Salgınlar ve liderler

YORUM | YÜKSEL DURGUT

Winston Churchill’den Woodrow Wilson’a, David Lloyd George’dan Franklin D. Roosevelt’e kadar bir çok dünya lideri, hayatta oldukları dönemlerde yaşadıkları hastalıklarla da tarihe geçti. Bugün, dünya Kovid-19 salgınıyla boğuşurken, geçmişe uzanıp liderlerin yaygın hastalıklarla nasıl mücadele ettiklerini bir bakalım. 

Bir tarihçi de olan Yunan General Thucydides, veba salgını sonrası yaşanan yıkımın ve ardından Atina İmparatorluğu’nun çöküşünü kaleme aldığı notlarında hastalığın birkaç yıl içerisinde imparatorluğu nasıl bir yıkıma uğrattığını aktarıyor. Veba, büyük düşmanı Sparta’ya karşı savaştığı sırada Atina’yı vuruyor ve Yunan nüfusunun dörtte biri Ege kıyılarında salgına yenik düşüyor. 

Thucydides’in kendisi de vebaya yakalanıyor. Belirtilerini ayrıntılı ve korkunç yönlerini kaleme alıyor. Thucydides’in notlarında, veba ile sarsılan halkın arasında kamu düzeninin bozulduğunu belirterek geleneklerine bağlı olan halkın cenazelerini törenler yerine sessizce gömdüklerini anlatıyor. Hastalığın bulaşması korkusuyla insanların birbirini ziyaret etmediği, “acı çekenlerin ise yalnızlıklarından öldüğü” bilgisi artık çok tanıdık geliyor. Kovid-19 hastalarının da hayatlarını kaybettikleri anlarda yanlarında kimselerinin olmaması bize geçmişi hatırlatıyor.   

CEPHEDEKİ SALGIN

Birinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında dünya çapında on milyonlarca insan korkunç grip salgını sonucunda öldü. Yaşanan savaşta, hastalık ile mücadele zorluğun en büyük tarafıydı. Hastalık cephe çizgilerini aşarak, savaşın galiplerini yenilgiye uğrattı. 1918 yılının bahar aylarında Fransa’nın Batı Cephesi’ne saldıran Alman askerleri, Müttefik hatlarını kırarak savaşı kendi lehlerine çevirmeyi başardılar. Ancak yayılan hastalık askerlerin fiziksel gücünü azaltarak yenilgiye uğratmıştı. 

Siperlerin diğer tarafında, yayılan grip salgını, Amerikan ordusunu harekete geçirerek Avrupa’ya konuşlanmasına neden oldu. Ancak salgın neredeyse birçok Amerikan askerini de hastalıktan öldürdü. İngilizler arasında yaklaşık 150 bin kişi salgından öldü. Bu rakamlar, ülkenin girdiği 1916’da ve 1917’de ki savaş kayıplarından çok fazla. 

Eski Atina’da olduğu gibi, grip salgını toplumun tüm seviyelerini etkilemişti. 1841 yılında da ABD’nin en kısa süre görevde kalan Başkanı William Henry Harrison pnömoniden öldü. Eylül 1918’de grip, bir tören programı için Manchester’ı seyahat ettiği ziyaret ettiği sırada İngiltere’nin başbakanı David Lloyd George’u da yakaladı. Gripten etkilenen 56 yaşındaki İngiliz başbakanı halka açık etti ancak salgın eşine de bulaştı. 

Grip salgını sırasında ölümden dönen bir diğer lider de Franklin D. Roosevelt. Woodrow Wilson yönetimindeki Donanma Sekreter Yardımcısı olan 36 yaşındaki Roosevelt, 1918 yazında ABD’nin İngiltere ve Fransa ile birlikte mücadelesini görmek için Avrupa’ya geldiği sırada hastalığa yakalandı. Roosevelt, Avrupa’dan evine dönmek için ayrıldığında yüksek ateş ile yatağa düştü. Atlantik’teki bütün yolculuk boyunca hastaydı. Durumu kötüleşti ve her iki akciğerde pnömoni olduğu saptandı. Gemiden bir sedye ile indirildi.

Grip salgını, 11 Kasım 1918’de Batı Cephesi’nde bir ateşkesin yapılmasına neden oldu. Bu ateşkes için mücadele eden birçok personel ve lider salgın hastalıklara yakalandı. Hastalıktan ölen kişilerden birisi de Ortadoğu’nun bölünmesinde söz sahibi olan asker ve diplomat Sir Mark Sykes’di. 39 yaşında olan Sykes, Paris’teki otel odasında ölü bulundu.

BAŞKAN WİLSON VE SAVAŞIN SEYRİ

Başkan Woodrow Wilson da hastalığın yayıldığı dönemlerde ciddi şekilde hastalandı. Wilson’un doktoru Cary Grayson, Başkanın “şiddetli öksürüğe yakalandığını, bu da çok şiddetli ve sık sık nefes almasını engellediğini” kaydetti belgelere… Wilson’un yüksek ateşi birçok insanı korkutmuştu. Gripten etkilendiği zaman, 62 yaşında olan Başkan, barış antlaşmaları konusunda Fransıza, İtalya ve Japonya ile diplomatik mücadelesi içerisinde bulunuyordu. Wilson, özellikle Fransa ile Almanya konusunda barış anlaşmalarının yapılabilmesi için zorlu mücadeleler verdi. Amerikan heyeti ise Başkanın hastalığından diğer ülkelerin yararlanmaya çalışacağına inanıyordu. Birkaç gün boyunca Wilson tartışmalara katılamayacak kadar hastaydı. Wilson’un eşi Edith, “Yatağından kalkmak için çok hastaydı. Ancak yaşanan krizin bir an önce sona erdirilmesi hastalığını unutmak zorunda” olduğunu aktarıyor. Wilson’un hastalığı Almanya ile barış anlaşması müzakerelerinin son aşamalarındaki kararları ile tarihteki yerini aldı. Salgın Paris’te Wilson’ı yakalamamış olsaydı Versay Antlaşması ile Almanya’ya karşı uygulanan kararlar çok daha farklı olur muydu? Bu soruların cevabını bilemiyoruz ancak Barış Anlaşmasının baş mimarı Wilson’un hastalıktan sonra çok değiştiğini yardımcısı anılarında “Wilson çok farklıydı” diyerek aktarıyor. 

CHURCHILL VE AİLESİ

Salgından kurtulmayı başaran önemli bir lider, Roosevelt’in bir sonraki dünya savaşının gelecekteki koalisyon ortağı Winston Churchill idi. Churchill’in yakın çevresinde bulunan birçok kişi hastalıktan hayatını kaybetti. 1919 yılının ortalarında, Churchill’in Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin genelkurmay başkanı olarak seçtiği Mareşal Sir Hugh Trenchard hastalıktan ölenler arasındaydı. Churchill Paris’teki barış görüşmelerinde yer aldığı sırada eşi Clementine de salgın hastalığa yakalanarak yüksek ateş ile uzun süre yattı. Churchill ailesi, Aralık 1921’de Noel’den hemen sonra tekrar grip benzeri bir rahatsızlık geçirdi. Ancak bu sefer çocukların üçünde de yüksek ateş vardı. Churchilller en küçük çocukları Marigold’u kaybetmişlerdi. Churchill salgın hastalıktan kaçarken, 1922’de apandisitten hastalandığında ölüme yaklaştı. Zamanında yapılan müdahale ile hayatı kurtuldu ancak seçimlerin arefesinde geçirdiği hastalık ile partisi de büyük bir yenilgiye uğradı. 

Liderlerin ve hastalıkların bu hikayeleri, tarihin yazıldığı sırada “ya olsaydı” sorusunu akıllara getiriyor. Hastalık, Franklin D. Roosevelt’i ve Winston Churchill’i öldürmüş olsaydı tarihin şekli değişir miydi? II. Dünya Savaşı sırasında Roosevelt’ten daha donanımlı liderlerin olmaması Nazi tehdidine karşı ne tür yıkımlar doğurabilirdi? Ancak Churchill ve Roosevelt hayatta kaldılar ve Batının bulaşıcı Nazi hastalığından korunmasında önemli rol oynadılar. Bu da Onlara farklı bir çağın yazılmasına yardım etti. 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin