Saray’da tek başına [Vehbi Şahin, yazdı]

Geçenlerde bir arkadaşım anlattı.

Hızlı trenle Ankara’ya giderken yan koltuktaki sohbete kulak misafiri oluyor ister istemez…

Muhabbetin ana konusu her zaman olduğu gibi “N’olacak bu Türkiye’nin hali” üzerine…

Referandumdan, Erdoğan’dan, AKP’den ve Türkiye’nin büyük devlet olmasından da bahis açılıyor tabii ki…

Bu sırada söze, 70 yaşlarında görünen Erzurumlu bir amca giriyor.

Libya’da iş yaptığını, dünyayı dolaştığını özellikle belirttikten sonra sohbetin en can alıcı iki hüküm cümlesini kuruyor.

Diyor ki…

-Bir ülkenin ne kadar çok düşmanı varsa o ülke iyi yoldadır.

-Eğer düşmanı yoksa o zaman yatsın uyusun, yerinde saysın ve gelişmesin.

 

HALKINI TANIYOR

Arkadaşım bu anekdotu aktarınca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bir kez daha takdir ettim.

İçimden dedim ki…

-Adam siyaseti biliyor.

-Sokağı biliyor.

-Milleti biliyor.

Politikacı olmak için siyaset bilimi okumaya; diplomasiyi öğrenmek için uluslararası ilişkiler bölümünü bitirmeye gerek yok artık…

Ne yapmalı?

Erdoğan Siyaset Bilimi Akademisi’nde eğitim görmek yeterli!

15 yıl tek başına iktidarda kalmak, AKP seçmenini sürekli diri tutmak, muhale

feti on parçaya bölmek, kendine alternatif olmaya aday parti içi ve dışı liderleri pasifize etmek kolay bir iş değil çünkü…

İşte Erdoğan, bunları başardığı için Erzurumlu amca gibi milyonların gönlünü kazanmış durumda…

 

YEDİ DÜVELE KARŞI

Herkes kıskanıyor Erdoğan’ı ve AKP’nin icraatlarını…

Dışarıdaki düşmanlar da içerideki işbirlikçiler de onu devirmek için uğraşıyor.

ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, İsrail, Mısır, Suriye, Yunanistan hatta Erdoğan’ın ikinci evim dediği İran bile AKP’nin izlediği bağımsız politikalardan rahatsız!

Terör örgütü PKK, Suriye’deki uzantısı PYD, IŞİD, DHKP-C, Cemaat, CHP, HDP, sol sendikalar, Geziciler, Kemalistler, Cumhuriyet gazetesi, Aydın Doğan, Koç, yüksek yargı vs…

Hepsi 15 yıldır AKP’nin millete hizmet götürmesini engellemek için canla başla çalışıyor.

İçerideki ve dışarıdaki düşmanlar o kadar başarılı oldu ki AKP ve Erdoğan 15 yıldır eli kolu bağlı iktidarda kaldı!

Milleti ve devleti için hazırladığı devasa projeleri hayata geçiremedi!

Bu nedenle Erdoğan mağdur, AKP mazlum!

saray spot2

ERZURUMLU AMCA HAKLI!

Bu vesayet çemberini kırmak için 16 Nisan’da millet bir kez daha Erdoğan’a ve AKP’ye sahip

çıkmalı!..

Aksi takdirde iktidar da istikrar da kaybolur!

Türkiye karanlığa gömülür!

Topraklarımız işgal edilir!

Ezanlar susar, camiler kapanır!

Emekliler maaşlarını alamaz, hastalar ilaç bulamaz, boğazına kadar kredi borcuna batmış muhafazakar Müslüman sağ seçmen evine ekmek götüremez!

Sosyal yardımlar kesilir, beleş hayat sona erer!

Off…

Bunları yazarken bile ruhum daraldı.

Ne kadar çok düşmanımız varmış meğer bizim…

Erzurumlu amca haklı…

Erdoğan ve AKP doğru yolda!..

Bu kadar hain düşman bir araya gelip Erdoğan’a saldırıyor ise AKP’nin de Cumhurbaşkanı’nın da gittiği yol kesinlikle doğrudur!

 

O BAYRAK İNECEK YOKSA…

İşte Erdoğan’ın başarı sırrı burada…

Dün ne söylemiş, bugün ne demiş, söyledikleri birbiriyle çelişmiş çok da umurunda değil.

O andaki çıkarına ve konjonktüre bakıyor.

Seçmenin yaklaşık yüzde 50’si, Erdoğan ne derse ona inanıyor çünkü…

İki hafta önce Kürt oylarını ütmek için Barzani’yi Türkiye’ye çağırdı mesela…

Havalimanındaki karşılamada Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bayrağının asılmasına izin verdi.

MHP’den gelen eleştirileri duymadı bile…

Sonra Diyarbakır mitinginde gördü ki bu “bayrak müsameresi” işe yaramamış…

Kürtler referandumda “evet” demeyecek…

Hemen strateji değişikliğine gitti.

Milliyetçi Türklerin desteğini almak için Kerkük’te bayrak asan Barzani yönetimine üst perdeden tehdit etmeye başladı.

“Hemen o bayraklarınızı indirin. Sadece Irak milli bayrağıyla orada yola devam edin. Yoksa şu anda geldiğiniz noktadan geri adım atmaya mecbur kalırsınız.” dedi.

 

ONE MINUTE

saray spotErdoğan’ın, Erzurumlu amca gibi hayal dünyasında yaşayan pek çok AKP seçmeninin gönlünü kazanmak ve oyunu ütmek için düşman üretme politikası daha ne kadar işe yarar?

Seçimden seçime işe yaradığı ortada…

Örnek mi?

Referandum kampanyasında bu kez İsrail’e tehdit savurma yok mesela…

Ama dün vardı.

“One Minute” olayı ile İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı sonuna kadar kullandı.

Abluka kalkmadı ama Erdoğan İsrail düşmanlığı ile bir kez daha seçim kazandı.

Sonra?

Sonra İsrail yönetimiyle anlaşmak için Mavi Marmara şehitleri üç kuruş tazminat karşılığında satıldı.

Erzurumlu amca ve onun gibi düşünen AKP seçmeni için bu ayrıntılar önemli mi?

Değil elbette…

Ölçü ne peki?

Erdoğan doğru yolda, çünkü düşmanı çok…

 

ESMA KIZIM!

Mısır’da Sisi darbe yaptı, Müslüman Kardeşler’in lider kadrosunu hapse attı.

Günlerce Mursi’yi, gösterilerde öldürülen Esma’yı oy devşirmek için ağzından düşürmedi.

Rabia işareti yapıp durdu.

Hangi sonucu aldı?

Hiçbir sonuç alamadı.

Sadece Erzurumlu amca gibi fanatik seçmenlerin gönlünü kazandı, o kadar…

Zaten Erdoğan için amaç oy toplamaktı, gerisi ise teferruat…

Listeyi uzatmak mümkün…

Esed de nasibini aldı bu tehditlerden…

Irak Başbakanı İbadi de…

saray spot 1

KISIR DÖNGÜ

Komşular ile sıfır düşmanlık politikasından “Oy için gerekirse her komşu ile kavga edilir” durumuna gelindi.

Kavga edecek komşu kalmayınca Almanya ve Hollanda gibi ülkelerle gerilim politikası üretildi.

Sırada ABD var.

Eğer Başkan Trump, 16 Nisan’dan sonra Zarrab ve Fethullah Gülen Hocaefendi’yi Türkiye’ye teslim etmez ise muhtemel bir erken seçim sürecinde bu kez Amerika’ya savaş açılacak.

Açılacak ki Erzurumlu amcanın mantık örgüsü bozulmasın, Erdoğan’ın düşman listesinde eksilme olmasın.

Ta ki 23 milyon seçmen AKP ve Erdoğan’a oy vermeye devam etsin.

Bu bir kısır döngü aslında…

Erdoğan’ı seçmene, Erzurumlu amca gibi fanatik partilileri de Erdoğan’a bağımlı hale getiren bir kısır döngü…

 

DEĞERLİ YALNIZLIK

Ama bunun gittikçe artan çok ciddi bir maliyeti var artık…

Bu karşılıklı bağımlılık AKP’lileri de Erdoğan’ı da yalnızlaştırıyor ve ötekileştiriyor.

“Değerli bir yalnızlık” diye mutlu olabilirler.

“Madem herkes bize düşman, o zaman biz doğru yoldayız” diye kendilerini avutabilirler.

Ama gittikleri yol yol değil, bir çıkmaz sokak…

Yakında, dünyadaki değerli yalnızlık “Saray’da tek başına” kalmaya kadar varabilir.

Benden hatırlatması…

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin