Sığınmacı sorununa yaklaşımımız temelden yanlış; İşte işin aslı

HABER-ANALİZ | M. AHMET KARABAY

Türkiye sığınmacı sorunu ile gelecekte bugünkünden daha fazla muhatap olacak. Üstelik  hem devlet açısından, hem toplum açısından önceden kestirilemeyen sorunlara gebe olacak. 

Biz toplum olarak maalesef sığınmacı konusunda sebepleri değil sonuçları tartışıyoruz. Bundan dolayı da yanlış kesimleri suçluyoruz. 

Önce “sığınmacı” ya da “göçmen” kelimesinden neyi kastettiğimi belirtmek istiyorum. Bu kelimeyi göçmenler, sığınma arayışında olanlar, uluslararası koruma altında bulunan insanlar anlamında kullanıyorum.  

Bu kadar geniş anlamda kullanmak suretiyle hem kendi isteğiyle, hem elinde olmadan yerini yurdunu terk etmek durumunda olanları “sığınmacı” kelimesinin altında topluyorum. Bir diğer ifadeyle can güvenliğini sağlamak amacıyla yerini yurdunu terk edenler de daha iyi ekonomik imkanlara kavuşmak isteyenler de bu kelime ile ifade ediliyor demektir.

SIĞINMACI OLMAYI GÖZE ALMAK KOLAY DEĞİL

Şunu unutmamak gerekir. Sığınmacı ve sığınmacılık bir sonuç. Bunu doğuran sebepler var. Bir yerde göç varsa, bu insanların bulundukları yerlerde düzenini bozan bir güç var demektir. 

Daha açık ifade edeyim. Bir şehirde bir mahalleden başka bir mahalleye göç ediliyorsa, orada o şehri yönetenlerin parmağı var demektir. Bir şehirden başka bir şehre göç söz konusu ise burada o ülkeyi yönetenlerin karar ve uygulamaları söz konusu anlamına gelir.

İnsanlar bir ülkeden göçe zorlanıyorsa orada büyük güçlerin verdiği bir karar vardır. Göçe maruz kalan insanın yaşadığı ülkeyi aşan bir oyun oynanıyor demektir. 

Bu dünyanın neresinde olursa olsun bu kural geçerli. Bu büyük karar vericileri bir kenara bırakıp sadece bu fiile maruz kalmış insanları tartışmak ya da onları sorunun öznesi gibi ele almak bizi sağlıklı bir sonuca götürmez. 

Türkiye’ye gelen milyonlarca Suriyeli, kurban konumunda idi. Gelenler arasında işsiz güçsüzler olduğu gibi bulundukları yerlerde önemli imkanlara sahip olanlar vardı. Bunlar işyerlerini, tesislerini, evlerini, eşyalarını bırakıp geldiler. Başkasının yardımına muhtaç duruma düştüler.

***

ERDOĞAN-BİDEN GÖRÜŞMESİNİN ABD PASAPORTLU TERCÜMANI

Merve Kavakçının kızı Fatima Gülham Abushanab

Şimdilerde ise Afganistan’dan gelenleri ve gelecek olanları konuşuyoruz. Afganistan konusu gündemimize nasıl girdi ona bakmak lazım.

14 Haziran’da NATO zirvesinde gerçekleşen Erdoğan-Biden görüşmesi çok önemsendi. Bu kritik görüşmede Erdoğan’ın tercümanlığını Merve Kavakçı’nın doğuştan ABD pasaportlu kızı Fatima Gülham Abushanab yaptı. 

Bilindiği gibi bu görüşmede herhangi bir zabıt tutulmadı. Tarafların yaptığı tek açıklama Afganistan konusunda Türkiye’ye verilen görev idi. ABD’nin Afganistan’da boşalttığı yerlerden en kritik görev kabul edilen Kabil Havaalanının işletilmesi ve güvenliğinin sağlanmasını Türkiye üstlendi.

ABD gibi bir ülke, Afganistan’dan kuvvetlerini çekeceğini yıllar önce açıklamışsa, bu çekilme sürecini nasıl yapacağını, çekilme sonrası orada neler olacağını ve nasıl şekillendireceğini son ana bırakması mümkün müdür?

Belçika’daki NATO zirvesi, daha önce teknik insanlar tarafından hazırlanıp bütün ayrıntılarının şekillendirilmesinden sonra işin noktalandığı ve formalitesinin yerine getirildiği bir ortam oluştu.

ABD Başkanı Joe Biden, bir süre önce Afganistan’dan ABD askerlerinin çekilmesi sonrası ile ilgili CNN International’da soruları cevaplarken, “Bizimle beraber savaşan Afganlıları Taliban’ın eline bırakamazdık. Onları oradan alacağız” demişti. 

Biden’ın bu sözü niçin söylediğine ilişkin bir notu eklemem gerekiyor. ABD, 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında Afganistan’ı işgal etmeye başladığında orada kendisi ile çalışacak insan bulmakta zorlandı. Tercümandan yöneticiye kadar her düzeyde insana ihtiyacı vardı.

Bundan dolayı insanlarla yapılan sözleşmelerine bir madde eklemek durumunda kaldı. İşbirliği yapacak olanlara çekilme sonrasında kendilerinin korunacağına dair bir madde eklendi. 

Biden, açıklamasında aldıkları insanları ABD’ye götüreceğine ilişkin ima yollu olsa bile bir ifade kullanmadı. 

İşte şimdi Taliban, ülkede hakimiyet alanını genişlettikçe bu insanları ülkeden tahliye etmesi gerekiyordu. Bu tahliyenin nereye yapılacağı şekillenmiş oluyor. 

Afganistan’dan kaçan insanlar sadece ABD ile işbirliği yapanlar değil. Taliban ile yıldızı barışmayan, daha iyi imkan arayışında olanlar da var. Dahası, Türkiye’de gerektiğinde görev alacak Taliban militanlarının yer almadığını sanmak hayli saflık olur. 

***

SOYLU’NUN SÖZLERİ NE ANLAMA GELİYOR?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, geçtiğimiz günlerde Habertürk’ten Nagehan Alçı’ya göç konusunda önemli açıklamalar yaptı. Afganistan’dan gelenlerin bizim kardeşlerimiz olduğunu ifade etti ve onlarla tarihi bağlarımızı anlattı. Soylu, “Afganlı kardeşlerimize” mutlaka kucak açmamız gerektiğini söyledi. 

İktidar kesimi sık sık Pakistan ve Afganistan halkının İstiklal Savaşı döneminde Anadolu’ya yaptığı yardımlar dile getiriliyor ve vefa gösterilmesi gerektiğine vurgu yapıyorlar.

Kendilerinin bugüne gelmesini sağlayan Necmettin Erbakan’a hayatta iken dünyayı dar edenlerin vefa duygusundan söz etmeleri hayli dikkat çekici. (Öldükten sonra baş tacı edilmiş görüntüsünü söylemeyin bana ne olur)

Konuyu dağıtmamayım. Soylu gibi isimler bir konuya böyle canla başla sahip çıkıyorsa orada Saray’ın kesin iradesi şekillendi demektir. Muktedirlerin ömürleri yeterse, Türkiye Afganistan’dan gelen milyonlarca insana kucak açacak anlamına gelir.

AB’nin Suriyeliler için yaptığı yardımın bir benzerini yakında ABD gündeme getirir. Türkiye Afganistan’da ABD adına savaşan da oradan kaçanlara da ülkesine kucak açan ülkeye dönüşmüş olur.

Böylece Türkiye’yi yönetenler birkaç hedefi birden vurmuş olacaklar. Bu hedeflerden birisi de uyuşturucu konusu. Bilindiği gibi dünyada uyuşturucunun iki büyük üretim merkezi var. Biri Orta Amerika, diğeri Afganistan. 

Afganistan’da ise uyuşturucunun üretildiği bölgeler Taliban’ın hakimiyetindeki yerler. Sakın ola uyuşturucu ticareti ile dünyadaki en dindar kesim olan Taliban’ı nasıl bir araya getirdiğimi sormayın. 

Taliban bölgesi, dünyada silaha en kolay ve en ucuz ulaşılabilen bölge olarak yıllardır bilinir. Taliban bu kadar silahı uyuşturucu ticareti ile sağlıyor. Bunlar yaptıklarına ilişkin sıradan tabilerine çok basit bir argüman sunuyorlar. 

“Biz ürettiğimiz uyuşturucu ile Batı’yı iki kez vuruyoruz. Bir en kolay yoldan silah temin ediyoruz, sattığımız uyuşturucu ile de gençliklerini yok ediyoruz.”

Şimdi hiç yoktan uyuşturucu konusunu göç konusuna neden dahil ettiğimi merak ediyor olabilirsiniz. Hemen söyleyeyim. Bu Afganistan operasyonu sayesinde birileri uyuşturucu konusunda Türkiye’yi dünyadaki en büyük ticari merkez haline getirmiş olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin Taliban’ın inancıyla ters bir yanı yok” sözleri kamuoyunda çok tartışıldı. Bu sözün tartışılacak çok bir yanı yok. Türkiye’nin Taliban ile şiddetli çatışmalara girecek olmasına rağmen uzlaşması hiç zor değil. 

ARTIK YUNANİSTAN SINIRINA YIĞMALARI SÖZ KONUSU DEĞİL

Türkiye, yeni gelecek milyonlarca sığınmacıyı, geçmişte olduğu gibi Yunanistan sınırına yığması artık çok kolay olmayacak. AB ülkeleri, Türkiye’ye bir miktar para verdi ve o insanları sınırdan geri çekti. 

Zaten sınıra AB’den biraz daha para almak için yığılmışlardı. Türkiye aldığı para ile rahatlarken Batı da Yunanistan sınırını tahkim etti. Fiziki sınır güvenliğini pekiştirdiği gibi Edirne’ye 40 kilometre mesafedeki Dedeağaç’ı (Aleksandropolis) askeri üsse çevirdi. Buraya 400’den fazla tank ve zırhlı araç konuşlandırdı.

Dolayısıyla artık göçmenleri sınıra yığarak Türkiye’nin bir göçmen şovu yapmasına müsaade etmeyeceği anlaşılıyor.

Güneyden gelenlerin de doğudan gelen ve gelecek olanların da yeni yurtları Türkiye olacak.

Tekrar göçmen konusuna dönüp son sözü söylemek zamanı.

İşte bu devletleri yönetenlerin yaptıklarını bir kenara bırakıp bunun mağdurlarını olayın asıl failleri imiş gibi görerek göçmenleri hedef göstermek gerçekten çok insafsızlık olur. 

 

  1. Ahmet KARABAY

 

ETİKETLER
#göç #göçmen #Taliban #Afganistan #uyuşturucuticareti #JoeBiden #ABülkeleri #Dedeağaç #Aleksandropolis

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin