Siz kimin çocuklarısınız?

YORUM | Doç. Dr. MAHMUT AKPINAR

Geçen hafta Almanyada vefat eden Kürt yazar-çevirmen Zeynel Abidin Han’ın cenazesi ülkeye geldi. Cenaze memleketi Varto’ya götürülürken Muş-Varto yolu üzerinden polis noktasında uzun süre bekletildi. AKP Muş belediye başkanının talimatıyla yazarın cenazesi cenaze aracından indirildi, bir pikapa kondu. Cenaze defnedileceği Varto’ya ulaşınca bu defa AKP tarafından Varto’ya atanan kayyımın talimatıyla görevli imam kişinin cenaze namazını kıldırmadı. Zeynel Abidin Han bunları hak edecek bir şey yapmadı. Kaldı ki kişi sağlığında ne yaparsa yapsın ona son vazifemizi yapmak, cenazesine gereken saygı ve itina göstermek hepimiz için bir insanlık görevi. Ama Zeynel Abidin Han bunları mevcut iktidara muhalif olduğundan dolayı, Kürt ve Alevi kimliği nedeniyle yaşadı.

Bu hafta benzer başka bir olay daha yaşandı. Türkiye’de yaşayan insanlara böyle ahlaksız ve seviyesiz sayısız ayrımcılık yapan zihniyet bu defa aynı ayrımcılığı Almanya’da yaptı. Benim de bizzat tanıdığım Ali Önal insanlara faydalı olmaya çalışan, hakka hukuka azami derecede riayet eden, çocuklarını iyi yetiştirmiş, hayatını eğitime, hayır işlerine adamış mütedeyyin, duyarlı ve sorumlu bir mümindi. Yıllarca madende ağır şartlarda çalışıp emekli olduktan sonra, son yıllarını geçirmek için memleketi Akhisar’a yerleşmişti. Orada bağla-bahçeye ilgileniyor. yetiştirdiği zeytinleri ve yağlarını dostlarıyla paylaşıyordu. Zeytinlerinden ve yağlarından bize de nasip olmuştur. Hayırsever, gurbetçi Ali Önal 15 Temmuz sonrası köyündeki komşuları tarafından “terörist” diye şikayet edilir, taciz edilir. Ülkedeki cinnet havasında barınamayacağını anlayan Ali amca hasta hanımıyla birlikte Almanya’ya geri döner. Geçirdiği ağır rahatsızlık nedeniyle son nefesini köyünde vermeyi ve oraya defnedilmeyi çok ister ama sonra bu düşüncesinden vazgeçer. Eşi: “neden köye gömülmekten vazgeçtin?” diye sorunca: “Hatun bizim ölümüzü de istemezler, almazlar oraya, çocukları da üzerler, kimse sıkıntı yaşamasın buralara bir yere gömersiniz beni..” der.

Nitekim Ali Amca haklı çıkar. Erdoğan’ın bütün topluma ve sürekli yaydığı nefret Ali amcayı ölümünden sonra,  hatta Almanya’da dahi bulur. Çocukları babalarının cenazesini kendilerine yakın Hamm-Herringen Müslüman mezarlığına defnetmek isterler. Mezarlığın yakınında bulunan Diyanet işlerine bağlı (DİTİP) Ali Önal’ın cenazesini yıkamaz ve namazını kıldırmaz. Erdoğan’ın, AKP iktidarının ürettiği dışlayıcılık ve ayrımcılık insanların peşini vefat ettikten sonra dahi bırakmıyor. Bu insaf ve insanlık dışı dışlamayı ilk defa Türkiye’de Gökhan öğretmenin cenazesinde görmüştük. Sonrakileri sayamaz olduk, böylesi insanlık dışı olaylara toplum alıştırıldı.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Hadi bu insanların görüşlerini beğenmiyor, onaylamıyorsunuz. Peki, öldükten sonra cesetlerinden almaya çalıştığınız hınç nedir?

Hz. Peygamber cahiliye döneminden kalma düşmanlarının cesetlerinin ağzını burnunu kesmeyi, cesede eziyet etmeyi (Müsle), kesin olarak yasakladı. İnsanların dirisine olduğu gibi ölüsüne de hürmet etmeyi emretti. Bir gün önlerinden cenaze geçer ve Hz. Peygamber ayağa kalkar. Sahabe: “Ya Resulallah neden ayağa kalktınız?” diye sorarlar. O da: “Cenaze geçiyor, ona saygı için kalkıyorum” der. Sahabe: “ama o bir Yahudi cenazesi” deyince, Peygamberimiz: “Ama o bir insan!” diyerek bütün insanların cenazelerinin, cesetlerinin saygıya, hürmete layık olduğunu öğretir bize.

Hz. Peygamber insanların dirisine de ölüsüne de hürmet ederdi. Necran Hristiyanları’nın İslam’ın en kutsal mekanlarından olan Mescidi Nebevi’de günlerce kalmasına ve ibadetlerini harem alanında yapmalarına müsade etmişti. AKP zihniyeti, Müslümanı camiden atıyor, cenazesine eziyet ediyor, ibadethanede dahi dışlama, ayrımcılık yapıyor. Siz hangi dine mensupsunuz, kimin ümmetisiniz?

Diyelim ki sizinle aynı düşünmüyor diye bu insanlara düşmanlık besliyorsunuz. Düşmanlığın dahi bir sınırı, ölçüsü var. Diriliş Ertuğrul dizileriyle coşuyor, Osmanlı, Selçuklu diye hamaset kesiyorsunuz ama örnek aldığınızı sandığınız kişilerin yaşantılarından dahi haberiniz yok. Gözlerinizi kin ve nefret bürümüş. Dinden, ahlaktan, tarihten kopuk, gerçek dışı bir alemde yaşıyorsunuz.

Bize Anadolu’nun kapılarını açan Alpaslan düşmanı, savaştıktan sonra esir aldığı Bizans Kralı Romen Diyojen’i onurunu rencide etmeden, yanına bir eskort vererek ülkesine geri göndermişti. İnsanlık dışı bir muamelede, işkence ve eziyette bulunmamıştı.

Şarkın Şanlı Sultanı Selahaddini Eyyubi ülkesini işgale gelen düşmanı  Aslan Yürekli Richard’ı savaş meydanında yenip esir almıştır. Ama düşmanının onurunu, haysiyetini rencide etmemeye itina göstermişti. Dahası aynı zamanda bir Hekim olan Selahaddin yaralı Richard’ı bizzat kendisi tedavi etmişti.

Ebu Cehil Müslümanlar Mekke’den Medine’ye göçerken Hz Peygamberin kızı dahil, Mekkelilerin şerrinden kaçan Müslümanların bazı kadınlarını-kızlarını yakalar. Ama onlara birşey yapmaz. Zarar vermek isteyenlere karşı: “Ben kendime gücü Müslümanların kadınlarına, kızlarına yetiyor, onlara zulmediyor dedirtmem” diye cevap verir.

Bugün AKP hapishanelerinde çoğu yüksek eğitim görmüş, nitelikli donanımlı, en küçük sabıkası olmamış ve tamamına yakını başörtülü 11.000 kadın yatıyor. Doğum yaptığı gün hastaneden alınıp bebeğiyle cezaevine götürülenlerin sayısını unuttuk. 780 masum bebek analarıyla birlikte beton duvarlar arasında büyümeye çalışıyor. Geçen hafta Ankara’da üniversitede okuyan mütedeyyin kız öğrencileri aldınız. Onlara Ankara emniyetinde işkence ediyorsunuz. Suçları, kitap okumak. Ahlaki, dini, yasal olan, ama sizin istemediğiniz bazı şeyleri yapmak!

Hz. Peygamber bazen karıncalar ezilmesin diye, bazen yuvasında yatan kuş ve yavruları zarar görmesin diye ordusunun yönünü değiştiriyordu. Hz. Peygamber’in yaptıkları, söyledikleri ortada. Alpaslan’ın, Selahaddin’in yaptıkların ortada. Hatta Ebu Cehil’in davranışı ortada.

Siz bu kadar kötülüğü, kini, nefreti nereden tevarüs ettiniz? Siz gerçekten kimlerin çocuklarısınız?

2 YORUMLAR

  1. Üstat kalemine ve yüreğine sağlık. Yazınızı okuyunca içimin biraz serinlediğini hissetttim.
    Dertler biter mi? Bitmez. Onun için problemlerin üzerine sizin gibi giden ve yüreğimizi biraz da olsa serinleten yazarlarımıza şiddetle ihtiyacımız var.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin