Sayıştay raporlarındaki gerçek!

YORUM | HAKAN TANER

Türkiye’de gündem İstanbul depremi ve Sayıştay raporları. Yan gündemler de var tabii.

Yargı reformuna yapılan eleştiriler, insan hakları ihlalleri, intiharlar, pahalılık vb.

Yan gündemler artık rutinleştiği için artık kimsenin vicdani duyarlılığı ve çözüm bulması gerekenlerin ilgi alanına bile girmiyor.

Sayıştay’ın bir önceki raporu küçük kırıntılar halinde bile olsa kamuoyu gündemine yansıdığında ülkenin nasıl ve ne boyutta bir sorunla karşı karşıya olduğunu anlamaya yetiyordu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Renault Clio bir aracın 100 kilometrede 63 litre yakıt tükettiğini, sonrasında 1 kilometre yol yapan bir aracın 42 bin TL yakıt tükettiğini öğrenmiştik.

YOLSUZLUKTA KENDİ REKORLARINI KIRIYORLAR

Sayıştay’ın son 2018 raporundan yansıyanlar ise bir önceki raporların tamamının rekorlarının kırıldığını gösteriyor.

Maksadım bu kötü tablodan uzun uzadıya bahsederek milletin zaten sıfırlanmış moralini ve sinirlerini hoplatmak değil. Ancak bazı önemli başlıkları da atlamak olmaz.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) “çağ atlattık” dediği sağlık sektörü S.O.S veriyor.

Şehir hastanelerinin bütçeye olması gerekenden çok büyük külfetler yüklediği yetmezmiş gibi esas meselenin işletme safhasında ortaya çıkacağı anlaşılmış oldu.

Kamu-özel tüm sağlık sektörü insan sağlığına ticari bir anlayışla yaklaştığı için hastaneye yolu düşen herkes bu anlayışın kurbanları arasındaki yerini alıyor.

Sayıştay’ın sağlık ile ilgili en çarpıcı tespitlerinden biri tarihi geçmiş 72 bin aşının 63 bin çocuğa yapılmış olması. Bu aşılar fahiş bir fiyatla alınmış. Bu şekilde usülsüz harcamalarla Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) batırılması ise tam bir facia.

SGK’nın ölenlere sağlık hizmeti vermesi mi? dersiniz, 77 bin kişiye engelli olmadığı halde engelli gibi maaş ödenmesi mi? dersiniz… Say say bitmiyor.

SARAY KILIK KIYAFET İÇİN 10 MİLYON LİRA HARCAMIŞ

Sayıştay raporlarında en dikkati çeken bölüm başlıklarından biri de Saray’ın harcamaları.

Saray harcamaları her yıl birkaç kat atlayarak yükselmiş. Örneğin 2014 yılında 131 milyon 2017’de 1 milyar 97 milyon ve 2019 da şu ana kadar tam 3 milyar 240 milyon TL harcamayı başarmış.

Saray’ın harcamalarından birkaç detay şöyle: Mal hizmet alımı 156 milyon liradan 428 milyon liraya yükselmiş. Günlük harcama 4 milyon 500 bin TL. Bu rakamlar içerisinde benim en çok dikkatimi çeken rakamlardan biri de tam 10 milyon liralık giyim harcaması olmuş.

Hadi yediğiniz içtiğiniz gezdiğiniz her şeyin parasını millete ödettiriyorsunuz da bari giydiklerinizi kendi paranızla alsaydınız!

Velhasıl Saray harcamaları 2018 yılında tam yüzde 160 artış göstermiş.

36 MİLYAR DOLAR DEPREM VERGİSİ NE NOLDU?

1999 yılında yaşanan Gölcük –İzmit -Sakara merkezli deprem sonrası depremle ilgili önlemler için kullanılmak üzere “geçici”, daha sonra AKP tarafından “kalıcı” hale getirilen bir vergi konulmuştu.

Özel İletişim Vergisi’nden elde edilen gelirlerin ne olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir iki-kez sorulduğunda o dönemin Maliye Bakanı “o vergilerin yol, su ve elektrik olarak kullanıldığını” ifade etmişti.

Silivri merkezli AFAD’a göre 5.8, Kandilli Rasathanesi’ne göre 6.0 büyüklüğündeki deprem sonrası Sayıştay’ın raporları eşliğinde bu soru tekrar soruldu.

“Deprem vergisi” olarak toplanan 36 milyar dolar gibi yüksek bir meblağın maalesef deprem ile ilgili bir işte kullanılmamış olduğu, hatta o günlerden bugünlere kadar hiçbir tedbirin alınmamış olduğunu öğrendik.

Marmara Denizi’nde yapılan sismik çalışmalara katılan Prof. Dr. Naci Görür,

deniz içine yerleştirilecek deprem gözlem istasyonunun Avrupa Birliği (AB) destekli alınabilmesine rağmen engellendiğini ifade etti.

Bir canlı yayının konuğu olan bilim insanları İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan 1 milyon 500 bin euro tutan bu cihaz için destek istedi.

TOPLANMA ALANLARINDA REZİDANSLAR YÜKSELİYOR

Deprem demişken panik anında halk sığınacak bir boşluk aradı.

Fakat deprem toplanma alanı olarak belirlenen arazilerin üzerinde alışveriş merkezi, rezidans vb. beton yığınlarının yükseldiği gerçeğini bir kez daha müşahede etmiş olduk.

Hasılı Deprem Fonu’nda olması gereken 36 milyar dolar ile İstanbul depreme karşı daha hazırlıklı hale getirilebilirdi. Olamadı. Ranta feda edildi koca bir şehir ve içinde yaşayan insanların hayatı.

Son olarak Sayıştay raporlarından dökülen küçük bir not: Diyanet İşleri Başkanlığı 2018 yılında banka hesaplarından 2 milyon küsür lira faiz geliri elde etmiş!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin