Şeytanın ikizi

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Saddam Hüseyin’in en cevval oğullarından olan Uday Hüseyin el-Tikriti, babası hapishanedeyken 1964’te dünyaya gelmişti. 

Saddam, Uday’i tam bir proje evlat olarak yetiştirmek istiyordu ama o hiçbir zaman babasının istediği kıvamda lider olamadı. 

Çocukluğundan itibaren maruz kaldığı baskı, şiddet ve yönlendirmeler onu muazzam bir zalim ve sapık bir yavru diktatör yapmaya yetmişti ama lider karizması yoktu Uday’ın. 

Çocuk yaşlardayken Uday ve kardeşi Kusay, babasının yönlendirmesiyle suçlu infazlarını izlemek zorunda kalmıştı.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

1984’ten itibaren Irak Olimpiyat Komitesi ve Irak Futbol Federasyonu’nun başkanı olarak babası tarafından atandı. Görevi sürecinde, kazanamayan sporculara işkence yaptı. Ayrıca Al-Rasheed adlı kendi spor kulübünü kurdu ve 1990’da dağılıncaya kadar ülkenin en iyi oyuncularını satın aldı.

İşkenceden kaçan Iraklı sporculardan Raed Ahmed, “Eğitim kampı sırasında tüm sporcuları yakından izlerdi, antrenörlere sporcuları daha fazla zorlamaları için baskı yapardı… Sonuçlardan memnun değilse, antrenörleri ve sporcuları Olimpiyat Komitesi binasındaki özel hapishanesine attırırdı. Belli bir derece vaat ederseniz ve bunu başaramazsanız, ceza insanlara işkence yaptıkları Uday’ın özel hapishanesi idi. Bazı sporcular, en iyileri de dahil olmak üzere, Uday Komiteyi devraldığında sporu bırakmaya başladı.. Ben her zaman cezalandırılmamayı başardım. Asla bir şey için söz vermemeye dikkat ettim. Daima dayak yemenin güçlü bir olasılığı vardı. Ama kazandığımda Uday çok mutlu olurdu,” demişti. 

The Sunday Times, batıya iltica eden Iraklı sporcularla gerçekleştirdiği söyleşiye göre, uluslararası turnuvalarda iyi sonuç alamayan ve elenen Iraklı futbolcular Uday’ın emriyle hemen gözaltına alınıp işkence edilmişti. 

Misal, Şarar Haydar Muhammed el Hadithi adlı milli futbolcu bir yenilgiden sonra günde 20 kez falakaya yatırıldığını ve ardından vücudunun üst tarafı soyularak içi çakıl dolu bir çukurda sürünmesinin istendiğini söylüyordu. Vücudunda çeşitli yaralar oluşan 31 yaşındaki sporcu daha sonra yaraları enfeksiyon kapsın diye lağım dolu bir tanka atılmış.

Sunday Times’ın konuştuğu öteki Iraklı futbol adamı Uday’ın basın sözcüsü Abbas Janabi ise gözaltına alınan futbolcuları betondan yapılmış bir topla şut atmaya zorlandıklarını defalarca gördüğünü söyledi.

Kırmızı kart gören oyuncuya iki metrekarelik bir zindanda iki hafta boyunca saçları ve kaşları jiletlenmiş vaziyette elektrik verdiği Irak futbol camiasında konuşulan en meşhur işkence türlerinden biridir mesela. 

Irak’ın efsanevi antrenörü Amo Baba, Uday’ın oyunculara verdiği cezaların onların atletik yeteneklerini yok ettiğini söylemişti. Iraklı sporcuların yarısının ülkeyi terk ettiğini ve birçoğunun güçlü rakiplere karşı oynanan maçlardan önce olası cezadan kaçmak için hasta numarası yapmak zorunda kaldıklarını söyledikten sonra birkaç kez Uday’in emriyle tutuklanan ünlü koç, Uday’ın milli takımı yok ettiğini söylemişti. 

Buna karşılık Uday anında medyanın önüne Amo Baba’nın yardımcısı Maad Ibrahim Hamid’i çıkardı. Hamid, Uday’ın oyunculara zafer için mali ödüller verdiğini ve yenilgi durumunda hapis cezasıyla tehdit ettiğini söyledi. Hamid, sporcuların işkenceye maruz kalmadıklarını, ancak bazılarının zina ve alkol bağımlılığı da dahil olmak üzere ahlaksız davranışlardan veya kötü oynamak yüzünden tutuklandığını söylemişti. 

Yıllar boyunca astığı astık, kestiği kestik olan diktatörün oğlu bir yandan da sürekli ölüm korkusu yaşıyordu. Bağdat’ın dışına çıkmamaya özen gösteriyor, kamusal alanda boy gösterirken de yerine dublörünü yolluyordu. 

Dublörünün ismi Latif Yahya idi ve bir canavarın yerine geçmenin ne demek olduğunu başlarda bilmiyordu. 

Özel hayatında hazcı, sınırsız zevkleri ve sapkınlıkları olan Uday, halkına karşı bir o kadar zalim ve acımasızdı. Evinde içkinin su gibi aktığı doğum günü partileri düzenliyor, alkolün fuhşun su gibi aktığı zamanlar yaşıyordu. Dışarıda ise katı bir siyasal İslamcı ve dinbazdı. 

Babasının saçma sapan dış politikaları yüzünden Irak uluslararası camiada yalnızlaştırılmış ve habire ambargo yiyordu. Ancak Uday bunu da fırsata çevirmeyi biliyordu. 

Meşhur körfez harbinden hemen sonra Birleşmiş Milletlerin Irak’taki yaptırımlarından yararlanarak muazzam bir zenginlik ve nüfuz imparatorluğu kurmuştu. Petrol, sigara ve diğer yasaklanmış malzemeleri kaçakçılık yoluyla temin etti ve Irak’da karaborsada sattı. Ayrıca zengin Körfez ülkelerine alkol ve yarış atı satıyordu. At sporlarından hoşlanıyordu. 

1996 yılında uğradığı silahlı suikast başlıbaşına bir roman ve dizi film konusudur. 

Uday’ın zaaflarını iyi bilen suikastçılar Uday’ın buraya kızlar için geldiğini biliyordu. Ancak Uday neredeyse o küçük bölgeyi tamamen polisle doldurmuştu. Suikastçılar aylarca gözlem yaptılar ve kimin polis, kimin esnaf olduğunu tek tek çıkardılar. 

Aylar sonra üç suikastçı Uday’ın kullandığı araca tam 50 el ateş ettiler ve bunun 17’si Uday’a isabet etti. İki mermi omuriliğine saplanmıştı. Buna rağmen hayatta kaldı ama bedeni kalıcı hasar görmüştü. Topallıyordu artık. 

Uday daha sonra titiz bir intikam çalışması yaptı ve üç suikastçının kimliğini öğrenip bütün sülalelerine işkence ederek öldürttü. Cesetlerine bile morgda işkence yaptırdı. Mal mülklerine el konuldu ve bununla da yetinmeyip köyleri, evleri, işyerleri buldozerlerle dümdüz edildi. 

Uday’ın dublörü Yahya oğul Saddam’ın haftada 5 gün içki içip kadınlara tecavüz ettiğini, iki gün ise oruç tuttuğunu söylüyordu. 

Uday’ın Irak emniyet güçlerinin dışında özel ve sivil bir silahlı örgütü vardı ve her türlü kanundan vareste idiler. Her sapık zalim gibi Uday’ın da evcil hayvan merakı tuhaftı. Evinde 9 aslan ve çıta besliyordu. 

2003 yılında artık işler çığırından çıkmıştı. Gizli olarak yaşıyordu Uday ve kardeşi Kusay. Yanlarında bir de Kusay’ın oğlu ve korumaları vardı. Kaldıkları evin sahibi 30 milyon dolar ödül için onları ihbar edince yaklaşık 4 saatlik bir saldırı sonrasında öldürüldüler. 

Saddam bu ölümün üzerine yayınladığı gizli kasette şunları söyleyecekti: 

“Sevgili Iraklılar, kardeşleriniz Uday, Kusay ve Kusay’ın oğlu Mustafa, Allah’ı ​​sevindiren, bir arkadaşını mutlu eden ve bir düşmanı üzen inançlı bir tavır aldı. Düşmanla altı saat süren cesur bir savaştan sonra Musul’daki cihat arenasında direndiler. Hücum orduları, kara kuvvetlerinin her tür silahını onlara karşı harekete geçirdi ve sadece bulundukları eve karşı uçaklar kullanabildiklerinde onlara zarar vermeyi başardı. Allah aşkına şehitlikleri ile onurlandırılmayı bize nasip ettiği için Allah’a şükrediyoruz. Saddam Hüseyin’in Uday ve Kusay dışında 100 çocuğu daha olsaydı, Saddam Hüseyin onları da aynı yolda feda ederdi. Uday, Kusay, Mustafa ve onlarla birlikte başka bir Mücahid adamı öldürseniz de, ulusumuzun her bir genci cihat adına Uday, Kusay ve Mustafa’nın ta kendisidir.”

Dublörü  Latif Yahya, “Onu tanımlayan kelime sadist. Bence Saddam Hüseyin, Uday’dan daha insandı.” Diyor.. O kadar hani…

Çok ibretli bir dönemin ibretli bir ismiydi Uday Hüseyin. Kimilerine göre şeytanın ikizi, kimilerine göre şeytanın ta kendisiydi!

2011 yılında usta yönetmen Lee Tamahori Uday ve konumasını odağına alan “The Devil’s Double – Şeytanın ikizi” isimli filmi çekti. 

Film şan şöhretin yanı sıra onur ve haysiyetin de parayla satın alındığı şehir Bağdat’ı; Saddam Hüseyin’in sadist oğlu Uday’ın kendi küçük krallığı gibi anlatıyor. 

Konusu şöyle: Çıkarlar için her türlü ahlaksızlığın döndüğü bu kentte Uday’ı alt etmek mümkün değilken orduda subay olan Latif Yahia bir gün Saddam’ın sarayına çağrılır ve kendisine Uday’ın yerine geçmesi ’emredilir’. Latif Yahia’nın karşısında iki seçenek vardır: ya Uday’ın fiziki iki olacaktır, ya da ailesini de kendisiyle birlikte ölüme götürecektir.

İhanetin ve yolsuzluğun kol gezdiği, hiç kimseye güvenilmeyen bir dünyada, Latif hem hayatta kalma mücadelesi verecek hem de zorla içine itildiği bu görevden kurtulmaya çalışacaktır…

Şeytan’ın İkizi zaman zaman Hollywood klişelerine takılsa da içinden bugün ülkemizden ve bazı kahramanların dip koçanlarından izler taşıyan enteresan bir film. 

Belki izlemek istersiniz diye yazdım.

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin