Susturulanlar

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Onlar müzikle uğraşan öyle herkesin de tanımadığı 18 genç delikanlı idi, Ülkedeki ters giden şeylere cesur bir eleştiri getirmişler, herkesin sustuğu bir zamanda ‘susamam’ demişlerdi. Her şeyin tersyüz olduğu bir zamanda ‘susamam’ diyenler nasıl bir çığlık atmışsa, ve bu çığlık milletin yüreğinde nasıl bir karşılık buluşsa birkaç gün içinde tam 25 milyon kişi tarafından izlendi. Yayınlandığı gün ve sonraki günlerde bütün sosyal medya bu kliple çalkalanıyordu

Gel, gün olur hapsolur bu suçlu cümleler!

Yenilir hiç olurum fark etmezler!

Susma, susamam!

Korkma yanıma gel!

Ülkenin fotoğrafını bütün çıplaklığıyla gören bir bilge gibi, tam temelden yapıyorlardı eleştirilerini ve gerçeği can evinden vuruyorlardı.

Ben bi’ beyaz Türk’üm

Yasalarım Anglosakson ama kafam Ortadoğulu

Apolitik büyüdüm, hiç oy vermedim

Kafamı tatile, gezmeye, borca yordum

Adalet öldü, ucu bana dokunana dek sustum ve ortak oldum

Şimdi tweet atmaya bile çekiniyorum

Kendi ülkemin polisinden korkar oldum

Üzgünüm ama senin eserin ülkedeki umutsuz nesil

Dedim ya şarkının tamamını dinlediğinizde hatta bir metin olarak okuduğunuzda Türkiye’yi çok iyi anlatan bilge bir şiir gibi. Ülkede olup bitenlerden canı yananlar bu klipte kendilerini öylesine buldular ki birkaç gün içinde on milyonları geçti izlenme sayısı. Hiç kimse, özellikle de klipte yer alanlar böyle bir karşılık bulmayı sanıyorum beklemiyorlardı.

Destekleyenlerin yanında reaksiyon gösterenler de öyle bir enerji çıkardılar ki buna direnmek, bunu taşıyabilmek gerçekten çok zordu. İktidarın bütün beslemeleri, trolleri, iktidar kullanıcıları öyle bir hedefe koydular ki bu genç çocuklar bir anda ana muhalefetin koçbaşı haline geldi.

Hele haklarında soruşturma açılmasından sonra klipten ayrılan da oldu bizi falanlar izlemesin gibi laflar eden de. Doğrusunu isterseniz ben bunları hiç yadırgamıyorum. Bunlar henüz gencecik çocuk, böylesine büyük bir toplumsal muhalefetin en önüne geçip Erdoğan-Ergenekon iktidarına kafa tutar bir noktaya gelmek hiç de kolay bir şey değil.

Çünkü İktidarın elinde yargı diye bir silah var ve o silahla herkesi, hatta muhalefet partilerini, onların liderlerini, yöneticilerini, milletvekillerini herkesi kolayca esir alabiliyor. Hakkında soruşturma açılan 40 yıllık siyasetçiler bir anda dut yemiş bülbüle dönerken, milletin ana muhalefet diye yetki verdiği partiler o silah sayesinde iktidarın dümen suyuna girerken, bu çocuklar içinde geri adım atanları asla ve asla kınamamak gerekir.

Bu yargı ülkedeki solcuların, kendine sosyal demokrat diyenlerin, ülkücülerin ve AKP’nin eseri bir yargıdır. Sabah Gazetesi yazarı Dilek Güngör 17 Eylül’deki yazısında 17-25 Aralık’tan sonra HSK’yı bu operasyonu yapanlardan temizlemek için muhafazakar, sosyal demokrat ve ülkücülerin ittifak ederek yeni HSK nasıl oluşturduklarını itiraf ediyor. Yargı 2014 HSYK seçimlerinden sonra tamamen İktidarın bir silahı haline geldi.

İşte hep beraber kurup hükümetin eline verdiğiniz bu silah sayesinde Saray, o günden bu yana yargıyı herkesi hizaya sokma aparatı olarak kullanıyor. O silah Türkiye’nin ödlek muhalefetini öyle bir hizaya sokuyor ki aman başım yargı ile belaya girmesin diye İktidarın tam anlamıyla dümen suyunda yaşıyorlar.

Bu yargının silahını gencecik müzisyenlere döndürmesinden sonra içlerinden bazılarının panik yapması, ben bu oyunda yokum demesi o kadar normal bir şey ki! Ben kendi adıma söyleyeyim bu çocukları asla kınamıyorum. Bizim asıl kınamamız gerekenler kendine muhalefet diyen ödleklerden başkası değil. Klibin sonuna “şarkıda geçen kişi ve kurumların, gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur” yazmışlardı. İlk etapta ironi gibi duran bu cümle aslında Türkiye gerçeğinin en çıplak ifadesiydi. Endişelerinde haksız çıkmadılar nitekim.

Bugün iyice bir kere daha anlıyoruz ki bu ülkede, Erdoğan-Ergenekon iktidarına yani bu çarpık gidişe gerçek anlamda sadece ve sadece ‘cemaat’ itiraz etti ve boyun eğmedi. Onlara dedi; ki biz sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedik, bu bize dert oldu. Ama sizin önünüzde diz çökmedik, bu da size dert olsun.

1 YORUM

  1. Turk degilim ve Turkiyeli degilim. Ekvatora yakin bir ulkede ogretmenim. Pasaportu iptal edilen, hapishanede curutulen, ulkesinden kovulan, hayat hakki taninmayan, magdur, mazlum ve mahkum kardeslerimin yerini doldurmak icin geldim. Kendi istegimle geldim, kimse beni zorlamadi.

    Bazi arkadaslarda yenilmislik, ezilmislik, kovulmusluk ve yorulmusluk mantalitesi gordum. Bir de zalimlerin kara propagandasi var. Ikisine de ve butun dunyaya diyorum ki:

    Biz variz, biriz, diriyiz ve dikiz. Biz yok olmadik, dagilmadik, olmedik ve egilmedik. Biz hizmetimizi yaptik, yapiyoruz ve yapacagiz.

    Butun dunya ittifak edip karsimiza ciksa, yine de hizmetimizi yapma yollarini bulacagiz. Hickimse ve hicbirsey bizi durduramayacak.

    Ekvatora yakin bir ulkede ogretmenim. Birkac ay once hicret ettim. Hicret ettigime hic pismanligim yoktur. Sadece bir pismanligim var, bu hicreti 10-15 yil once yapmaliydim.

    Parayi caldilar, yolsuzluk yaptilar, yabanci ulkelerde rahat hayat yasiyorlar diyenlere ve dusunenlere diyorum ki:
    Gunduz derse girip, aksam okulun tamiratini yapan, electrikci, copcu, mobilyaci, amele olarak calisan ogretmenler ve mudurler gordum. Eslerine okulun temizligini yaptiran, cocuklarini da okulun insaatinda calistiran ogretmenleri ve mudurleri gordum. Bir de eslerinden ve cocuklarindan ayri, ama hic sikayet etmeyen, her gun 10-14 saat calisan kardeslerimi gordum. Yaslari 20-30 olsun, 40-50 olsun, herkes esit sekilde calisan ve kosturan, erkek ve kadin kahramanlari gordum. Ve diyorum ki, yalan soylemeyin ve yalanlara inanmayin. Biz variz, biriz, diriyiz ve dikiz. Biz yok olmadik, dagilmadik, olmedik ve egilmedik. Biz hizmetimizi yaptik, yapiyoruz ve yapacagiz.

    Beduizzaman Hazretleri yuz yil once yazdi ve soyledi ki, “Turkistan ve Kafkasya evaltlari Rusyanin harb okullarinda talim goruyorlar, yakin zamanda Islam davasina sahip cikacaklar. Hindistan ve Misir evlatlari Ingilizlerin ekonomi okullarinda egitim goruyorlar, onlar da Iman davasina omuz verecekler.”

    Kendi gozumle gordum ve her gun goruyorum ki, bu soz gercek oldu. Farkli ulkelerden, farkli kulturlerden, dilleri farkli olan, ama amaclari ve maksatlari bir olan kardesler, yurekleri bir olarak calan, bedenleri farkli olsa da canlari ve cananlari bir olan arkadaslar bu hizmete sahip cikti, sahip cikiyorlar ve sahip cikacak. Ve biz variz, biriz, diriyiz ve dikiz. Ve biz yok olmadik, dagilmadik, olmedik ve egilmedik. Ve biz hizmetimizi yaptik, yapiyoruz ve yapacagiz.

    Calistigim okul yeniden acilan okul. Her turlu zorluklara ragmen, her turlu baskilara ragmen, her turlu hiyanetlere ragmen okullarimiz kapanmadi ve yeni okullar aciyoruz ve acacagiz.

    Bazi insanlar diyor ki, “artik Hizmete sahip cikmiyoruz”. Bizim sahibimiz belli ve baska kimsenin sahiplenmesini istemiyoruz ve talep etmiyoruz. Bizim Sahibimiz, Mevlamiz, Dostumuz ve Koruyucumuz Allahtir. O Kafidir, her ihtiyacimiza yetendir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin