKP tabanının hasetliğini, sünepeliğini, korkaklığını, mıymıntılığını, zulme ve hırsızlığa ortaklığını göz ardı etmiyorum. Erdoğan’ın zalimliği de tescilli. Bunlar ayrı bir bahis konusu. Ama bu operasyonlarda AKP tabanı ve iktidarının sadece bir piyon olduğunu düşünüyorum.

Bize asıl düşman olan Ergenekon şebekesidir. Ergenekon davaları sırasında onları kim savunmuşsa, kim onların arkasında durmuşsa işte onlar cemaate düşmanlıkta bir gram azalma göstermiyorlar.

15 Temmuz rejimi iktidar ve muhalefetin ortak kurduğu bir rejimdir. Suriye’ye yapılan harekata CHP’nin gösterdiği tavır bile bunu bize ispatlıyor. TSK’nın Suriye topraklarına girmesini Erdoğan istiyor sanıyorduk meğer CHP, ‘Suriye’ye girelim’ diye yanıp tutuşuyormuş. Tezkereye verdiği desteği kamuoyu baskısından kaynaklandığını zannederken harekatın savunmasını, propagandasını ana muhalefet gibi görünen CHP’nin ve Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yapması da bir hayli enteresan tabiki. Suriye bataklığına girmek istemeyen subayların ordundan tasfiyesine verdiği gizli desteğin sebebi de buymuş meğer.

MHP’nin 15 Temmuz’dan bir müddet önce başlayan AKP’ye yanaşmasını ve mevcut rejimi AKP’den çok daha hararetle savunmasını, CHP’nin her kritik kararda Saray’a baston değneği olmasını bir de bu gözle okuyun derim.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin