Suriye ‘Ulusal Diyalog Kongresi’ ve Kürtler

ANALİZ | EBUBEKİR IŞIK

Geçen hafta Rusya’nın Soçi şehrinde Vladimir Putin liderliğinde İran devlet başkanı Hassan Ruhani ve Erdoğan bir araya geldi. Basına yansıyan görüntülere baktığımızda son derece enteresan bir resmin ortaya çıktığı aşikâr. Sağına Ruhani’yi soluna Erdoğan’ı alan Putin, Suriye konusunda bu iki ülke arasında farklılıklar olsa da Esad’ın yakın gelecekteki siyasal kariyerine dair iki lideri de ‘ikna’ ettiğini ispatladı. Kamuoyunun dikkatinden kaçsa da Putin aynı yerde ve tam bir gün önce Beşşar El Esad’ı ağırlayarak, bir gün sonra Ruhani ve Erdoğan ile yapacağı toplantının içeriğine dair kendisini bilgilendirdi.

Esasen geçen hafta Soçi’de üçlü bir zirvenin görüntüleri medyaya yansısa da, bu görüşmenin Esad’ın da bir gün farkla katılımıyla dörtlü bir zirve olduğu ve üç liderin de Putin ile Suriye’nin geleceğine dair müzakereler yaptığının altını çizmek gerek. Esad’ın katılımıyla gerçekleşen zirve bir bakıma Putin-Ruhani-Erdoğan zirvesine hazırlık mahiyetindeydi.

PUTİN, TARAFLARI İKNA ETMİŞ GÖRÜNÜYOR

Vladimir Putin bu zirve öncesi ABD başkanı Trump, Suudi Arabistan kralı Salman, Mısır devlet başkanı Sisi ve İsrail başbakanı Netanyahu ile Suriye meselesine dair kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi. Bu görüşmelerin akabinde önce Soçi’ye Esad, ardından da Ruhani ve Erdoğan geldi. Aslında geçen hafta Soçi’de gerçekleşen Putin-Esad zirvesine benzer bir görüşme Eylül 2015’te Rusya’nın Suriye’de askeri bir operasyon başlatmasını müteakip Esad’ın Putin’i ziyaret etmesi ile gerçekleşmişti. İki yıl önce yapılan o görüşmede Putin ve Esad başlatılan askeri operasyonun kapsamı ve mahiyeti üzerinde konuşmuşlardı. İki yıldan bu tarafa gelinen son noktaya baktığımızda, Suriye’deki askeri dengelerin Rusya ve müttefikleri lehine alt üst olduğunu ve uzunca bir süredir devam eden askeri sürecin sonuna geldiğimizi ifade edebiliriz. Dolayısıyla, askeri sürecin hemen hemen bittiği bu günlerde ister istemez siyasi bir sürecin de başlamak zorunda olduğunu gerek Rusya gerekse de Suriye’de etkili olan diğer aktörler kabul etmişe benziyorlar.

Bu bağlamdan hareketle, Esad’ın geçen hafta Soçi’de Putin ile görüşmesinin iki temel sebebi vardı. Birincisi, Suriye’nin geleceğine dair başlayacak olan siyasi sürecin konuşulması. İkincisi ise Suriye’nin yeniden inşası hususunun somut projelerle hayat bulmasıydı. Putin-Esad zirvesinin bu iki gündemini biraz daha açmak gerekirse, Rusya’nın liderliği ile başlayacak olan siyasi sürecin Suriye krizinde etkisi olan tüm yerel aktörler ve bölge ülkelerini bir araya getirecek bir ‘Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne evrilmesi planlanırken, Suriye’nin inşası meselesi ile alakalı ise önümüzdeki günlerde Rusya’nın öncülüğünde bir takım donörlere çağrıda bulunulması ve kapsamlı bir iyileştirme programının ilk adımlarının atılması iki liderin prensipte anlaştığı hususlar arasında. Putin ve Esad tarafından üzerinde anlaşılan bu iki hususa İran ve Türkiye’nin de sıcak baktığı bu iki ülkenin yaptığı açıklamalarla resmiyet kazandı.

Fakat, Suriye’de askeri anlamda zaferi Rusya ve Esad yanlısı güçler kazansa da, barışı tesis etmek yalnızca Putin ve Esad’ın başarabileceği bir şey değil. Bu sebepledir ki özellikle Putin’in Kral Salman ve Sisi ile geçtiğimiz haftalarda yaptığı görüşmelerin netice vermesi ile, sahada Kahire ve Riyad destekli ve Esad’a öteden beri karşı olan bir takım yetkililerin bu hafta itibari ile sahadan çekildiklerini duyurmaları Rusya’yı ve Esad’ı son derece memnun etti.

YENİ SURİYE’DE KÜRTLER NE OLACAK?

Tüm bu faktörler göz önüne alındığında 4 Aralık’ta yapılması planlanan Suriye Ulusal Kongresi’nde öne çıkacak olan iki hususu şöyle ifade edebiliriz. Birincisi, Suriye’nin yeni anayasası ya da diğer bir tabirle anayasal reformlar meselesi. İkincisi ise 2018’de yapılması beklenilen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin düzenlenmesi. Birinci başlık olan anayasal reformlar direkt olarak Suriye’nin devlet yapısı ile alakalı bir husus ve ister istemez bu başlık altında müzakere edilecek en önemli konulardan biri Suriyeli Kürtler meselesi. İkinci başlık ise 2018’de Esad’ın tekrardan seçimlere katılıp katılmayacağı ve muhalefetin buna nasıl bir tepki geliştireceği konusu.

Kürtler meselesine baktığımızda Rusya’nın Yeni Suriye’de Kürtlerin hem sosyo-ekonomik hem de siyasi ve idari haklarının Eski Suriye’ye kıyasla iyileştirmesinden yana olduğunu belirtebiliriz. Fakat, Putin Kürtlere dair bu niyetini ortaya koyarken, Yeni Suriye’de Kürtlerin bu haklarının arttırılması hususuna karşın, Kürtlerin üç noktada Şam’dan bağımsız ve kopuk hareket etmemesini istemekte. Bu noktalar şöyle sıralanabilir: Bir, Rusya Kürtlerin Şam’dan bağımsız olarak dış ilişkilerini düzenlemesine karşı çıkmakta ve bu noktada Kürtlerin Şam ile ortak bir diplomasi dili ve tarzı kullanması gerektiğini belirtmekte. İki, Rusya Kürt bölgelerinde kalan yeraltı kaynaklarından elde edilen gelirlerin yüzde altmış beşini Şam merkezi hükümetiyle, yüzde on beşinin Kütlerle ve geri kalanının ise Suriye’de bulunan diğer bölgeler ile paylaşılmasını diretmekte. Son olarak ise Rusya, özellikle PYD’nin askeri ittifaklar noktasında Şam’dan bağımsız hareket etmesini tolere etmeyeceğini Kürt muhataplarına iletmiş durumda.

Burada Kürtlere dair en önemli hususlardan biri şüphesiz PYD’nin özellikle ABD ile olan ilişkilerinde düğümlenmekte. PYD’nin hali hazırda askeri olarak Suriye’deki tek müttefiki Amerikalılar ve farklı kaynaklara göre Suriye’nin kuzeyinde 10-12 kadar noktada Amerikan askerlerinin konuşlandığı belirtilmekte. Rusya Yeni Suriye’de Kürtlerin temel hak ve taleplerinin ademi merkeziyetçi bir çerçevede verilmesine rıza gösterirken, ABD ile askeri anlamda Şam’a rağmen yapılacak her ittifaka karşı olduğunu Lavrov’un açıklamaları ile defalarca muhataplarına iletti.

DİYALOG KONGRESİ’NE MUHALEFET ELİ ZAYIF OTURACAK

4 Aralık’ta düzenlenmesi muhtemel olan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin ikinci ve son derece önemli diğer bir gündemi ise 2018 yılında Esad’ın seçimlere tekrar katılıp katılmayacağı meselesi. Son iki haftadır Rusya’nın gerek bölgedeki tüm etkili aktörlerle gerekse de ABD ile yaptığı mekik diplomasisinin Esad lehine meyvelerini verdiğinin altını çizebiliriz. Özellikle, iki haftadır Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır destekli gruplardan aşırı Esad karşıtı isimlerin ayıklandığını ve önümüzdeki hafta yapılması muhtemel Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne çağırılmayacaklarını Suriye krizini başından beri takip eden uzmanların ifadelerinden anlamaktayız. Son tahlilde, Putin’in İran’dan sonra Türkiye’yi de yanına alarak Suriye’de Esad lehine bir geçiş sürecini kurumsallaştırmak için ortaya koyduğu yol haritasının taban bulduğunu ve Rusya’nın Suriye’ye barışı tam anlamıyla getiremese de Esad’ın koltuğunda kalmasını temin ettiğini belirtebiliriz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin