Tabularım olmadan asla!

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Yıllardır hep merak eder bir türlü izah edemezdim: Madımak’ta en yakınlarını kaybedenler neden hiç soru sormazlar? Yaşananları tüm açıklığıyla araştırmazlar? En azından dönemin valisi Aydın Karabilgin’i sorguya alıp “O gün orada ne oldu, olayları yatıştırmak için gelmiş askerler kimin emriyle geri çekildi, bu “başıbozuk kalabalık” ile oteldekiler baş başa neden bırakıldı?” diye bir açıklama istemezler.

Neticede babanız, kardeşiniz, çocuğunuz ölmüş ve insan bu durumda en şüpheci, en müdakkik zihinle olayın her tarafını araştırır, sorgular, hesap sorar.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Yok, hiç kimsede sorgulama ihtiyacı yok. Onlar bütün öfkelerini önlerine konmuş tek bir şeye yöneltiyor. Kafalarında soru işareti oluşmasına müsaade etmeyen, kendi inançlarını doğrulamaya yarayacak şekilde bir noktaya bütün öfkesini yıkıyor. Neden?

Bunları söylerken katliama sebep olan tetikçileri, cahilleri, yobazları, elbette göz ardı etmiyorum.

İnsan, yakınlarını, sevdiklerini gerçekten kimlerin öldürdüğünü niye merak etmez? Ya da ölüme sebep olan gerçek kişilerin peşine düşüp niye onlarla mücadele etmez?

Uğur Mumcu’nun oğlu, eşi, kızının Mumcu’yu katledenlerle ilgili ortaya bu kadar bilgi dökülmesine rağmen, faillerin peşine düşme konusunda bu kadar isteksiz ve yavaş kalmalarını da hiç anlamadım. Gerçek katillerin peşine düşmediklerinde babalarının katillerinin ekmeğine yağ sürüyorlar; bilerek ya da bilmeyerek… Garip değil mi?

Önceki gün Halk TV’de Aytunç Erkin bunun cevabını verdi bana. Bu gerçekler her yönüyle ortaya döküldüğünde, düşman gördüklerimizin yani “Cemaat’in haklılığı ortaya çıkarsa”, mealindeki sözleri her şeyi açıklıyor.

İşte bu küçücük cümle ülkede bugüne kadar yaşanan her şeyi tek başına anlatan, tek başına sosyolojik doktora tezi olabilecek bir cümle. Bu öbek öbek mahallelere ayrılmış ülkede insanların gerçeğin, doğrunun, hukukun değil de mahallesinin elde edeceği faydanın peşinde olduğunu tek başına ispat eden bir cümledir.

Bu da ayan beyan gösteriyor ki onlar gerçeği değil de inançlarına bahane arıyorlar. Gerçeklerle yüzleştiklerinde inançlarına dayanak yaptıkları şeylerin tuzla buz olup ellerinde kalmalarından korkuyorlar. Oysa onların gerçeğe değil öfkelerine malzeme yapabilecekleri gerekçelere ihtiyaçları var.

Yıllardır tanıdığım solcu bir arkadaşım, Ankara’da cami ile cemevinin yan yana inşa edilmesine çok öfke duyuyordu. Bunu Alevileri Sünnileştirme girişimi olarak görüyordu. Oysa, Alevilerle, Sünnilerin birbirlerini tanımalarının ve sempatik ilişki kurmalarına sebep olacak diyalogun nesi kötü olabilirdi? Sadece bir örnekti oysa; sanki bütün cemevlerinin yanına cami yapılacak gibi davranıyordu. KHK ile kapatılmış olmasına çok sevindi. Birbirlerini tanıyıp dost olmaya değil, hasmının yüzünü darmadağın etmesine yarayacak öfkeye ihtiyacı vardı.

Bugün ülkede on binlerce insanın, kanunun yazdığı hiçbir suçu işlememiş olmalarına rağmen hapsedilmesine, yüzlerce lohusa kadının tutuklanmasına, yüzlerce bebeğin hapishane duvarlarından başka bir yer görmemiş olmasına, Meriç’in, Ege’nin soğuk sularının bebeklere mezar olmasına, niye dönüp bakmadığını da anlatıyor. Bunları kendi mahallelerine anlattıklarında, insanlara duyurduklarında Cemaatin zulme maruz kaldığını düşünebilir, onlara sempati artabilir, Cemaat kazançlı çıkabilir hesabıymış.

Madımak var, Ergenekon yok, faili meçhul cinayetler var ama JİTEM yok, aydın cinayetleri var, derin devlet yok. Ülkenin son 30-40 yılında yapılanlarla ilgili ortaya çıkmadık şey kalmadı ama sizin inandıklarınıza gerekçe olacak şey bulamadığınız için hiçbir şeye kulak kabartmadınız.

Siz gerçekleri değil kininize gerekçeler arıyorsunuz.

2 YORUMLAR

  1. Gerçeklerden kaçarak kendi inandıkları değerlere de zarar veriyorlar ama insanlara aldatıldıklarını kabul ettirmek, onları aldatmaktan daha zordur. Hepsi kandırılıyorlar, hepsi bilerek veya bilmeyerek insani değerlere, ülkeye veya adalete zarar veriyorlar. Hepsi de bunu biliyor. Ama kendilerinden daha doğru, daha vatansever insan olmasın istiyorlar. Çünkü doğru insanların yanında eğrilikleri ortaya çıkıyor. Onlara sorsan hepsi fedakar, hepsi vatansever. Ama hiçbiri insani değerler adına karşılıksız hizmet edemiyor. Vatanseverlik veya insani değerler diyerek kendilerini bile kandırıyorlar. İşlerine geliyor. Gerçekleri doğru insanlardan duysalar, deliriyorlar. Bir mafya babasından aynı gerçekleri duyuyorlar, umursamıyorlar. Kaç hainlik, kaç komplo ortaya çıktı. Çıkan yolsuzluklar, devam eden ihaleler, satılan memleket arazileri, tiyatro darbe, durmadan gelen zam yağmurları… Ama günah keçisi yine cemaat. Yanlış yoldan doğruya ulaşmaya çalışıyor gibi görünüyorlar ama doğruya ulaşmak diye bir dertleri de yok.

  2. Daha önce de defalarca sordum, yine soruyorum; neden bu kadar nefret ediyorsunuz cemaat gönüllülerinden?
    “Birbirlerini tanıyıp dost olmaya değil, hasmının yüzünü darmadağın etmesine yarayacak öfkeye ihtiyacı vardı.” Hasımlık ve nefret için de bir neden olması gerekmiyor mu? İblisin Hz. Adem’e duyduğu gibi bir nefret değildir inşallah.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin